Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Avrupa İsrail'i korumak zorunda değil
Pazartesi, 28 Ağustos 2006 - (18:14)
Robert Fisk

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Lübnan'a yollanacak uluslararası güçten asıl istenen İsrail'i koruması. Ama Avrupalılar Arap-İsrail savaşlarının arkasını temizlemekten sıkıldı. Bu sorumluluğu Avrupa veya Türkiye değil, İsrail ve Araplar üstlenmeli


İlk başta, Lübnan'daki geçici BM barış gücü UNIFIL'e 15 bin askerlik yabancı destek yollanacaktı. Şimdiki tartışmalara göre bu sayı 7 bin 500'de kalacak. Bu güç Hizbullah'ı silahsızlandırmayacak; Hizbullah silahsızlanmayı zaten reddediyor. Fransızlar önce 200 asker gönderecekti, sonra 400 asker yollamaya karar verdiler. Sonra İtalyanlar 3 bin askerle katkı yapacaklarını açıkladı. Bunun üzerine, Fransa 2 bin asker daha yollamaya karar vererek toplam katkısını 2 bin 600'a çıkardı. Şimdi Belçika da 700 asker gönderebilir. Peki ya Türkler? BBC bunu söylemese de, Lübnanlı Ermeniler Türk ordusu 1915'te bir buçuk milyon Ermeni'yi katlettiği için Türklerin Lübnan'a gelmesini istemiyor. Tanrım, birilerini aldatmak istediğimizde ne kadar da harikulade bir plan hazırlıyoruz.
Bu tabii ki Lübnan bataklığındaki herkes için geçerli. Kendini kandırmak veya inandırmak, hem Ortadoğu'da hem de Batı'da kanser gibi yayıldı. Hayatlarını feda etmek için genç adamlarını Lübnan'a yollama üzerine açık artırma yapan AB ülkelerinde de... Bize, onların barışı ve ateşkesi korumaya, hayat kurtarmaya gidecekleri söyleniyor.

ABD ve Britanya karışmıyor

Genişletilmiş NATO/UNIFIL gücü 'barış'ı korumaya gitmiyor. Hizbullah'ı yok etmeyi başaramayan İsrail'i korumak için bir tampon bölge oluşturmaya gidiyor. BM bunu reddediyor ama amaç bu son savaşta çok daha fazla kurban veren Lübnanlıları korumak olsaydı, BM gücü İsrail sınırları dahilinde konuşlandırılırdı. Ama hayır, Lübnan'a konuşlandırılacak güç İsraillileri koruyacak.

Arapların ve bizim bunu nasıl kabul ettiğimize dikkat edin; İsrail'in güvenliği ve mutluluğunun aynı bölgede yaşayan Müslümanlarınkinden daha önemli olduğu fikrini nasıl da gururla kabul ettiğimize... Askerlerimiz İsrail'i korumak için Lübnan'a gidecek. Arapların ve Ortadoğu'ya asker gönderme kararını almaya çalışırken söylenip duran Batılı hükümetlerimizin bunun farkında olmadığını mı sanıyoruz gerçekten?

Söylemeye gerek yok, ABD ve Britanya bu karmaşanın parçası olmak istemiyor. Irak ve Afganistan'dan sonra bırakın Lübnan'ı, İsrail'i bile koruyacak durumda değiller. Şimdi onların görevleri, Avrupalıları adil olmayan davranışları ve korkaklıklarının Ortadoğu'da yarattığı bataklığa sokmak. ABD Başkanı Bush UNIFIL'e 'istihbarat' desteği önerdi; bu, hepimizin ne kadar başarılı olduğunu bildiğimiz İsrail 'istihbarat'ı demek.

Avrupalı liderler hafta boyunca telaş içinde karar vermeye çalışırken, BBC dinleyicilerine tanıdık bir hikâye anlatıyordu. The World Today programında, "Avrupalılar konuşmaya hazır ama yürümeye hazır değil" deniyordu. Başka deyişle, İtalyanlar, Fransızlar, Almanlar, İspanyollar, nankör Finlandıyalılar ve Norveçliler Avrupa prensiplerini savunmaya gelince korkak tavuklara dönüşüyordu.

Açıkça görülüyor ki, bu prensipler Amerika, Fransa ve Britanya'nın hazırladığı son BM Güvenlik Konseyi kararı için askerlerin hayatlarını feda etmekten oluşuyor. BBC olayı tümüyle yanlış anlamış. Avrupalılar askeri kayıplardan endişe duymuyor. Bosna'da bir çok kayıp verdiler zaten. Avrupa'da yaşanan şu: Balfour Deklarasyonu, Sykes Picot Anlaşması, 1948, 1967, 1973 veya 1982'deki Ortadoğu savaşları, İsrail'in 1993 ve 1996'daki Lübnan bombardımanları veya son 'minik' Lübnan işgaliyle ilgisi olmayan Avrupa devletleri, bu pis İsrail-Arap savaşlarının arkasını temizlemekten sıkıldı ve yoruldu.

Avrupa'nın büyük kısmı Balfour Deklarasyonu'nda rol oynamadı. Çoğu Avrupa devletinin Yahudi soykırımında affedilemez bir rolü vardı ama yıllar geçiyor ve bugün Ortadoğu'ya gitmesi istenen nesillerin Yahudi soykırımına karşı bir sorumluluğu yok. Tıpkı modern Türklerin büyükbabalarının bir buçuk milyon Ermeni'ye tecavüz edip onları öldürmesinin suçlusu olarak gösterilemeyeceği gibi. Avrupalılar ve Türkler, belki de bu sefer İsrailliler ve Araplardan kendi hastalıklı savaşlarının bedelini ödemesini istiyor.

Gücün başarısız olması kaçınılmaz

Bu ahlak dışı değil. Bush, İsrail'in Hizbullah'la savaşı kazandığını söylüyor. Halbuki İsrailliler bile böyle bir şey diyemiyor. Şimdi, Avrupalılar, Türkler ve zavallı Lübnan ordusu İsrail'in ulaşamadığı amaçları gerçekleştirmek zorunda. NATO İslam'la savaşa girmeyeceği için yenildiklerinde de, İsrail onları 'zavallı küçük İsrail'i terk ettikleri için' suçlayacak. Fransa'ya Vichy Fransası'nın Yahudileri Nazilere teslim ettiği, Belçikalılara ülkelerinin yarısının zamanında Nazi yanlısı olduğu, İtalyanlara faşizmi seçtikleri, İspanyollara da Franco'nun bir faşist olduğu hatırlatılacak.

Araplar sessizce kenarda durup Avrupalıların onlara bir kez daha ihanet etmesini izleyecek. Kazananlar da İran ve Suriye olacak.

(26 Ağustos 2006)

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Robert Fisk'in Diğer Yazıları
   Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
   ABD suçlarını da Saddam'la gömdü
   İran’la savaşın sonu çok kirli olacak
   Blair'in Bush'la İttifakı Bombalandı
   Irkçılığımızı açığa çıkaran görüntülerin ele verdiği yasadışı, ahlâksız bir savaş
   Irak'taki ironiyi kimse görmüyor
   Batı Oryantalist Düşüncelerden Arınmalı
   Londra bombalamaları barbarca, ya Irak'takiler?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.