Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Mezhep Savaşı ve Şia’nın “Sünni Devrimcilik” bağnazlığı
Pazartesi, 09 Ekim 2006 - (14:29)
Maruf Çetin
Genel Yayın Yönetmeni

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Amerikan işgali ile açıkça işbirliği yapanların, Amerikan işgaline açıkça karşı çıkanlara “Amerikan Piyonu”, “Amerikan Köpeği”, “Mossad Ajanı” vs. demesi sizce de ahlaksızca değil mi?


Bugün kim ne derse desin, Irak’ta bir mezhep savaşı var. Artık bunu inkar etmemiz mümkün değil. Sorun el-Kaide’yi de Zerkavi’yi de aşmış bulunuyor. Bu güne kadar Irak’taki mezhep savaşının el-Kaide’nin şii düşmanlığından kaynaklandığı söyleniyordu. Buna dair ciddi kuşkularım var. Bugün Irak’ta varolan, Şiilerin tek taraflı olarak saldırıya uğramaları durumu değildir. En az Şiiler kadar, hatta daha fazlası Sünni kesim de saldırıya uğruyor. Camileri ve kutsal mekanları bombalanıyor, kendilerine karşı suikast ve bombalı saldırılar gerçekleşiyor, din adamları ve saygın kişileri kaçırılıp işkence ve infaz ediliyor ve her gün onlarca sivil Sünni öldürülüyor.

Buna karşın mutedil bir şii alimi olarak kabul edilen Lübnanlı Muhammed Hüseyin Fadlallah bir söyleşide şöyle demektedir:

“Lübnan'daki mücahitler, Lübnanlı ve Filistinli sivilleri katleden barbar Yahudilerle ümmet savaşına girip İsrail'e karşı ilk kez bu derece önemli zaferler kaydederken, Irak'ta bazı fanatik tekfirci gruplar kör mezhepçi temellere dayanarak sivilleri acımasızca öldürüyor.” (Yazının Ayrıntıları için Tıklayın!)

Fadlallah’ın Şiilere ve Şiilerin kutsal mekanlarına karşı yapılan saldırıları kınaması elbette doğru karşılanmalı ve bu görüşlere hepimiz sahip çıkmalıyız. Fakat Fadlallah’ın Sünnilere ve Sünnilerin kutsal mekanlarına yönelik şiddet hareketlerinden bahsetmemesi sizi bilmem ama beni rahatsız ediyor.

Fadlallah ve diğer tüm Şiiler kendilerini vuran, o bilinmeyen elin CIA ve Mossad’ın güdümündeki el-Kaide, selefiler, tekfirciler, vahhabiler, saddamcılar, fanatik Sünniler, Amerikan uşakları vs. olduğunu dile getiriyor. Peki Sünni sivilleri ve kutsal mekanları vuran kim? Şiilerin küçük bir istisnası hariç (Sadr grubu gibi) tamamının Amerikan işgali ile birlikte hareket ettikleri biliniyor. Bir çok eylemi birlikte yürütüyorlar. Dolayısıyla Şiiler özellikle direnişçilerin bulunduğu bölgelerde Sünnilere karşı temizlik harekatına bizzat katılıyor. Şii milisler Amerikalıların savaş suçu işledikleri Felluce operasyonuna katılmakla kalmamış, aynı zamanda el-Hekim gibi şii liderler sözlü beyanatta bulunarak bu operasyona açıkça destek vermiştir. Bu durumda Amerikan işgali ile açıkça işbirliği yapanların, Amerikan işgaline açıkça karşı çıkanlara “Amerikan Piyonu”, “Amerikan Köpeği”, “Mossad Ajanı” vs. demesi sizce de ahlaksızca değil mi?

Hem olayın tek müsebbibi olarak Mossad’la birlikte hareket eden tekfircilerin gösterilmesi ne demek? Amerikalılarla, CIA ve Mossad ile kurumsal olarak çalışan kim? Amerika’ya karşı direnen; el-Kaide de dahil Sünni gruplar mı, yoksa Amerikalılara tek bir kurşun bile sıkmayan ve onunla Irak hükümeti çatısı altında her türlü işbirliği yapan Şii kesim mi? Fark ettiniz mi bilmem ama komik iddia tekrarlanıyor: Amerika ile açıkça işbirliği yapanlar, başkalarını Amerikan işbirlikçiliğiyle suçluyor.

El-Kaide’nin liderlerinden Zevahiri Lübnan savaşı sırasında “Lübnanlı ve Filistinli kardeşlerimizin yanındayız ve mücadelelerini destekliyoruz” dediğinde bir Hizbullah liderinin: “Bizim terörist örgütün desteğine ihtiyacımız yoktur. Terörist örgüt Hizbullah’ı lekelemek için bu sözleri sarfediyor” demesi Hizbullah ve Fadlallah da dahil Şiilerin mezhep ittifakına ve kendinden feragat etmeye hazır olmadığını göstermektedir. Mezhep çatışması zina suçu gibidir: İki taraflı yapılır. Bu durumda sadece kadını recm etmek ne kadar adilce bir durumdur? Tek bir tarafı suçlayarak olayı çözemezsiniz. Mezhep çatışmasını sona erdirmek takiye yapmaksızın karşılıklı feragat etmeyi gerektiriyor.

Fadlallah’ın bahsettiği tekfirciler kim? El-Kaide’yi kastediyorsa onlar tekfirci değil. el-Kaide için de Taliban için de Vahhabi diyorlar. Halbuki ne Taliban ne de el-Kaide vahhabi değildir... Taliban Hanefi mezhebine bağlı sünni bir harekettir. El-Kaide ise Abdullah Azzam’ın görüşlerini taşıyan ihvanı müslimin kökenli Sünni, selefi bir harekettir... Benzer yaftalamalar diğer sünni/selefi kesimler için de kullanıyor. Örneğin Çeçen direnişçileri sırf şii peyki olmadıkları için vahhabi diye suçlanıyor, Çeçen direnişi bir şekilde karalanmaya çalışılıyor.

Şiilerin tekfir edilmesi selefi bir anlayış değildir. Ehli Sünnet’in geleneksel bir yaklaşımı olarak Rafiziler (Şiiler) bidat ehli ve hak yoldan sapmış bir fırka olarak kabul edilir. Halbuki devrimci Sünni akım olarak nitelenen selefiler mezhep kaygusu taşımadıkları için özellikle devrimci Şiiler için aynı yargıları taşımazlar. Selefilik islamın, Hz. Peygamber dönemindeki gibi anlaşılması ve uygulanmasını isteyen, İslamın altın çağı olarak bilinen sahabe dönemini, asrı saadeti örnek alan bir akımdır ve mezhepçiliği İslam ümmetinin yapay bir sorunu olarak görür. Hasan el-Benna’dan Mevdudi’ye, Seyyid Kutub’a kadar bütün sünni/selefi liderin mezhepsel görüşü bu minval üzeredir. Halbuki mezhep tartışması ve mezhepsel kutuplaşmalar İran İslam devriminden sonra yeni bir boyut kazandı. İran’ın devrim ihracı olarak gerçekleştirdiği şiilik ihracı yeni mezhepsel kutuplaşmasının doğmasına yol açtı.

İran İslam Devrimi kurumsal şiiliğin devrimci şiiliğe destek vermesiyle başarıya ulaştı. Ne var ki kısa bir süre sonra kurumsal şiilik devrimci şiiliği teslim aldı. Caferilik İslam Cumhuriyetinin tek anayasal mezhebi oldu. İslam dünyasına yönelik devrim ihracı faaliyetleri şiilik ihracına dönüştü. Bu yeni konsept ile İslami devrimciliğin şiileşmek olarak algılandığına tanık olduk.

Mezhep ittifakı çerçevesinde şii dünyasının muhatap aldığı kurumsal sünniliktir. Buna karşılık devrimci Sünniliğe rağbet ettikleri, destek verdikleri pek görülmemiştir. Bu yüzden İran İslam Cumhuriyeti Mısır İslami hareketleri ile değil, Mısır devleti ile, Suriye İslam Cephesi ile değil, Suriye Baas devleti ile ve hatta Çeçen direnişi ile değil, Rusya ile işbirliği yapar, onlara destek verir. Halbuki İranlı Şii liderler Afganistan’da Taliban iktidara geldiğinde onunla Hafız Esad ile olduğu kadar bir uzlaşma arayışına gitmemiştir. Ve bu arayışlar için bahanelere sığınmanın faydası olmadığı kanatindeyim.

Çok acı bir gerçektir ki Şii liderler hemen her seferinde devrimci Sünni/selefi hareketlere karşı düşmanca davranmıştır. Suriye İslami Hareketinden Afganistan cihadına, Çeçen direnişinden Mısır’a kadar Sünni İslami hareketlere her zaman kötü davranmışlardır. İranlı şii liderler 1980’li yıllarda Suriye İslami Hareketi hakkında da “Bunlar Amerika ve İsrail’in Hafız Esad’a Camp David’i dikte etmek için kiraladığı katiller sürüsüdür” ifadesini kullanıyorlardı.

Çeyrek asır sonra ne değişti? Bu sözleri yine başkaları için kullanıyorlar. İşte Taliban, işte Zerkavi, işte Bin Laden, işte Basayev…

Gerçekten İslam ümmeti adına acı bir durum!..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Maruf Çetin'in Son 10 Yazısı
   Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
   Nureddin Şirin Ağabeyime
   Çok Eşlilik İbrahimi Bir Gelenektir
   Zülfü Livaneli İslamcılık'tan ne anlar?
   İsrailoğulları'nı bekleyen kıyamet
   Saddam’ın idamı ne anlama geliyor?
   Mezhep Çatışması, Propaganda ve Linç Kampanyaları
   İnsanca Yaşam ve Din İlişkisi
   Ayhan Bilgen ile İbrahim Kiras'a cevap
   Din ekseninde mücadele
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.