Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Nükleer Kulüp Genişliyor
Perşembe, 08 Eylül 2005 - (09:07)
Immanuel Wallerstein

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Kuzey Kore nükleer silahlara sahip olduğunu resmen açıkladı ve bunların teslimi için tartışmaya girmeyi düşünmüyor bile. İran, hâlâ nükleer silah üretmek niyetinde olmadığını iddia ediyor, ancak uranyum zenginleştirme tesislerini geliştirmekte elde ettiği ilerlemeden de vazgeçmeyeceğini söylüyor (yani bu istediği zaman nükleer silahları kolayca üretebileceği anlamına geliyor). Peki Amerika Birleşik Devletleri ne diyor? Amerika Birleşik Devletleri ne diyeceğini bilmiyor ve bocalıyor. Henry Kissinger hem yazılı verdiği hem de televizyondaki demeçlerinde anlaşılmaz şeyler söylüyor. Condoleeza Rice, İran'ı totaliter bir rejim olarak tanımlayıp, Avrupa'dan, İran'ın uranyum zenginleştirme programını sürdürmekte ısrar etmesi durumunda İran'a BM yaptırımlarının uygulanacağını açık ve anlaşılır bir şekilde anlatmasını istiyor (ve Avrupalılar da Rice'a, onun bu gibi aleni ve hatta özel demeçlerinin kesinlikle işe yaramadığını söylüyorlar).

Gerçek şu ki, George W. Bush sayesinde cin şişeden çıkalı çok oldu. Ve yine George W. Bush sayesinde Amerika Birleşik Devletleri'nin bu konuyla ilgili olarak kullanabileceği bir askeri veya siyasi gücü yok. Peki şimdi ne olacak? Önümüzdeki yaklaşık üç senelik zaman zarfında gerçekleşebilecek sadece iki olası senaryo var. Birinci olasılık; ABD kendini Irak bataklığından çıkmanın getirdiği zorluklarla boğuşur, çok sert iç siyasi çekişmelere batmış ve boş tehditler savurup susmaktan başka bir şey yapamayacak kadar diplomatik izolasyona uğramış bir halde buldukça Kore veya İran'da önemli hiçbir şey olmaz. Diğer olasılık da ise “süper şahinler”, Bush yönetimindeki tüm muhalefetin, silahlı kuvvetlerdekiler de dahil olmak üzere, üstesinden gelerek doğrudan veya üçüncü taraflar (örneğin İran için İsrail) vasıtasıyla  askeri bir cephe açacaklar.

Kanaatime göre ikinci olasılığın gerçekleşmesi pek mümkün değil. Her ne kadar gerçekleşme şansı az da olsa yine de bir olasılık var. Ve bu olasılık gerçekleşirse sonuç, özellikle nükleer silahların da kullanılması durumunda, can kaybı açısından korkunç olur (tabii ki Koreliler veya İranlılar için ve ayrıca Amerikalılar için de). En olası sonuç, askeri bir çıkmaza girilmesi ve dünya çapında ekolojik bir felaketin gerçekleşmesidir. Bu olasılık küçük de olsa oldukça korkutucu; bunu önlemek için, bilge ve sağduyulu herkesin elinden gelen her şeyi yapması gerekir.

Peki daha olası senaryonun gerçekleşmesi yani hiçbir şey olmaması ne gibi jeopolitik sonuçlar doğurur. Bu sonuçlar Amerika Birleşik Devletleri için oldukça olumsuz, bu sebeple Kissinger'i ve olasılıkla Condoleeza Rice'i da kışkırtıyor. İlk sonuç ABD askeri gücünün nüfuzuyla ilgili dünyanın geri kalanının tahminlerinin değişmesidir. Bir zamanlar fiilen yenilmez olduğu düşünülen, ezici Amerikan askeri gücü, Bush yönetimi tarafından benimsenmiş, benzersiz bir dille vaat edilen, “şok ve dehşet” yoluyla dünyaya etki etme becerisini kaybediyor. Kore'nin ve/veya İran'ın böyle önemli bir askeri konuda ABD'ye başarılı bir şekilde karşı koyması, dünyanın genelinde, ABD'nin, O'nu küçük düşürecek Davud'u bekleyen bir Golyat olduğuna dair inancı artıracaktır. Bu durum şüphesiz herkesin kendi yoluna gitme isteğini kuvvetlendirecektir; Washington ister onaylasın ister onaylamasın.

“Kendi yoluna gitmek” ne anlama geliyor? Bir dizi ülke, (Kuzey Kore ve İran'ın haricinde) nükleer silah edinmek maksadıyla ciddi adımlar atmaya başlayabilir. Yani bir dizi ülke ABD'yle veya genel olarak Kuzeyle olan ikili veya çoklu ticari görüşmelerde daha katı bir çizgi takip etmeye istekli olacaktır. Yani birçok ülke Dolar'dan uzaklaşmaya daha çok istekli olacaktır. Rusya, petrol fiyatlarını artık Euro üzerinden belirleyeceğini çoktan duyurdu. Diğerleri de onu takip edebilir. Çin, Yuan'ın değerini artık sadece Dolar'la değil diğer para birimlerini de kapsayan bir grupla belirlemeyi düşündüğüne dair işaretler verdi. Ve belki bir gün ABD'nin kâbusu gerçekleşebilir – Dolar'a duyulan güvende geniş ölçekli bir kayıp – bu durum bir kez gerçekleşirse geri dönüşü olmaz ve ABD hükümetinin kırılgan finans yapısını yerle bir eder.

ABD şu günlerde Irak'taki 30 Ocak seçimleriyle kaynıyor. Başkan Bush bu seçimleri “özgürlüğün sesini” yansıtan “büyük bir başarı” olarak nitelendirdi. İlk sonuçlar hiç şüphesiz biraz şişirilmişse de, Şiilerin ve Kürtlerin çoğunluğunun oy kullandığı ve Irak direnişinin sadece her gün öldürebildiği kadar adam öldürmeyi başardığı ortada. Bu durum çok mu şaşırtıcı?  Daha fazla insanın ölmemesinin sebebi, yoğun Amerikan askeri önlemleridir (bunlar arasında otomobillerin kullanımının yasaklanması da var).  Peki, Şiilerin oy kullanması şaşırtıcı mı? Dokuz ay önce, hem ABD'ye hem de İyad Allawi'ye geçici ulusal meclis kurulana dek (esas olarak anayasayı hazırlaması için) seçimleri ertelememeleri için şiddetle muhalefet edildiğini hatırlayalım, böylece Şiileri iktidara geçirip İyad Allawi'yi görevinden almayı umuyorlardı. ABD seçimlerin yapılmasına izin verdiyse bunun kesin sebebi, Ayetullah Ali el Sistani'nin, açıkça, seçimleri vazgeçilmez olarak gördüğünü, aksi takdirde ABD işgaline karşı olduğunu ilan edeceğini söylemesidir. El Sistani istediğini aldı ve Şiiler de oylarını kullandılar. Kürtler içinse, seçime büyük bir Kürt katılımının olması asgari ölçüde bile olsa otonomi elde etmek için en iyi teminattı, zaten kendi bölgelerinde fiilen buna sahipler. Sünniler beklenildiği üzere seçimi etkili bir şekilde boykot ettiler. Ayrıca bunun tam ortasında “özgürlüğün sesi" Kürtler, azınlık Hıristiyanların ve Türkmenlerin kendi bölgelerinde oy kullanmalarını büyük oranda engellemeyi başardılar, aksi takdirde Kürtlerin listesine verilen oy yüzdesi düşük görünecekti.

Şimdi neler olup bittiğini görmek zorundayız. Ancak ABD'nin umduğu gibi bir hükümete sahip olması ihtimali çok düşük. ABD askerleri çekilmeden Irak direnişinin de sona ermesi pek olası değil. ABD basınının seçimlerin yapılmasıyla ilgili sevinç gösterisi yakında son bulacak; paraya, cana ve dolayısıyla ABD kamuoyunun sabrına mal olmaya devam edecek; sonu gelmez düşük yoğunluklu, ama büyük bir silahlı çarpışma gerçeğinin farkına varacaklar. Tüm bu olan bitenin ortasında İran nükleer testini gerçekleştirebilir. Batının tepkisi tabii ki çok büyük olacaktır. İran'da (ve İran dışında da) kamuoyunun onayı da büyük olacak. Ancak bundan sonra jeopolitik gerçeklikler George W. Bush'un kesinlikle hoşlanmayacağı bir yönde gelişmeye devam ederken yeni bir statüko belirlenecek.

15.02.2005
Çeviren: Evren Dağlıoğlu
(Açıksite)

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Immanuel Wallerstein'in Son 10 Yazısı
   Putin’in karizması
   Filistin’de kazananlar ve kaybedenler
   Füze savunma kalkanı: Çılgınca bir fikir ya da akılcı bir amaç
   Irak savaşını bitirmek: İki rakip plan
   Göç: Tepkiye Tepki mi?
   ''Büyük Fırtına Bulutları Toplanıyor''
   İran ve Bomba
   2005: Bush Otoritesinin Çöküşü
   Irak'ta Cesaret Kırılıyor
   Şaron’un Yanılgısı
   Çin ABD'yi Köşeye mi Sıkıştırıyor?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.