Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Kapatma Davası ve Algılanan Risk
Pazartesi, 17 Mart 2008 - (07:21)
Doç. Dr. Ünsal Ban

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Türkiye gündemi Cuma gününden bu yana AKP’nin “kapatılma davasına” odaklanmış bulunmaktadır. Davanın aralarında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eski TBMM Başkanı, AKP Manisa Milletvekili Bülent Arınç’ın da bulunduğu 71 partiliye siyasi yasak konulmasını istemesi işin mahiyetini daha da farklılaştırıyor.

Bildiğiniz üzere bu köşede hiçbir zaman siyasi olaylar konusunda değerlendirmelerde bulunmadık. Ancak siyasi işlemlerin ve sonuçların ekonomi üzerine etkilerini ise sürekli tartıştık.

Belirlediğim bu yöntem sürekli olarak objektif yazmamı sağladı. Sanırım doğruyu söyleyebilmenin en kolay yollarından birisi de bu olsa gerek… Yine doğruyu söylememizi kolaylaştıran unsur milli birlik ve beraberliğimizin tarafımca bir düstur kabul edilmesidir.

Öncelikle söylenmesi gereken kapatma davalarının demokrasiye ara verilen dönemlerin arkasından arttığı görülmektedir. Bir başka ifade ile 1961 ve 1980 ihtilallerinin arkasından irili ufaklı bir çok parti kapatılmıştır. İhtilaller sonucu kapatılan partiler ise işin diğer bir yönünü oluşturmaktadır…

Partilerin bir kısmı iktidarda iken diğer bir kısmı da muhalefette iken kapatılmıştır. Ancak bu kapatmalardan sonra piyasalar olumsuz etkilenmiştir.

Şimdi tarihimizdeki kapatma davalarının piyasalara yansımalarına bakalım.

12 Eylül 1980 den sonra yüce mahkemenin kapattığı parti sayısı 18 iken dava açılıp kapatılmayan parti sayısı ise 16’yı bulmaktadır.

Kapatılan bu partilerin arkasından Türkiye bir çok uluslar arası platformda eleştiriye tabi tutulmuş ve uluslar arası finansal piyasalar tarafından risk algılaması farklılaşmıştır.

Özellikle yabancı sermayenin ülkemize girişinde tedirginlikler ortaya çıkmış ve yabancı sermaye ülkemize girişinde daha yüksek bir kazanç bekler olmuştur (Faizlerin yükselmesi). Yada yabancı yatırımcılar yatırımlarını Türkiye’deki risk nedeni ile başka ülkelere kaydırmışlardır (Türkiye’nin cazibe merkezi olma durumundan çıkması). Bazı okuyucularımız bu çokta önemli değil diyeceklerdir. Bu nedenle bu okuyucularımızın sürekli dış dünyaya açık veren bir ülkenin nasıl ayakta kalacağını düşünmesi gerekmektedir.

Diğer yandan her bir puanlık faiz artışının bütçemize yansıması da dikkate alınmalıdır. Her bir puanlık faiz artışı bütçemizde faiz giderlerini daha yukarılara taşımaktadır.

Diğer bir konu ise bu kapatma davalarının arkasından belirsizliğin ortaya çıkardığı sonuçlar neticesinde Türk parasının hızla değer kaybettiğidir. Bu Türk insanının aynı ihracatı gerçekleştirmek için daha fazla mal satması demek olacaktır

Öncelikle bu kapatma davasını da yukarıda bahsettiğimiz konular açısından değerlendirmek gerekmektedir. Muhtemelen kapatma davası sonuçlanana kadar bu risk hem yerli hem de yabancı yatırımcılar tarafından fiyatlara (faiz, döviz) yansıtılacaktır. Diğer yandan yukarıya doğru taşınacak bu fiyatlar ile ekonominin makro değerlerinde de değişmeler görülecektir. Ayrıca küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmalarda bizdeki dalgalanmaları etkilemesi açısından işin tuzu biberi olacaktır.

İşte bu bağlamda temel sonuç;

İçerde yaşadığımız bu kısır çekişmeler sürüp gittikçe şimdiye kadar katlanılan bütün fedakarlıkların boşa gideceğine kesin gözü ile bakmak gerekmektedir. Bu türlü kısır çekişmeler ülkemizin geleceğini ipotek altına almakla beraber iç ve dış düşmanlarımızı mutlu etmekten başka bir şeye yaramamaktadır…

Bu nedenle hele hele bu günlerde hepimizin sağduyulu olmaktan başka bir çaresi bulunmamaktadır. Geleceği tekrar tekrar düşünmek, geleceği yönetmek gerekmektedir.

DOÇ.DR. ÜNSAL BAN
GAZİ ÜNİVERSİTESİ
TİCARET VE TURİZM EĞİTİM FAKULTESİ

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Doç. Dr. Ünsal Ban'in Son 10 Yazısı
   Krizde Sonun Başlangıcındayız...
   Özelleştirmede Sorular ve Cevapları
   ANKARA’nın TAŞINA BAK…
   2008 Bütçesi ve Reel Kesim Beklentileri
   Tezkere Ekonomiyi Etkiler mi?
   Borsada Kazanmanın Yolu Bulunabilir mi?
   1 Dolar 1 YTL Olur mu?
   Hedefler Büyüdükçe Göl Küçük Gelecektir
   Konut Fiyatları Ne Olacak?
   Sayın Bakan Zafer Çağlayan, Sanayi Envanteri Konusunu Çözmeli
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.