Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İnsanca Yaşam ve Din İlişkisi
Cuma, 04 Ağustos 2006 - (19:07)
Maruf Çetin
Genel Yayın Yönetmeni

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Bir davranış biçimini insani kılan, o davranış biçiminin insani kural ve değerlere uyarlanarak gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bu kurallar, din, ahlak, edep, erdem, adalet vs. gibi sayabileceğimiz üst değerlere dayanır.


İnsanca yaşamın kendine has özelliği nedir?

İnsan gerçekte yalnızca insanca yaşamaz. Yani insanın tüm yaşam ve davranışı salt kendi türüne has, özgün değildir. Biyolojik bir varlık olarak insan diğer biyolojik varlıklarla ortak davranış biçimlerine sahiptir. İnsanca yaşam dediğimiz şey, bu ortak davranışı kapsamaz. Ama yalnızca insana özgü olan kısmı insanca yaşama girer.

Kuramımızı teori düzeyinden somut düzeye indirgeyerek örnekleyelim. Yemek içmek, yatıp uyumak, üremek, diğer insanlarla ve toplumla ilişki içinde bulunmak, anlaşmak yada kavga etmek, sevmek yada nefret etmek, hasılı bütün eylemsel, duygusal ve ruhsal halleri sayabiliriz. Her eylemi ortaya koymak bir davranış biçimi sağlar. İnsanın ortaya koyduğu bütün davranış biçimlerini insan dışındaki diğer canlılar da ortaya koyabilmektedirler. Ama bütün bu eylemlerin bir de insani olan bambaşka bir boyutu bulunmaktadır.

Meseleyi bir adım daha ileri götürerek daha da somutlaştıralım. Aslında zikredilen bütün bu davranış eğilimleri insana özgü değildir. İnsan yemek yer, herhangi bir hayvan da yemek yer. Yemeği yemek insani değilken "insan gibi yemek" yalnızca insana özgü ayırıcı bir durumdur. Öyleyse "insan gibi yemek" ile "hayvan gibi yemek" arasında nasıl bir fark vardır? Bir davranış biçimini insani kılan şartlar nelerdir?

Bir davranış biçimini insani kılan, o davranış biçiminin insani kural ve değerlere uyarlanarak gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bu kurallar, din, ahlak, edep, erdem, adalet vs. gibi sayabileceğimiz üst değerlere dayanır. İnsan dışındaki yaşayan hiçbir türün dini, edebi, adaleti, ahlakı yada erdemi yoktur. Eğer varsa bile bu, bilinen insan değerleri formatında değildir.

Salt yemek yeme insani değildir. Köpek, fare ve domuz da aynı şekilde yediğine göre nasıl insani olabilir ki? Fakat helal lokma yemek, tıka basa değil de ölçülü yemek, rızk verdiği için yaratıcının adını anarak ve ona şükrederek yemek, sahip olduğundan başkasına da yedirmek, edep kuralları içinde yemek vs. ‘insan gibi yemek’tir.

İnsanın ayırıcı özellik ve değerleri dindarlık, ahlaklılık, erdemlilik edeplilik ve adilliktir. Şu halde her davranış eğiliminin insanın ayırıcı özelliği olan bu üst değerler sistemine uygun olarak gerçekleştirilmesi insanidir. Burada tersine bir mantık da doğru bir sonuç üretecektir. Bu değerlere uygun olmayan davranış biçimleri insani olamazlar. Hayvan gibi, vahşi yada barbar diye kötülenen durum bu olsa gerek. Bu kriteri insan yaşamındaki her olay ve davranışa uyarlamak mümkündür. Yaşam biçimlerini bu kriterlere uygun olarak düzenleyen toplumlar insani toplumlar iken buna uymayan toplumlar vahşi ve barbar olmaktan kurtulamayacaklardır.

Diğer taraftan bütün bu erdemlerin ve üst değerlerin kaynağında din vardır. Çünkü din, yaratıcının diliyle insana gönderilmiş öğretilerin tümünü içine alır. Yaratıcı insanlara din sayesinde insani faziletleri ve üstün erdemleri öğretir. Yaratıcı; edep, haya, terbiye, ahlak, adalet, hakkaniyet, merhamet ve iyilik gibi duygu ve erdemleri toplumlara insanca yaşamı geliştirmeleri için indirmiştir.

Rahman’ın insanlığa iyilik ve erdemi nasıl öğrettiğine bakınız:

“Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz.” (Bakara 83)

“Yüzlerinizi doğu yada batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Fakat iyilik o kimselerin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Ahitleştiklerinde sözlerini yerine getirenler, sıkıntı ve hastalık durumlarında ve savaşın şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.” (Bakara 177)

Edebi nasıl öğrettiğine bakalım:

“Ey Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Hayırlı olan, takva elbisesidir. İşte bu(nlar), Allah'ın âyetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar. Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık.” (Araf 26-27)

Adaleti nasıl öğrettiğine bakalım:

“De ki: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yüzünüzü O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz." (Araf 29)

“Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa 135)

Böylece din, bütün iyiliklerin ve bütün doğrulukların özünü teşkil eder. Din insanlık için varolan bütün üst değerleri içine alan daha üst bir şemsiyedir.

“Hamd, o Allah'a mahsustur ki kuluna dosdoğru kitabı indirdi ve onda hiçbir eğrilik bulundurmadı.” (Kehf 1)

“Ey insanlar! Size Rabbinizden bir delil (Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur indirdik. Allah'a inanıp O'na sımsıkı sarılanları (Allah), kendisinden bir rahmet ve lutfa sokacak ve kendisine varan dosdoğru yola iletecektir.” (Nisa 174-175)

Şu halde din ve ahlaka uygun olan her davranış biçimi insani, din ve ahlak ile çatışan her davranış ise insanlık dışıdır ve her insanca hareket, dine dayanmalıdır.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Maruf Çetin'in Son 10 Yazısı
   Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
   Nureddin Şirin Ağabeyime
   Çok Eşlilik İbrahimi Bir Gelenektir
   Zülfü Livaneli İslamcılık'tan ne anlar?
   İsrailoğulları'nı bekleyen kıyamet
   Saddam’ın idamı ne anlama geliyor?
   Mezhep Çatışması, Propaganda ve Linç Kampanyaları
   Mezhep Savaşı ve Şia’nın “Sünni Devrimcilik” bağnazlığı
   Ayhan Bilgen ile İbrahim Kiras'a cevap
   Din ekseninde mücadele
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.