Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Küresel piyasalar Türkiye'de krize neden olur mu?
Cuma, 31 Ağustos 2007 - (00:06)
Doç. Dr. Ünsal Ban

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Küresel Deprem Türkiye'de Bir Krizin Tetikçisi Olur Mu? Gazi Üniversitesi Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi Finansman öğretim üyesi Doç. Dr. Ünsal Ban'ın değerlendirmesi şöyle...


Dünya piyasalarında yaşanan gelişmelerin Türkiye'de büyük bir krize neden olup olmayacağı son günlerin en önemli konularından biri olarak gündemdeki yerini muhafaza etmeye devam ediyor.

Bazen Cumhurbaşkanlığı seçimleri bile bu gündemin çok gerisine düşebiliyor. Neredeyse her kesimin küresel piyasalarda yaşanan son olayların Türkiye'de bir krize neden olup olmayacağı konusunda bir görüşü de oluştu. Buna rağmen burada bu olaya çok farklı bir pencereden bakacağım.

Küresel depremin bir krizin habercisi olup olmayacağı sorusunun cevabına ulaşmak için küreselleşme kavramının tanımına bakmak ve küreselleşmenin sonuçlarını incelemek gerekmektedir.

Küreselleşme, en basit anlamı ile ekonomik, siyasal ve sosyolojik anlamda dünya ile bütünleşmedir. 20 yüzyılın sonlarından itibaren başlayan küreselleşme süreci, Sovyetler Birliğinin dağılması ile hız kazanmıştır. Bu süreç içerisinde dünya üzerindeki ülkelerin sınırları fiziksel olarak var olmasına rağmen bir çok açıdan bu sınırlar ortadan kalkmıştır. Ortadan kalkan bu sınırlara paralel olarak küreselleşme bir çok ülkede;

* Tüketim yapısının değişmesine,
* Uluslar arası şirketlerin faaliyetlerinin artmasına ve ölçeğinin genişlemesine,
* Uluslar arası ticaretin artmasına, ticarette ileri teknolojilerinin araç olarak kullanılmasına,
* Mali piyasalarda digitalleşmeye ve yabancı yatırımcı payının artmasına,
* Mal ve hizmet üretiminde rekabetin artmasına,
* ARGE harcamalarının artmasına neden olmuştur.

Bu başlıkların her biri ülkemiz açısından değerlendirildiğinde ARGE harcamalarının artması hariç olmak üzere bahsedilen sonuçların tamamının Türkiye'de de yaşandığını görmekteyiz. Son yıllarda ithalattaki tüketim harcamalarının değişimini, birçok sektörde faaliyette bulunan uluslar arası şirket sayısındaki artışları, borsada %75 lere dayanan yabancı payını, mali piyasalardaki anlık işlemleri, ithalata dayalı enflasyon düşüşünü bu gelişime örnek olarak verebiliriz. O halde 1. sonuç yukarıdaki nedenlerden dolayı Türkiye küreseleşme sürecinde dünya'daki yerini almıştır. Ayrıca bir çok alanda da küreselleşmede etkin bir rol üstlenmiştir.

O halde şimdi bizi ikinci sonuca götürecek hayal bile etmek istemediğimiz soruyu soralım. Acaba Türkiye'de bir kriz yaşanır ise Dünya'da ne olur?

Bu soruya cevap verebilmek için son üç haftadır yaşadığımız ve devam eden olayların neticesine ve Türkiye'ye yansımalarına ve Türkiye'de olabilecek bir krizin Dünya'da oluşturacağı sonuçlara bakmak gerekmektedir.

Öncelikle son üç haftadır yaşanan olaylar neticesinde Avrupa Merkez Bankası, Japonya Merkez Bankası, ABD Merkez Bankası piyasaya likidite sürerek dünya piyasalarında yaşanan bu depremi birlikte aşma yoluna denemektedirler. Hatta ABD Merkez Bankası'nın bile piyasaya likidite sürmesi küreselleşmenin bir olgusu olarak görülmelidir. Neredeyse tüm önemli merkez bankaları küresl depremin önlenmesi için elele vermiş ve çok hızlı kararlar almışlardır. Bir başka ifade ile Dünya'nın herhangi bir yerinde sisteme entegre olmuş bir ülkede yaşanan krizin bütün dünya ülkelerine sirayet edeceği bilinmektedir. Bu nedenle de tüm önemli Merkez Bankaları her şeye rağmen dünya piyasalarına likidite pompalamışlardır.

Peki bu son üç haftadır yaşanan olaylar neticesinde Türkiye'de ne olmuştur. Borsa, seçimde tek parti çıkmanın vermiş olduğu rahatlıkla 55 binlerin üzerine çıkmış ve küresel dalgalanma ile Cuma günü kapanışı 49.186'dan yapmıştır.

Döviz cephesinde ise değişen hiçbir şey yoktur. Döviz ise seçim sonrası 1,250'lere kadar gerilemiş, son Cuma günü kapanışı ise 1,290'lar da yapmıştır.

Faiz oranlarında ise ciddi bir artış veya azalış yaşanmamıştır. Anlaşıldığı üzere Türkiye cephesinde borsa hariç pek bir değişim yaşanmamıştır. Diğer ülkelerde de durum Türkiye'dekinin bir benzeri olmuş düşüşler yaşanmıştır. Ancak bu düşüş bazı borsalarda yüksek oranlı iken bazı borsalarda nispeten daha düşük düzeyde olmuştur. Örneğin son dalgalanma da Polonya Borsası'nda en yüksek düşüş yaşanırken ( %12), Türkiye'de yaklaşık %10, ABD'de NASDAQ'da ise % 6 lık bir düşüş yaşanmıştır. Bu durum tamamen yatırımcıların risk algılamasındaki değişmelerden kaynaklanmıştır.

Yazının son kısmına gelelim, Türkiye'de kriz olursa ne olur? Gelinen bu noktada dünya piyasalarında yaşanan bu dalgalanma neticesinde Türkiye'de bir kriz olma ihtimali çok düşüktür. Özellikle daha önceki yaşadığımız dövize dayalı krizlere benzer kriz yaşama imkanı hiç yok denecek kadar azdır.

Çünkü Türkiye küreselleşme sürecinde Dünya ile entegre olmuştur. Hem ihracat hem ithalat rakamları, uluslararası şirketleri, yurtiçi ve yurtdışı yatırımları ile bu süreçte ciddi rakamlara ulaşmış durumdadır. Bu rakamlardaki herhangi bir olumsuz değişim tüm dünyayı etkileyecek düzeylere doğru çıkmaktadır. Bir başka ifade ile Türkiye küreselleşme sürecinde en kötü ihtimal ile batamayacak kadar büyük bir yapıya kavuşmuştur.

Son cümle Küresel Deprem Türkiye'de Bir Krizin Tetikçisi Olamaz ancak az veya çok kısa süreli dünya piyasaları ile dalgalanmaların bir göstergesi olabilir.

* Gençler yapacaklarını, ihtiyarlar yaptıklarını söylerler. Aklı başında olanlar hiçbirini söylemezler.

Her türlü görüş ve önerileriniz için;
unsalban@gmail.com
unsal@gazi.edu.tr

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Doç. Dr. Ünsal Ban'in Son 10 Yazısı
   Krizde Sonun Başlangıcındayız...
   Özelleştirmede Sorular ve Cevapları
   Kapatma Davası ve Algılanan Risk
   ANKARA’nın TAŞINA BAK…
   2008 Bütçesi ve Reel Kesim Beklentileri
   Tezkere Ekonomiyi Etkiler mi?
   Borsada Kazanmanın Yolu Bulunabilir mi?
   1 Dolar 1 YTL Olur mu?
   Hedefler Büyüdükçe Göl Küçük Gelecektir
   Konut Fiyatları Ne Olacak?
   Sayın Bakan Zafer Çağlayan, Sanayi Envanteri Konusunu Çözmeli
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.