Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Füze savunma kalkanı: Çılgınca bir fikir ya da akılcı bir amaç
Pazar, 09 Eylül 2007 - (01:48)
Immanuel Wallerstein

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

George W. Bush, Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nde füze savunma kalkanı dediği şeyi kurmakta şiddetle ısrarlı. Çok az kişi bunun akıllıca bir fikir olduğunu düşünüyor. Bu iki Doğu Avrupa hükümeti bunu hevesle destekliyor görünürken kamuoyu yoklamaları kendi halklarının buna karşı olduğunu gösteriyor. Rusya bunu açıkça duyurdu. Almanya bunla daha sessiz sedasız mücadele ediyor. İran ise buna külliyen umursamazlık gösteriyor. Profesyonel kariyerini nükleer yayılmayla mücadeleye adayan Joseph Cirincione, Bush’un “varolmayan bir tehdide karşı”, “işe yaramayacak bir teknoloji”yi dayattığından bahsetti.

Öyleyse bu sadece çılgınca bir fikir mi ya da Bush yönetiminin akıldışı olduğuna ve pek de zeki olmadığına yeni bir delil mi? Aslında değil. Tüm bunların arkasında akılcı bir amaç var ki sır değil. Görünüşteki açıklamadan başlayalım. Bush, nükleer tehdit yaratacak bir haydut devletin (İran olarak okunabilir) Avrupa’ya ve nihayet Amerika’ya yayılmasını önlemek istiyor.

Rusya bu sözde savunma kalkanın aslında kendisini hedeflediğini söylüyor. Rusya buna sadece karşı çıkmıyor, aynı zamanda Avrupa’yı hedefleyen karşı füzeleri yerleştirebilir. Çek ve Polonya hükümetleri ise İran tehdidinden çok da tedirgin değiller fakat bir Rus tehdidi olduğunu kesinlikle hissediyorlar. Bu fikirden tedirgin olmalarının nedenleri Rusya ile aynıdır: bu hareketlerin Rusya’yı hedef alması. Aslında, bu Almanya’nın da üstü kapalı duruşudur. Yine üstü kapalı olarak muhtemelen tüm diğer Batı Avrupalı hükümetler bu görüşü paylaşmaktadır.

George W. Bush tüm bunların gerçekdışı olduğu, Rusların dost olduğu ve onları tehdit etmeye çalışmadığı konusunda ısrarlı. Çeklerin ve Polonyalıların Birleşik Devletler ve Rusya arasında seçim yapmak zorunda olmadıklarını söylüyor. Ona göre her ikisiyle de dost olabilirler (olmalılar). Bizzat Bush ve hatta neo-conlar Rusya’yı yirmi birinci yüzyılda yeni bir düşman olarak karşılarına almak istemeyeceklerinden, Bush bu söylediklerine gerçekten inanmaktadır. Öyleyse, neler oluyor?

Donald Rumsfeld olanları bize uzun zaman önce söyledi. Şimdiki ABD hükümetinin politikası, sözde yeni Avrupa’yı sözde eski Avrupa’nın politik rolünü kısıtlamak ve sınırlamak için kullanmaktır. Yani Doğu Avrupalı hükümetleri Batı Avrupalı hükümetlere karşı kullanmak… Birleşik Devletler, özellikle de Bush yönetimi, Birleşik Devletlerden ayrı bir politika takip edecek güçlü bir Avrupa görmek istemiyor. Bu konuda Rumsfeld doktrininin makul ölçüde başarılı olduğunu söylenebilir. Doğu Avrupa’ya füze savunma kalkanlarını yerleştirme konusu Birleşik Devletleri İran’a ve Rusya’ya karşı değil Batı Avrupa’ya karşı savunmak anlamına gelir ki, bu da Almanya’nın tutumunu açıklamaktadır.

Doğu Avrupa’daki Sovyet hakim dönem, uydu ülkeler için olduğu kadar şimdi bağımsız olan muhtelif eski Sovyet devletleri için de oldukça olumsuz bir deneyimdi. Hepsi de travma sonrası stres bozukluğu yaşamaktalar. Bu ülkelerin dahilindeki sağcı güçler de bu korkuyu, kendi iç gündemlerini dayatmak için kullanıyorlar. Bu güçler Rusya’nın doğrudan bir askeri ve hatta politik baskısından gerçekte korkmuyorlar. Batı Avrupa’nın Rusya ile politik bir pazarlığa girişmesinden ve bu pazarlıkta kendilerine söz düşmemesinden korkuyorlar.

Bu onların açısından bakılırsa tamamen mantıksız sayılmaz. Son birkaç yüzyılda böyle pazarlıklar yapıldı ve bugün de bu ciddi bir olasılıktır. Bu sebeple Doğu Avrupalı ülkeler Birleşik Devletlerle (George W. Bush’un 11 Haziran’daki sekiz saatlik Arnavutluk seyahatinde coşkulu şekilde gösterdiği) ölümsüz aşklarını ilan etmekteler.

Bu abartılı dostluk beyanının iki sebebi vardır: Batı Avrupalıları zayıflatmak ve Birleşik Devletlerin Doğu Avrupalı hükümetleri desteklemek zorunda kalacağı bir durum yaratmak. Bu, daha zayıf ülkelerin daha güçlü ülkelerle kurdukları ilişkilerde, ideolojik müttefikler olduklarını göstermekte kullandıkları bir taktiktir. Küba ve Vietnam bunu Sovyetler karşısında, Kuzey Kore de Çin karşısında kullanmıştır.

Bu taktik genellikle işe yarar. Fakat belli sınırlar çerçevesinde… Böyle bir taktiğin Aşil topuğu ise taktiğin daha güçlü olan oyuncuya; ki bu durumda Birleşik Devletler hükümetinin ihtiyaçlarına bağlı olmasıdır. Birleşik Devletler de zaten bunu bekliyor. Fakat Birleşik Devletler Irak’tan çekildiğinde ve azalan jeopolitik gücünü dikkate alarak küresel duruşuna yeniden ayar verdiğinde onu destekleyen Polonya ve Çek yönetimleri kendisine daha az faydalı görünebilir, hatta tamamen gözden düşebilir. Bu noktada Doğu Avrupalı hükümetler, daha güçlü bir Paris-Berlin-Moskova uzlaşması olduğunda dahi, ya da özellikle de bu olduğunda –şimdi dudak büktükleri “hakiki Batı Avrupalı” güçlere ekonomik ve askeri olarak bağımlılaşarak- yalnız kalırlar.

Öyleyse kısa vadede Doğu Avrupa’ya füze savunma kalkanlarının yerleştirilmesi Birleşik Devletlerin ve Doğu Avrupalı hükümetlerin çıkarlarına hizmet eder. Ne var ki daha uzun vadede Doğu Avrupalıların yanlış ata oynadıkları görülüyor.


[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Immanuel Wallerstein'in Son 10 Yazısı
   Putin’in karizması
   Filistin’de kazananlar ve kaybedenler
   Irak savaşını bitirmek: İki rakip plan
   Göç: Tepkiye Tepki mi?
   ''Büyük Fırtına Bulutları Toplanıyor''
   İran ve Bomba
   2005: Bush Otoritesinin Çöküşü
   Irak'ta Cesaret Kırılıyor
   Şaron’un Yanılgısı
   Çin ABD'yi Köşeye mi Sıkıştırıyor?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.