Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Zülfü Livaneli İslamcılık'tan ne anlar?
Cumartesi, 15 Eylül 2007 - (07:20)
Maruf Çetin
Genel Yayın Yönetmeni

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Zülfü Livaneli Yeni İslamcıların varoş kültürünü ve geleneksizliğini yazmış. Özgün deyimiyle “insanlığın eğitim, temizlik, kibarlık, estetik gibi evrensel gelişme ilkelerinden öç almak isteyen kesim” diye tanımladığı sözüm ona varoş İslamcılarını (!) kapkaççılık ve görgüsüzlük kültürüne ima ediyor.

Livaneli iyi türkü söyleyebilir ve söylemelidir de... Ama İslamcıların kültürünü, medeniyet tasavvurunu ve geleneklerini tartışmak türkü söylemeye benzemez. İnsan, bilgisinin yeterli olmadığı, cahili olduğu konuları yazıp çizmemelidir. Halbuki yazarın amacı entelektüel bir katkı sağlamak değildir. Suçlamak ve cephe almak, daha doğru bir ifade ile cephenin bir tarafında yer almak istemektedir.

Laikçi entelijansiyanın, Çankaya kalesinin düşüşünden (!) sonraki taarruzundan rutin bir ataktır aslında yapılan … İslam’a, Müslümanlara, başörtüsüne, islami değerlere benzer saldırılara her gün tanık olabilirsiniz. Kimisi bunu gerçekten yalnızca entelektüel bir düzeyde yapıyor. Kitleleri ikna etmeye, bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. Kimi de Livaneli’nin yaptığı gibi hızını alamayıp ağzını bozabiliyor, çirken kelime ve anlamları ima ve ifade edebiliyor.

Livaneli’nin, Medeni (şehirli) olmanın karşıtlığının köylülük olmadığı tespitine katılıyorum. Çünkü köy de aslında yerleşim birimi olması hasebiyle bir medine/şehirdir.

Medeniliğin karşıtlığı ise Bedeviliktir. Bedevilik çöle aittir ve çöldeki sabit olan tek kural varolmayı sürdürmektir. Çöldeki bütün ilişkiler ve ilişkileri düzenleyen bütün fenomenler bireysel ve geçicidir. Halbuki medine’de (köyde ve şehirde) yaşamın ve sosyal yapının gelenekleştirdiği kurallar hakimdir.

Medeni insan, yaşama dair kuralları olan insandır. Bu kurallar sayesinde medineyi inşa eder, kalkındırır. Bedevi insan ise kuralları olmayan yada medine’de yaşamanın gerektirdiği bireysel ve toplumsal kurallara uymayan insandır. Bedevi insanda bilgi de, yoktur kültür de. Ve çölde varolmayı sürdürebilmek için aslında bunlara ihtiyacı da yoktur…

Siyerden okuduğumuz şekliyle çölden Medine’ye Hz. Peygamberi (SA) görmeye gelen bir bedevi, sıkışınca hemencecik tuvaletini mescitte yapıverdi. İslam’ın temizlik kültürüyle yoğrulmuş gerçek medeni insanları olan sahabeler bu işe çok kızdılar ve adamı yaka paça dışarı atmak istediler. Böyle bir tepki beklemeyen bedevinin ürkmüşlüğü karşısında Hz. Peygamber hemen müdahale etti. Kirlettiği yerin suyla temizlenmesini emretti ve bedeviyi yanında oturtup yumuşak sözlerle neden böyle davranmaması gerektiğini anlattı.

Varoşlar ilk bakışta bedeviliğe benzer görünse de oldukça farklıdır aslında. Bedevilik şehirden uzak ve bağımsız iken varoşlar şehrin bir parçasıdır ve kendini ondan ayırmak istememektedir. Ne var ki şehrin hakim sınıfı tarafından dışlanmak istenen ülkenin alt kesimleridir.

Varoşlar, liberal ve kapitalist sistemlerdeki şehirlerin çirkin yüzüdür. Haksızlığın ve sömürünün bir sonucudur. Toplumun zengin ve şımarık sınıfının kendi dışındaki daha alt kesimlerin yaşam koşullarını iyileştirmeye inat etmesinin bir sonucudur varoşlar. Hz. Ali “Her kim bir gecede ihtiyacından fazlasını tüketirse, o gece bir başkasının aç kalmasına sebep olmuştur” der. Böylece şehrin mutlu azınlığının aşırı israfı varoşların açlık, sefalet ve perişanlığını beraberinde getirir. Bu yüzden hakim sınıfa inat varlığını sürdürmeye çalışır varoşlar…

İslam çağrısı haksızlığa uğramış, dışlanmış bu aşağı tabakanın arasında daha kolay algılanır ve daha çabuk benimsenir. Şımarık ileri gelenler ise kendi zulüm sistemlerini yerle bir edecek, onları aşağı tabakadaki insanlarla aynı kategoriye indirecek bu ilahi çağrıya asla tahammül edemezler.

Bu yeni bir durum olmadığı gibi İslamcılar, varoşlardan çıkmış bir “yeni tür” de değildir. Eğer bunun (tarih öncesi) Hz. Nuh döneminden beri böyle olduğunu bilmiyorsanız bu konuda bilginiz yok demektir: “Nuh’a dediler ki; Yoksa senin peşine hep (aşağı sınıftan) düşük kimseler takılmışken, biz sana hiç inanır mıyız?” (Şuara 111). Anlayacağınız üst sınıf alt sınıf kavgası Nuh'tan beri var.

İslami hareket yakın dönemin geleneğine sahip midir değil midir? Aslında bunun önemi yok. Çünkü onbinlerce yılların geleneğine sahiptir. İslami hareketin söylemi, tam olarak Nuh’un, Hud’un İbrahim’in, Musa’nın, İsa’nın ve Muhammed’in (Allah’ın salat ve selamı üzerlerine olsun) dilinden çıkan söz ve söylemlerle aynıdır. İnsanlığı toprağın bereketi ve geleceğin selameti için Allah’ın kulluğuna ve egemenliğine çağırır. Onun egemenliği altında kula kulluk yoktur. İmtiyazlı bir sınıf da yoktur ve orada insanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir.

İslami hareket insanları yüce ahlaka ve erdeme çağırır, bedenlerini, nesillerini ve ruhlarını temizlemeye davet eder. Batı (ve batıcı) adamın hiçbir şekilde bilmediği ve sahip olmadığı bir şeydir bu. Çünkü hidayet entelektüel bir bilgi ile elde edilemez.

Batı adamının nesli ve ruhu gibi bedeni de kirlidir ve henüz temizlenmeyi de bilmemektedir. O tuvaletten sonra kendini yıkamayı ve oturarak bevletmeyi dahi öğrenememiştir. Batıda kozmetik ürünleri neden bu kadar yaygınlaştı sanıyorsunuz? Batı adamının iğrenç kokusunu bastırsın diye…

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Maruf Çetin'in Son 10 Yazısı
   Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
   Nureddin Şirin Ağabeyime
   Çok Eşlilik İbrahimi Bir Gelenektir
   İsrailoğulları'nı bekleyen kıyamet
   Saddam’ın idamı ne anlama geliyor?
   Mezhep Çatışması, Propaganda ve Linç Kampanyaları
   Mezhep Savaşı ve Şia’nın “Sünni Devrimcilik” bağnazlığı
   İnsanca Yaşam ve Din İlişkisi
   Ayhan Bilgen ile İbrahim Kiras'a cevap
   Din ekseninde mücadele
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.