Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Pazartesi, 27 Ağustos 2012 - (20:49)
Maruf Çetin
Genel Yayın Yönetmeni

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

İslam tarihinde Hz. Fatıma ile Hz. Ebubekir arasında olduğu rivayet edilen Fedek konulu tüm rivayetler aklen mümkün olmadığı için uydurmadır. Burada bu rivayetlerin şii yada sünni kaynaklarda geçmiş olmasının bir önemi elbette yok. Çünkü bütün bu kaynaklar birbirine konumlandırılmış durumdadır. Esasen bu mesele çok basit bir meseledir. Yüzlerce kaynağa hadise gitmeye gerek yok. Çünkü meselenin öncelikli olarak şer'i/hukuki bir temeli yok.

Fedek konulu olarak Hz. Fatıma ile Hz. Ebubekir arasında geçtiği savunulan ve birbiriyle tamamen çelişen iki tür iddia vardır. Tabi bu iddialarin her biri için bir çok rivayet kaynak getirilmiştir.

1-) Fatıma Peygamber (as)'ın Fedek'i kendisine hibe ettiğini iddia etmiştir.
2-) Fatıma Peygamber (as)'dan kendisine miras kalan Fedek'i istemiştir.
3-) Fatıma önce hibe iddiasında bulunmuş, kabul edilmeyince miras olarak istemiştir.

Şimdi bu üç ihtimal çerçevesindeki rivayetlerin neden mümkün olmadığını inceleyelim. Öncelikle müslüman bir toplumdan bahsediyoruz. Herşeyden önce bu toplumun ve bu toplumun dinamiklerinin islami kurallara göre yani şeriat hükümlerine göre davranması gerekir. Hz. Fatımadan, Hz. Ali'den ve Hz. Ebubekirden beklenen bütün bu tartışmaların odağında islami olarak davranmalarıdır. Sözgelimi Fatıma'nın, Ali'nin Ebubekir'in islama ve şeriata uygun olmayan bir talepte bulunmasını başından beri reddetmeliyiz.

***

Şimdi birinci tezi inceleyelim:
Önce vakıayı tespit etmek gerekiyor. Hz. Resulullah vefat ettikten sonra Ebubekir halife yani emirel müminin olarak seçiliyor. Dolayısıyla o güne kadar hz. Peygamberin devlet adına niyabet ettiği bütün kurumların başına geçiyor. Müslümanlara namaz kıldırıyor. Orduyu topluyor, orduyu savaşa gönderiyor, zekatı topluyor ve zekatı vermeyenlere savaş açıyor. Yani tam bir devlet erkinden söz edilebilir. Ebubekir de bu devlet erkinin başındadır.

Fedek diye bir arazi var. Bu arazi Hayber'in fethi sırasında müslümanlara ganimet olarak kalmıştır. Bazı rivayetler bu arazinin dönemin Hayber kalesindeki liderince Peygamber Efendimize hediye edildiği göstermektedir. Dolayısıyla bu iddianın kendisi sorunludur, çünkü Hayber savaş tazyiki yoluyla elde edilmişti. Dolayısıyla savaş yoluyla elde edildiği için zaten orada yaşayan tüm Yahudilerin tüm mallarına el konulmuştu. El konulan bir mal hediye edilemez, biz yine de bu rivayetin doğru olduğunu farzedelim.

Rivayete göre Peygamberin vefatından sonra Fatıma Ebubekire gelerek babasının bahçesi olan Fedeki miras olarak istiyor. Hz. Ebubekir de "Peygamber efendimiz buyurdu ki: Peygamberler miras bırakmazlar." Bunun üzerine Fatıma Kuranda geçen ve çocuklarına miras bırakan peygamberlerden ayetler vasıtasıyla örnekler verir. Burada rivayetler farklılaşıyor. Bir başka rivayete göre Ebubekir Fatımayı haklı bularak ona Fedek arazinin tapusunu veriyor. Fakat kapıda çıkarken Ömer Fatımanın elinden tapuyu alıp yırtıyor. Fatımayı kızdırıyorlar.

Hilafette Alinin hakkını yedikleri yetmiyormuş gibi bir de mirasta Fatımanın hakkını yediler. Fatıma kızdı ve Medinede peygamberin mescidinde minbere çıkıp duygulu bir hutbe irat etti ağladı ve müslümanları ağlattı. Fatımayı kızdına peygamberi kızdırır peygamberi kızdıran da Allahı kızdırır. (Hadis)
Sonu gelmeyen rivayetler havada uçuşup duruyor.

Şimdi bu hikayenin bu menkibenin gerçek olma ihtimali nedir? Bir kere aktarılan olay şeri hukuki bir çerçeveye uymuyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir miras meselesi olmamıştır.

Bir miras davasın nasıl yürür?
Önce mirasçılar ve miras malları tespit edilir.
Sonra da mallar mirasçılara pay edilir?

Peki bu miras davasında mirasçılar kimlerdir?
Ve bu miras davasında miras malları nelerdir?

Bu tartışmada bunlardan hiçbir şekilde bahsedilmemektedir!!!

Bir şeyi çok iyi biliyoruz ki peygamber vefat ettiğinde onun hayatta olan eşleri vardı. Fatıma hariç diğer kızlarının vefat ettiğini biliyoruz, erkek çocukları ise küçük yaşta vefat etmişlerdi. Bu durumda peygamberin amcaları da mirasçı olurlar. Söz gelimi Abbas da mirasçıdır. Şimdi peygamberin mirasçıları kızı, eşleri ve amcalarıdır.

Peygamberin mirasına gelince: Fedekin mirasa konu olup olmaması şüphelidir. Çünkü Fedek Hz. Peygamber efendimizin babadan dededen kalan yada çalışarak elde ettiği bir mülk değildi. Bu mülk ganimet malı idi ve ganimet malları da paylaştırılanları hariç Beytülmala aittir. Peygamber şayet Fedek'i kendisine tahsis etmişse bunu şahitler yoluyla yada yazılı bir belge ile tescillemesi gerekirdi. Rivayetlerden anlaşıldığı kadarıyla böyle bir tahsis, şahit yada belge yoktur.

Aynı soruyu tekrar soralım: Peygamberin miras olarak bıraktığı malları neydi? Fedek'in miras olma ihtimali düşük iken Fedekin dışında hiçbir şeyin bu tartışmaya dahil edilmemiş olması mümkün müdür?

Eğer öyle bir tartışma olsaydı Ebubekir şunu söyleyecekti: Sevgili kızım git diğer mirasçı ortaklarını da gettir ve mirasınızın ne olduğunu tespit edelim. Yada Fatıma elini güçlendirmesi için peygamber eşlerini ve peygamber amcalarını da alıp gelir, "peygamberler miras bırakmaz" diyen Ebubekire karşı eli daha güçlü olurdu. Yahut da peygamber eşleri bunu duyar duymaz onlar da koşarak gelir ve bu mirastan paylarını isterlerdi. Cahiliye devrinde hayatını tefecilik yaparak idamesini sürdüren Abbas bu olayı duyduğunda Fedeki Ebubekire Ömere bırakır mıydı? En azından hakkın ister tartışırdı. Bu konuda en ufak bir rivayet yoktur. Yani bunların hiçbiri mal mülk miras tartışması yapmamışken sadece dünyadan ve mal mülkten elini eteğini çekmiş olan Fatıma mı bu tartışmayı yapmış? Bu rivayetlerin aslında Fatımaya bir kötülük olduğunun farkında mıyız acaba?

İşte bu sebeple Fedek'in miraslığı ile ilgili tüm tartışmalar temelsizdir ve gerçekleşmiş olma ihtimali bulunmamaktadır.

***

İkinci tip rivayete göre de bu hibe tartışmasıdır.
Bu rivayetlere göre Fatıma Peygamber efendimizin Fedek arazisini kendisine hibe ettiğini iddia ediyor. Fatımanın elinde bir belge yok. Kendisinden şahit isteniyor. Şeriata göre bu tür durumlarda hem yazılı belge hem de iki adil şahit olması gerekir. Fakat Fatımanın elinde belge olmadığı gibi iki şahit de getiremiyor. Şahit olarak kendi kocası Ali ile Ümmü Eymeni getiriyor. Şeriata göre iki adil erkek olması gerekirken Fatımanın getirdiği şahitler eksik şahitlerdir.

Eğer Peygamber efendimiz sevgili kızına Fedek arazisini bağışlamayı murat etseydi, müslümanların toplandığı bir saatte minbere çıkıp bunu açıklar ve ona yazılı bir belge verirdi. Böylece de Fatıma belge gösterememek ve kocası ile bir cariye kadını şahit göstermek şeklindeki gülünç duruma düşmezdi. Haşa kendilerini tenzih ederiz. Peygamberi de Fatımayı da kocasını da tenzih ederiz.

Aynı şekilde mantıksızlıklarla dolu olduğu için hibe ile ilgili tüm tartışmalar ve rivayetler de temelsizdir ve gerçekleşmiş olma ihtimali bulunmamaktadır.

***

Üçüncü tez daha da feci...
Çünkü üçüncü tez iki temelsiz tez arasında oynak bir duruşu sergiliyor. Fatıma önce hibe edildi diye iddia ediyor, ispatlayamayınca da o zaman bana miras olarak ver diyor. Tabi bu tez de temelsizdir. Siz haşa Hz. Fatımayı bu kadar üçkuruşluk dünya için bu kadar ilkesiz mi sanıyorsunuz. Hz. Fatıma ispatlayacağı bir tezde neden bulunsun. Haşa kendisini tenzih ederiz.

***

Bir konuyu doğru olarak tespit etmek gerekiyor. Fedek arazisi Peygamber döneminde Fatımaya tahsis edilmemişti. Ebubekir, Ömer, Osman ve hatta Ali döneminde de böyle bir tahsis olayı yoktur. Ali kendisi halife olduğu halde Fedeki Fatımaya (onun mirasçılarına) vermemiştir. Güya İmam Cafere sormuşlar, Ali neden Fedeki Fatımanın çocuklaına vermedi diye? Biz ehlibeyt bizden zulmen alınan şeyi geri almayız diye cevaplamış. Halbuki adalet, zulmen alınan bir şeyi alıp sahibine iade etmektir. Ehlibeyt adaleti icra etmekten muaf değildir. Eğer ehlibeyt adaleti sağlayan, haksızlığı gideren bir ehlibeyt değilse o ehlibeyt ne işe yarar?

Peki zulüm yoluyla kendilerinden alınanı geri almayan ehlibeyt, Fedeki kendilerine Ömer bin Abdülaziz ve daha sonra da Halife Memun tarafından verildiğinde neden aldılar? Fedeki Emirel müminin Alinin elinden almak mı, yoksa halife/sultanların elinden almak mı daha evladır?

***

Rivayet edildiğine göre Fedek'i ilk defa Muaviye b. Ebisüfyan ümeyyeoğulları arasında üç pay olarak bölüştürmüştür. Daha sonra tümü Mervan bin Hakemin mülkü olmuştur. Ömer b. Abdülaziz başa geldiğinde Alinin ve Fatımanın mazlum çocuklarına iadei itibar etmek için Fedek arazisini Mervan'ın çocuklarından alıp Ali'nin çocuklarına vermiştir. Ömer bin Abdülaziz döneminden sonra bu arazi yeniden ellerinden alınmış, sonra Abbasiler döneminde yeniden verilmiş ve sonra yine alınmıştır. Muhtemelen Fatımaya atfedilen bütün bu tartışmalar bu el değiştirmelerden sonra uydurulmuştur.

Çünkü daha önce de açıkladığım gibi başlangıca ait olarak aktarılan o rivayetlerin sağlamasını yapabileceğimiz sağlıklı bir tartışma çerçevesi bulunmamaktadır. Biz herşey güllük gülistanlık idi, hiç tartışma olmadı demiyoruz, ama bir tartışma ve bir adaletsizlik olsaydı diğer aktörlerin bu tartışmada görülmemesi imkansızdır.

Maruf Çetin
marufcetin@gmail.com

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Maruf Çetin'in Son 10 Yazısı
   Nureddin Şirin Ağabeyime
   Çok Eşlilik İbrahimi Bir Gelenektir
   Zülfü Livaneli İslamcılık'tan ne anlar?
   İsrailoğulları'nı bekleyen kıyamet
   Saddam’ın idamı ne anlama geliyor?
   Mezhep Çatışması, Propaganda ve Linç Kampanyaları
   Mezhep Savaşı ve Şia’nın “Sünni Devrimcilik” bağnazlığı
   İnsanca Yaşam ve Din İlişkisi
   Ayhan Bilgen ile İbrahim Kiras'a cevap
   Din ekseninde mücadele
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.