Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
AK Parti Gri’leşecek mi?
Pazar, 29 Ekim 2006 - (22:58)
Abdurrahman Dilipak

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

DYP radikalleşirken AK Parti ve MHP grileşiyor mu? Bu dönem yapılan kongrelerde yönetime seçilecek kişiler, Kasım 2007 seçimlerinde adayları belirleyecek kadro olacak..


Özellikle AK Parti ve MHP için bu kongre bu açıdan çok büyük önem taşıyor..

MHP de derin bir hesaplaşma sözkonusu. AK Parti’de ise, Erdoğan “sessuzluk” istiyor.. Göreceksiniz bütün tartışmalı isimleri geri çekecek.. Kürtleri de.. Beyaz da değil, gri isimleri öne çıkartacak..

Tek kriter “Sadakat”. Erdoğan’a göre parti son derece önemli bir geçiş döneminde bulunuyor..

Partide hizipçilik, parti içi muhalefet yapma hevesindeki isimler izole edilecek.. Deniyor ki, parti yönetiminde kendi içinde grublaşmaları önlemek için atomize olacak şekilde tekil kişiler öne çıkartılacak..

Dikensiz gül bahçesi hayalleri her zamangüzeldir ama hiç de gerçekçi bir beklenti değil sonuçta. Aksine bu beklentilere dönük tedbirler bu işi ajite etmekten başka bir işe yaramaz çoğu zaman..

Farklılıklarımıza rağmen barış içinde bir arada yaşama, birlikte karar alma, yönetişim denilen şey konusunda pek becerikli değiliz.. O kutsal, la yüs’el “karizmatik lider” “teb’a ve reaya” kültüründen kurtulamadık gitti.. AK Parti bu anlayışa tepkinin adı idi bir bakıma, ama zamanla o da aynı zemine kaydı.. Kongre sürecinde yaşananlar da bunu gösteriyor..

Listeye girecek isimler şimdilik belli değil. Her şey Erdoğan’ın kafasında gizli.. Kimse “ben aday olmak istiyorum” demiyor çünkü o zaman ilk tasfiye olacakların başında kendi isminin geleceğini biliyor.. AK Parti’de de “görev istenmez verilir” anlayışı hakim..

Erdoğan’ın kongrede de ılımlı mesajlar vermesi, kimseyi hedef seçmemesi bekleniyor.. Yani dışarıdan kimse ile inatlaşmayacak. Ne CHP ile, ne ABD, ne AB, ne de kendi geleneksel tabanı ile.. Askerlerle de tartışma istemiyor.. Örgüte ise “sabırlı ol” ve “bekle gör” mesajı veriliyor..

Şimdilik her şey 11 Kasım’a endekslenmiş gibi.. Bugünkü 29 Ekim törenleri, MGK, 4 Kasım, 10 Kasım, bunlar kritik günler..

Erdoğan için bir diğer can sıkıcı gelişme açıklanacak olan AB raporu.. Kerkük ve Kıbrıs’taki gelişmeler. Lübnan’da suların yeniden ısınmaya başlaması.. PKK ile ilgili muhtemel, sürpriz gelişmeler, irtica ve terör tartışmaları.. Papa’nın gelişi de ayrı bir tartışma konusu. Erdoğan, Papa geldiğinde Ürdün’de olacakmış.. O bu tartışmanın dışında kalsa da tartışma burada devam edeceğe benziyor.. Eve misafir gelirken ev sahibinin misafirliğe gitmesi de ilginç bir durum..

Erdoğan’ı en çok düşündüren 3 Kasım’dan bu yana partideki % 8’lik erime.. CHP’de de bir artış yok, aksine o da %8 erimiş ve baraj altına düşmüş durumda.. DYP 9, MHP %7 ile baraja en yakın iki parti.. DSP, SP, BBP oylarında küçük artışlar sözkonusu.. Ciddi bir Kararsız kitlesi var.. Onlar suların durulmasını bekliyor..

Birilerinin Erdoğan’a böyle bir zamanda “bi taraf” olanların “bertaraf” olabileceğini hatırlatması gerekir.. Kararlılık gösterenlerin belli bir riski alacakları doğru, ama risk almadan başarı beklemek de hayal..

Hem zaten birileri bir şey yapacaksa, bir şey olması gerekmiyor. O şartları oluşturuyor.. Asıl o oyuna karşı hazırlıklı olmak, tedbir almak gerekiyor..

Biyonik robotlardan oluşan, emir komuta zinciri içinde hareket eden bir yönetim kadrosu, partinin tükenmesine de sebeb olabilir. Öz güven eksikliği, grub, örgüt ve tabanla, toplumla diyaloğun kopmasına sebeb olabilir..

Önce salimen kongreye ulaşmak, ardından parti yönetiminin salimen oluşturulması, onun ardından grubun yeniden yapılandırılması ve derken herhalde sıra, uzun zamandır konuşulan ve bir türlü gerçekleşmeyen kabine revizyonuna gelecek.. Tam da bütçe müzakereleri başlarken aslında zorlu bir süreç bu..

AK Parti merkez parti olma iddiasında. Bu noktada sağı, solu, liberali kendi renkleri ile değil de, renkleri solmuş şekilde grileşerek üst üste yığılacak olursa bana kalırsa cazibesini, canlılığını yitirir.. Eğer herkes kendi renginde kalacaksa o zaman da belli oranda bir iç rekabeti kabul etmek gerek.. Ya da parti bunları meczedip kendine has yeni bir renk icad edecekse o takdirde tekilleşir. O hercai renk cümbüşü kaybolur.. Çoğulken tekilleşmek intihardır.. Oysa tekilden çoğullaşmak mümkün olabilir, bu da kolay olmasa da... Özellikle “tek lider” ve “tek fikir” “ulu önder” anlayışı ile çoğul bir yapı tabii ki mümkün değil.

Grileşmek, solmak demektir.. Soldurursanız daha kolay yönetirsiniz, ama canlılığınızı kaybedersiniz..

Bir de ulu çınarların gölgesinde ot bitmezmiş.. Çok parlak fikirler, ya da hamasi, yüksek, ulvi siyasi hedefler, küçük fikirler, küçük hedeflere hayat hakkı tanımıyor.. Oysa siyasetin objektifi tekil değildir.. Uzağı da göreceksin, yakını da, zoomlayacaksın da, fixnet de bakacaksın.. Uzaklara bakarken önündeki çukura düşersen, o uzak hedefler ham bir hayal olarak kalır..

Bazı fikirler kulağa hoş gelse de, uygulamaları gerçek bir felakete dönüşebilir.. Evdeki hesaplar her zaman çarşıya uymayabilir.. Bütün ipleri elinde tutmak isteyenler, genellikle Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olurlar.

Siyaset zor zanaattir. Hele de hem her şeyi isteyip, hem de hiçbir bedel ödemek istemeyen toplumlarda, her şeye müdahil olmak isteyen liderlerin varolduğu, toplumun dini, etnik, ideolojik ve politik farklılıklarına paralel aynı özelliklere sahip, aynı işe talip birden fazla hareketin olduğu toplumlarda, bu iş daha da zordur.. Tek parti, tek lider, takriri sûkun, açık oy gizli tasnif, İstiklal Mahkemeleri, ebedi şeflik müessesesi boşuna mı çıktı.. Bu ülkede niye bu kadar çok darbe oluyor ve militarizm niye bu kadar güçlü? Vardır elbette bir sebebi, düşünmek gerek. Baksanıza siyasi liderler bile komutan edasında.. Karargahlarda karar alıyorlar ve emir komuta zinciri ile hareket ediyorlar..

Selâm ve dua ile.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Abdurrahman Dilipak'in Son 10 Yazısı
   Mehdi mi dediniz?
   Efkar bastı!
   Futbol, bir din ya da put mu?..
   “Allah sana rahmet etmesin!?”
   Cehaletin böylesi - 2
   Cehaletin böylesi - 1
   Ker-bela
   Pakistan, Kenya derken!
   Ah Gregory ah!
   Novo Ordo Seclorum ya da, Süleymaniye’den Pakistan’a..
   BENAZİR'İ DE VURDULAR...
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.