Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
BENAZİR'İ DE VURDULAR...
Cumartesi, 29 Aralık 2007 - (12:27)
Abdurrahman Dilipak

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Babasını asmışlardı, kızını da vurdular.. Babası masondu, onun ipini bir Müslümana çektirdiler. Kızı da son günlerde İsrail'le dost olmaktan söz ediyordu. Ilımlı İslâm'a oynuyordu..


Evren Amerikancı idi. ABD'nin desteği ile o koltuğa oturdu. Özal da ABD'ye yakın duran bir politikacı idi. ABD Evren'e karşı Özal'ı destekledi..
Müşerref de Amerikancı. Müşerref'e karşı Butto yeni ilginç tartışmalar için uygun bir isimdi.. Müslüman kimlikli laikçi bir kadın..
Böyle birini vurdurmak için dinci birini bulmak gerek. Birini buna inandırabilirsin ya da sen yapar, ya da kim yaparsa yapar sen saldırganın kimliğini açıklarsın.
Ya da saldırganın gerçek kimliğini gizlemek istersin.. O zaman El Kaide ismi öne çıkar..
Hemen saldırıyı El Kaide üslenir.. Ajman Zevahiri planlamıştır. Bizim gazeteler de Eymen Zevahiri adını, İngilizlerden kopyalayıp, “Eymen”i “Ajman” yapıp servis yaparlar. İyd Emin Dede’yi, yani Bayram Emin Dede’yi “İdi Amin Dada” yaptıkları gibi..
Bu işlerde kimin eli kimin cebindedir çoğu zaman pek de belli olmaz.. Burada tetiği çeken ele de takılıp kalmamak gerek.
Hitler Polanya'ya saldırmak için, kendi sınır karakoluna, kendi istihbarat timleri eliyle, Polonya tarafından baskın örgütledi. Sonra da kendi komplosunu bahane ederek Polonya'ya saldırdı. Biz bunu ancak Doğu Almanya dağıldıktan sonra öğrenebildik..
Bu derin sırrı çözmek o kadar kolay bir iş değil..
Geçen gün bizim İbrahim Karagül yazdı. Sonra Ali Eyvaz da aynı konuya değindi. Benim de bir dostuk hatırlatması ile kaç gündür masamda bekleyen bir konu idi.
Hani şu Aselsan mühendislerinin sır intiharları ile ilgili konu var ya, ondan söz ediyorum.
İntihar dosyası Adli Tıb’ı da bölmüş durumda. Adam boynuna 10 cm'lik yarık açıyor jiletle elinde kan yok. Bu Abdulaziz'in intiharı gibi bir şey.. Hani Abdulaziz'in de iki bileği birden kesilmişti(!)..
14 Temmuz 2004'de de Çanakkale yolunda TÜBİTAK görevlileri bir trafik kazası geçirmiş ve bazı kişiler hayatlarını kaybetmişler.
Son olarak Isparta'daki uçak kazasında da bazı önemli bilim adamlarının hayatlarını kaybettikleri iddiaları atıldı ortaya..
Her iki davaya müdahil olarak katılan savunma avukatları Cumhurbaşkanı ve Başbakanlık'ın, MİT’in Emniyet'in bu işi soruşturmasını ve mahkeme tarafından soruşturmanın derinleştirilmesi ve her iki dosyanın birleştirilmesini istiyorlar.
Aselsan Mühendisi Hüseyin Başbilen'in araçtaki çantasınında bulunan Tank projesi yazılımları ile TÜBİTAK görevlisi Ercan Kuruoğlu'nun geliştirdiği kripto cihazının şifre ve yazılımlarının yeraldığı bilgisayarın kaza yerinden kaybolduğu iddia ediliyor..
Nokta dergisinin bir darbenin deşifresinin ardından başına gelenleri biliyoruz. Şemdinli davasının akıbetini de?
İsrail Suriye'ye saldırdı, Türkiye üzerinden petrol tankını Hatay'a bırakıp kaçtı. Kaçtı kaçmasına da uçaktan atılan yakıt tankına hiçbir şey olmadı!
Peki bütün bunları kim niçin ve nasıl tezgahladı, hiçbir açıklama olmadı.
Bu işlerin üzerine gidilse, İrangate, Watergate gibi bir dizi pislik çıkacak ortaya..
Bir asra yakın bir süre önce, karanlık güçlerin komplosu ile gerçekleştirilen Mememen'deki bir olaydan yola çıkarak bildiri yayınlayan Çankaya, Genelkurmay, bu konuda susuyor..
İşin daha da ilginç bir yanı var bu trafik kazası ile ilgili olarak, eski Bakanlardan Ramazan Mirzaoğlu'nun damadı Ercan Kuruoğlu 2003 Temmuz'unda Süleymaniye'de yaşanan Türk askerlerinin başına çuval geçirme işinde Amerikalıların el koydukları kripto cihazını yapan kişi olduğu belirtiliyor.. İşte kaybolan bilgisayarda bu kripto cihazının şifreleri bulunuyordu. Yani anlayacağınız, 2003 Temmuz'undaki başa çuval geçirme işinde el konulan kripto cihazının şifreleri 2004 Temmuz'unda Çanakkale'de Amerikalıların eline geçmiş..
Haberin ayrıntılarında şu bilgilere rastlıyoruz: “TÜBİTAK’da, F16 uçaklarında kullanılan ABD'nin kontrolündeki yazılımların dışında bu ekip Milli Yazılım timinde görevli idi ve görevlerini başarı ile yerine getirmişler ve TAİ, Aselsan ve TÜBİTAK’a bu konuda bir brifing vermişlerdi. Proje Türkiye'nin savunması ile ilgili olduğundan gizlilik damgasını taşıyordu.”
Şimdi önümde bir haber duruyor: “Erdoğan'ın, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'nun 20 Kasım 2007 tarihli toplantısında aldığı kararların uygulanması ve hayata geçirilmesi konusunda sorumluluğu olan Maliye Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, TÜBİTAK, YÖK ile Devlet Planlama Teşkilatı'na yönelik genelgesi Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayınlandı.
Başbakan Erdoğan, yüksek kurulun, Türkiye'deki AR-GE personeli sayısını artırmak, AR-GE personelinin mesleklere ve sektörlere göre dağılımını iyileştirmek üzere TÜBİTAK koordinasyonunda Bilim ve Teknoloji İnsan Kaynağı Stratejisi ve Eylem Planı hazırlanması için çalışmaların başlatılması; kamu kaynaklarından bilim, teknoloji ve yenilik projelerinin desteklenmesinde, yeni kararlar aldığını hatırlattı.”
Peki bu bilim adamları önemli buluşlar yaptıklarında hayatlarından olacaklar ve kimse bu işin arkasını soramayacaksa ne olacak? O zaman kim bu işlere soyunur ki?..
Doğru düzgün bir akademik envanterimiz, beyin envanteri çalışmamız bile yok.
Pardüs’ü yazdık da ne oldu? Sonunda, milletvekillerine, öğretmenlere ve okullara Mikrosoft Windows’u devlet eliyle dağıtmadık mı?
Başa çuval geçirme meselesini nasıl bir milli gurur meselesi yapmıştık, ama kimse Pardüs’le ilgilenmedi. Bir futbol takımının sıradan başarısı kadar bile ilgi ve heyecan uyandırmadı toplumda.. Siyaset ve Media bu kirli oyunun suç ortağı oldular.. Ya da başa çuval geçirme olayındaki infialin kaçta kaçını gösterdi bu cinayetler karşısında toplum..
Ölüp gittiler. Bir şehid töreni bile yapılamadan! Tumturaklı törenler, söylevler verilmeden..
Kim bilir belki de eşleri, anaları başörtülü idi onun için!?
Biz bu derin meselenin sırrını çözmeye çalışalım. Pakistan halkı da aklı varsa Benazir için ağlamak ve hedef gösterilen kişiler ve kurumlara küfretmek yerine, işin aslını, gerçeğini araştırsınlar.. Ve biz, aynı duyarlılığı yaşadığımız terör olayları konusunda da gösterelim. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana zalimlere karşı olalım..
Selâm ve dua ile.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Abdurrahman Dilipak'in Son 10 Yazısı
   Mehdi mi dediniz?
   Efkar bastı!
   Futbol, bir din ya da put mu?..
   “Allah sana rahmet etmesin!?”
   Cehaletin böylesi - 2
   Cehaletin böylesi - 1
   Ker-bela
   Pakistan, Kenya derken!
   Ah Gregory ah!
   Novo Ordo Seclorum ya da, Süleymaniye’den Pakistan’a..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.