Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Batı Oryantalist Düşüncelerden Arınmalı
Cumartesi, 30 Temmuz 2005 - (18:00)
Robert Fisk

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Konuyu derinden incelemek istiyorum. Eğer dinlerinin bütün bu olanlarla ilgili olmadığına inanmıyorsak, İslâm'ın geri kalmış, kalkınma için yetersiz bir din, belki de bir şiddet dini olduğuna inanıyorsak. Bilmeliyiz ki bütün bunlar bize oryantalist düşüncenin öğrettiği doğru olmayan düşüncelerdir.


Fransız tarihçi Stephan Odien Rossiu, yakın bir zamanda batı dünyasının şiddetle temayüz eden büyük bir savaşın mirasçısı olacağını ileri sürüyordu ve 1945'te görüşlerini şöyle özetledi: “Kore'de, Cezayir'de Vietnam ve Irak'ta varlığı bulunan Batı olarak biz bu savaşı düşünemedik. Bu savaşın bize farklı şekillerde yansıyacak etkisini anlayamadık. Örneğin 'terör'gibi. Farklı bir savaşla karşı karşıya olduğumuzu itiraf etmek istemiyoruz” Belki de Stephan politikacıların da (ki ben Lord Blair'i işaret etmek istiyorum) bu savaşı kasten reddedeceklerini ekleyecekti. “Biz şeytanla savaşıyoruz. Ve bu savaşın ne Filistin'in, ne Afganistan'ın ne de Irak'ın işgaliyle ilgisi var. Bu savaşın Ebu Gureyb'de yapılan işkencelerle, Guantanamo'da yapılan suçlarla da bir alakası da yok. Gerçekten yok. 'Karşımızda bir acımasızlık ideolojisi' var. Sınırsız, karanlık bir şer gücü.”

Ancak bu düşüncenin iki ana yanlışlığı var. Birincisi soyut olarak (acımasız) Şeytan kelimesiyle başladığımızda aslında dinden bahsediyoruz. Hayır ve şer. İlah ve şeytan. Londra'daki saldırıların arkasında Müslümanlar vardı. (Ya da onlar olduğuna inanılıyor.) Bu yüzden İngiltere'de yaşayan her bir Müslüman da bundan sorumlu tutulmalı ve üzüntü duymalı. Bizler Hrıstiyanların ise böyle bir durumla karşılaşmamız gerekmez, çünkü biz Müslüman değiliz. Biz üzerinden 10 yıldan fazla bir süre önce Hrıstiyan Sırpların eliyle katledilen 8000 bin Müslümanın öldürüldüğü katliam için de üzüntü duymamalıyız. Yapmamız gereken tek şey 'Zamanında bir şey yapmadığımız için özür dileriz” demek olacak. Ancak Müslümanlar –Sadece Müslüman oldukları için- kendileriyle alakası olmayan konulardan dolayı üzüntülerini ilan edecekler. Sanırım sorunun özü de burada yatıyor. Ben bu konuyu derinden incelemek istiyorum.  Eğer dinlerinin bütün bu olanlarla ilgili olmadığına inanmıyorsak, İslâm'ın geri kalmış, kalkınma için yetersiz bir din, belki de bir şiddet dini olduğuna inanıyorsak. Bilmeliyiz ki bütün bunlar bize oryantalist düşüncenin öğrettiği doğru olmayan düşüncelerdir.

Başkalarını küçük görme ve düşman addetme yöntemimiz normal bir yöntem değil. Eski Müsteşriklerin bir çoğunun Doğu toplumlarıyla ilgili intibaları iki şey üzerine kuruluydu. Nefret ve basiretsizlik. Nefretin nedenlerinden biri cezalar diğeri ise paşaların kadınlara karşı olan sevgileriydi. Kadınlar için deli oluyorlardı. Bu yüzden batılılar, çok evlilik düşüncesinin gerçekten çok uygun olduğunu gördüler. Bizzat söylenebilir ki bazı Müslümanlar, batının yıkılmışlığına inansalar da ondan bazı değerleri alabilirler. Geçtiğimiz yıllarda Lübnanlı bir arkadaşımın oğlu, İngiltere'nin güneyindeki bir okulda üç yıllığına eğitim almaya gittiğinde çok şaşırmıştım. Lübnan'dan Londra'ya bazı gelişlerinde yanında ailesine ait kasetler ve mektuplar getirirdi. (Tabi o günler internet devriminin henüz yaşanmadığı büyük günlerdi.) Kız arkadaşıyla birlikte benimle buluşur, geri kalan gecelerini birlikte geçirdiği kız arkadaşının evine gitmeden benimle birkaç bardak bira içerdi. Ancak mezun olmadan bir yıl önce annesini aradı ve kendisinden evlenebileceği bakire bir kız bulmasını istedi. Bunun üzerine çok düşündüm. İngiltere'de ne yapıyordu, Neden vaktini bizim gibi değerlendiriyor daha sonra tüm bu yaşam tarzına sırtını dönüyordu.  

Her ne kadar aralarında ortak bir bağ olmasa da alın size başka bir örnek. Zeyyad El Cerrah, kendisine gelecekle ilgili bir söz vermese de Almanya'da bir Türk kızıyla yaşıyordu. 11 Eylül 2001 tarihinde kız arkadaşını aradı ve kendisine “Seni seviyorum” dedi. Kız ona nişan mı yapıyoruz diye sorunca o yine “Seni seviyorum” diye tekrarladı. Sonra hat kesildi. Sonra uçağa bindi, yolcuları rehin aldı ve uçağı Pensilvania'ya düşürdü. Kız arkadaşının sesini duyduğunda ve ona seni seviyorum derken aklından neler geçiyordu. Babası olayı duyduğu zaman adeta sersemledi. Tıpkı Londra saldırılarını gerçekleştirenlerin babalarının yaşadığı gibi Bugün dahi Zeyyad'ın babası oğlunun yaptıklarına inanamıyor. Bilakis oğlunun evine dönüşünü gözlüyor.

Bugün batıda yaşayan Arapların kendi yaşadıkları toplumları bazen sevip bazen nefret etmelerini alaya almamız zor. Ancak ben özellikle İngiltere'de yaşayan Müslümanlardan aldığım mektuplardan, onların kızgınlıklarının esas nedenini anlayabilirim. Onlar (birçokları) baskı altındaki ülkelerden geliyorlar. Siz kalanları biliyorsunuz. Bu yüzden İngiltere'de kendi yaşamları ile etraflarını çevreleyen toplum arasında güçlü bir parçalanma yaşanıyor olabilir. İngiltere'deki toplumsal ve siyasal özgürlükler onlar için çok garip gelebilir. Seçilmiş bir hükümetin kendi askerlerini Irak'ı işgal etmek ve birçok Müslümanı öldürmek için gönderdiğini öğrendikleri zaman işte bu, onları daha tehlikeli bir ayrışmaya itiyor. İngiltere'de güzel bir yaşam sürebilir, her şeyden tadabilirler. Bunlardan bazılarına göre yeni ve tat alması hoş olan şeyler İslam'a göre haram da olabilir. Bana kızmayın. Bizzat tanıdığım Müslümanlar var. Haramdan uzak duruyorlar ve farklı dinlere mensup kadınlarla saygı ölçüsü içerisinde muamelede bulunuyorlar. Ancak bazıları da var ki onlarda kolayca özgürlüğün tadını çıkarıyorlar. Özgürlüğün tadını çıkaranlar da bunun günah olduğunu hissediyorlar. Toplumda yaşadığı zevkten dolayı günah korkusuna kapılıyorlar. Ancak yaptıklarının toplumda fesat çıkardığını düşünerek korkuya kapılanlar da var. Özellikle de Pakistan'daki medreselere gidip bu konuda dini düşünceler edinenler. Onların özel sorunları var. İşte bu noktada Filistin, Afganistan ve Irak konuları ateşleyici oluyor. Bu andan itibaren onlar kendilerini bu dünyadan kurtarmak ve aynı zamanda kızgınlıklarının nedenini, siyasi acziyetlerini yaptıklarıyla ifade etmek istiyorlar. Benin inancıma göre yaptıklarıyla kendi günahkar nefislerini ve başkalarının da bozgunculuk suçunu parçalamak istiyorlar. Bunun için kendi dindar akranlarının, onlarca masum insanın öldürülmesi istense dahi. Bu yüzden kendilerine dokunulmadığı sürece sırt çantaları ve bombalar zinciri sürecek. Telefonda seni seviyorum dedikten ve ahize yerine konduktan birkaç dakika sonra bir şeyler olmaya devam edecek.

  Robert Fisk: The Independent gazetesi yazarı ve Ortadoğu uzmanı

 
Bu makale Metin Mutanoğlu tarafından İslamdünyası için tercüme edilmiştir.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Robert Fisk'in Diğer Yazıları
   Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
   ABD suçlarını da Saddam'la gömdü
   Avrupa İsrail'i korumak zorunda değil
   İran’la savaşın sonu çok kirli olacak
   Blair'in Bush'la İttifakı Bombalandı
   Irkçılığımızı açığa çıkaran görüntülerin ele verdiği yasadışı, ahlâksız bir savaş
   Irak'taki ironiyi kimse görmüyor
   Londra bombalamaları barbarca, ya Irak'takiler?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.