Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Kerkük neyin anahtarı
Pazar, 11 Şubat 2007 - (21:47)
Prof. Dr. Mahir Nakip

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Bush yönetimi “Kerkük Irak'ın iç meselesidir” demekle, şehrin Kürtlere bırakılması taraftarı olduğunu zımnen ifade etmiş olmaktadır. Aslında planlı bir şekilde nüfusu 700 binden bir milyon 400 bine çıkartılan Kerkük'te referandumun sonucu şimdiden bellidir.


Irak, savaşın başladığı Mart 2003 tarihinden başlayarak 2007'ye girerken, göstermelik demokratikleşme sürecinin en önemli aşamalarını tamamlamış görünüyor. Birinci seçim yapılmış ve kurucu meclis görevini tamamlamıştır. Bu meclis anayasayı hazırlamış ve halk oylamasına sunmuştur. Referandumla anayasa kabul edilmiş, arkasından ikinci seçimler yapılmış ve nihayet 2006 yılında, 4 yıl Irak'ı yönetmesi düşünülen Maliki Hükümeti kurulmuştur. Boşa dönen bu demokrasi çarkı, Irak'a hiç bir şey getirmediği gibi, ciddî bir zaman kaybına sebep olmuştur. Bugün Irak tamamen kontrolden çıkmıştır. Savaşın başından bugüne kadar ölen sivillerin sayısı bir milyona yaklaşmıştır. Yurtdışında yaşayan Iraklıların nüfusu dört milyonu aşmıştır (mevcut nüfusun takriben %20'si). Yurtiçinde iç mülteci durumuna düşen Iraklıların sayısı 1.5 milyonu civarındadır. Özetlersek;

- Kürtler ABD'nin her türlü siyasî, askerî ve malî desteğini arkalarına alarak, bağımsız bir devletin sahip olabileceği her türlü kolaylığı, imkânı ve rahatlığı elde edebilmişlerdir.

- Bütün kesimleriyle Şiiler İran'dan ayrı ayrı destekler görerek ve nüfus üstünlüklerini de buna katarak, Kürtlerden geri kalan Irak'ın hâkimi durumuna geçmişlerdir. Şiilerin politikalarında Iraklılıktan çok İranlılık kokmaktadır. Şiiler tek çatı altında görünseler de, her konuda hemfikir oldukları söylenemez. En azında Sadr grubu şu anda hem meclisteki hem de hükümetteki ortaklıklarını askıya almıştır.

- Sünni Araplar önce sistemin dışında kalarak muhalefeti tercih ettiler. Anayasayı tekrar gözden geçirilmesi şartıyla, 2006 yılında seçime girerek, çözümsüz denkleme dahil olmuşlardır. Bunda Türk Hükümeti'nin gayretleri önemlidir. Ancak, bugün sistemin uyumlu bir elemanı oldukları söylenemez.

- En büyük haksızlık ve zararı Türkmenler görmüştür. Dışlanma sürekli devam etmektedir. Bu dışlanmanın kaynağı Araplar değil, özellikle KDP (Kürdistan Demokratik Partisi) ve KYB (Kürdistan Yurtseverler Birliği)'dir.

- En olumsuz gelişme, anayasanın Kerkük'ün kaderini belirlemede yaşanmıştır. Anayasa'nın 140. Maddesi gereğince referandum sadece Kerkük'te yapılacak ve bu önemli şehrin nereye tâbi olacağına karar verilecektir.

2007'nin gündemi

2007 yılının bir dönüm ya da kırılma noktası olma ihtimali yüksektir. Üç önemli konu değişimin dönüm mü yoksa kırılma mı olacağını belirleyecektir. İlki hükümetin, biriken sorunların çözümünde göstereceği başarıdır. İkincisi yeni anayasa komisyonunun tartışmalı anayasa maddelerinin değiştirmesinde kaydedeceği ilerlemedir. Üçüncüsü de Kerkük sorunudur. Anayasa referandumu sırasında bir oldu-bittiye getirilen Kerkük, çok ciddî baş ağrılarına sebep olacağı kesindir. Birileri dünyanın gözü önünde yüz binlerce insanı para karşılığı ve ümitler vererek bir şehre doldurmuş, sonra da ona anayasada hukukî bir kılıf hazırlayarak, arkasından bir uydurma referandumla şehri yutacak! Saddam, petrol zengini Kuveyt'i yutmak isterken başına ne geldiyse, Kerkük'ü yutmak isteyenin de başına aynı akıbet geleceği muhtemeldir.

ABD, Kerkük konusunda tarafsız gibi duruyorsa da aslında taraf tuttuğu açıktır. 2003 yılından bugüne kadar Kerkük'te cereyan eden haksızlıkların hepsi ABD yönetiminin gözü önünde olmuştur. Türkiye Hükümeti'nin bu süre içerisinde Kerkük'le ilgili yaptığı uyarılara ABD kulak tıkamıştır. Baker-Hamilton raporu, Türkiye'yi haklı çıkararak Kerkük'ü bir barut fıçısına benzetmiş ve referandumun ertelenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ancak, Bush Irak'la ilgili yeni politikasında bu raporun aksine kararlar alarak Kerkük sorununa hiç değinmemiştir. Aslında bu konuda ABD'de faaliyet gösteren Kürt yanlısı lobilerin etkisi çok olduğu tahmin edilmektedir.

Türkiye Hükümeti uzun bir süreden beridir Kerkük'ün demografik ve etnik yapısının değiştirilmesini kabul edilemez olduğunu ve tarafların bir araya gelmesiyle bu sorun çözülemezse, referandumun Irak çapından olması gerektiğini savunmakta, o da olmazsa referandumun makul bir süre ertelenmesini önermektedir. Komşu Arap ülkeleri ve İran, Kerkük'ün en azından Kürt siyasî gruplarına teslim edilmesine karşı ve esas adımın Türkiye tarafından atılmasını gözlemektedir. Mısır, Ürdün, Uman gibi Arap ülkeleri de Türkiye'nin yanında yer aldığını biliyoruz. Bu konuda Türk Hükümeti'nin dış politikası olumlu neticeler verdiği açıktır.

Irak'ın içindeki dinamikler de dışarıdan farklı gözükmüyor. Şiilerin El-Hekim kanadı Kerkük konusunda şimdilik suskun durmaktadır. Ancak sorunun buraya kadar gelmesinde, ya da en azından anayasanın 140. Maddesi'nin metne girmesinde sorumlu taraf El-Hekim'in bizzat kendisidir denilebilir. Caferî cenahı vadenin gelmesini beklediği halde Kerkük'ün Kürtlere verilmesine sıcak bakmamaktadır. Sadr grubu ise Kerkük için savaşabileceklerini vurgulamaktadırlar. Şii Fazilet Partisi de Kerkük konusunda hassa davranmakta ve Kürtlere verilmemesini savunmaktadır. Bilumum Sünni gruplar Kerkük'ün, Irak'ın bütününe ait olduğunu söylemektedirler. Türkmenlerin görüşü bellidir. Türkmenler, Kerkük'te yaşayan Araplarla işbirliği yaparak sandığa gitmeyeceklerini resmen deklere etmişlerdir. Kürtler ise Kerkük'ün sözde Kürdistan içinde olduğunu iddia etmekle beraber, Talabani, “Kerkük konusunda görüş birliğine vararak halledilmeli” derken, Barzani “Kerkük için savaşmaya hazırız” diyebilmektedir. Hülasa, Barzani'nin dışında kimse fanatik düşünmemektedir. Demek ki Kerkük kolay kolay yutulur bir lokma olmayacak ama çözümü de kolay olmayacaktır.

Muhtemel senaryolar

Bush yönetimi “Kerkük Irak'ın iç meselesidir” demekle, şehrin Kürtlere bırakılması taraftarı olduğunu zımnen ifade etmiş olmaktadır. Aslında planlı bir şekilde nüfusu 700 binden bir milyon 400 bine çıkartılan Kerkük'te referandumun sonucu şimdiden bellidir. Ancak, ABD'nin bildiği bir gerçek daha vardır: Kerkük, Irak'ın bir arada kalmasının anahtarıdır. Kerkük, Kürdistan'a dahil olduğu takdirde, Kürt devletinin ilan edilmesi an meselesi ya da siyasî konjonktüre bağlı olacaktır. Kuzey Irak'ta Kürdistan'ın devlet olması, Güney Irak'ta bir Şii Arap devletinin kurulması demektir. Bu da İsrail için Saddam'dan daha büyük bir tehlike demektir. Bu çelişkiyi yaşayan ABD, uzun vadeli değil, kısa vadeli düşünmektedir. Ayrıca Kürt devletinin kurulması büyük bir ihtimalle Türkiye'nin müdahalesini doğuracaktır. Çünkü, Türkiye Hükümeti bu tehlikeyi önceden görmüş ve bu durumda nasıl davranacağını beyan etmiş bir hükümettir. Türkiye'nin bu politikasının aslında yadırganacak bir tarafı yoktur. Çünkü sözde Kürdistan Parlamentosu bundan bir kaç ay önce anayasasını ilan etmiş ve bu anayasada şimdiki Kürdistan sınırının kabul edilemez olduğunu; asıl sınırın ise Sevr Anlaşması'nda çizilen sınır olduğu açıkça ifade edilmiştir. Bu da açık bir şekilde Türkiye'ye yöneltilen bir tehdittir.

Ayrıca, Kerkük'ün Kürdistan'a dahil olması başka sonuçlar da doğuracaktır. Bir kere Kerkük Kürdistan'ın başkenti ilan edilerek, Erbil'deki Kürdistan parlamentosu, Bakanlar Kurulu, Bakanlıkları ve bütün resmi kuruluşları bu şehre taşınacaktır. Bu da Kerkük'te yaşayan Türkmenlerin yarısından fazlasının şehirden göç etmesine sebep olacaktır.

Sorumluluk Türkiye'de

Türkiye, sorumluluğunun ve Kerkük Kürdistan'a dahil olursa neler olabileceğinin farkındadır. Türkiye 2007 yılını teyakkuz halinde geçirecektir. Kerkük sadece mevcut hükümetin değil, bütün Türkiye'nin hatta Ortadoğu'nun meselesidir. İç meseleler, dış siyasetimizin önüne geçmemelidir. 2007 yılında Türkiye'de hem yeni cumhurbaşkanı belirlenecek hem de seçimler yapılacaktır. Şayet Kerkük'le ilgili referandum ertelenmezse, Türkiye'de seçimler referandum tarihinden bir ya da iki ay önce yapılacaktır. Türkiye daha şimdiden Kerkük, Kürt bölgesine dahil edilirse ne yapacağını belirlemelidir. Yani, kararını konjonktürel gelişmelere bırakmamalıdır. Böylesi bir tavır, Irak'taki siyasî taraflara Türkiye'nin kalıcı iradesini yansıtacak, hem de yeni kurulacak Türk hükümetinin Kerkük konusundaki politikasına yön verecektir. Bu durumda en yanlış politika “bekle gör” politikası olacaktır. Türkiye'nin elinde önemli kozlar var. Habur Sınır Kapısı, Irak'a verdiğimiz ekonomik destek, yine bu bölgeye ucuza sattığımız elektrik, Fly Air'in Erbil-İstanbul uçuşları, KDP ve KYB'nin Ankara irtibat büroları hep anahtarları elimizin altında olan kozlarımızdır.

Hiç bir zaman ve hiç bir yerde istilacı olmayan Türkiye, millî çıkarlarını her şeyin üstünde tutan bir ülkedir. Geç kalmadan niyetini, kararını ve gücünü göstermelidir. Kerkük, Irak'ın birlikte kalmasının, Ortadoğu'da istikrarın ve Türkiye'nin toprak bütünlüğünün anahtarıdır. Bunu sadece Türkiye değil, herkes bilmelidir.

* Erciyes Üniversitesi İ.İ.B.F. Öğretim Üyesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Prof. Dr. Mahir Nakip'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.