Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Irkçılığımızı açığa çıkaran görüntülerin ele verdiği yasadışı, ahlâksız bir savaş
Çarşamba, 14 Eylül 2005 - (18:01)
Robert Fisk

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

İlk önce düşmanlarımız intihar bombacılarını yarattılar. Şimdi ise, bizim dijital intihar bombacımız var, kamera. Amerikan ordusunda yedek asker olan Lynndie England'ın çıplak, sakallı Iraklının tasmasını tutuşana bir bakın. Deriden tasmaya, tutsağın yüzündeki acıya daha yakından bakın. Sadist filmlerin hiç biri bu görüntünün verdiği zararı veremez. Eylül 2001'de uçaklar binaları parçaladı; bugün Lynndie tasmalı tutsağı zorla sürükleyerek tüm ahlâkımızı tuzla buz ediyor.
Müslüman intihar bombacısı Allahu Ekber, Allah büyüktür, diye bağırıyor. Peki ya, Lynndie England'ın suç ortağı ne yapıyor? Evinin bahçesi neden Hosea'daki, ekim, doğruluk ve sürmekle ilgili bir efsaneyle bezenmiş?

İslam, Eski Ahit cinselliğiyle bu kadar yakın bir ilişkiye girebilir miydi? Yeni muhafazakâr Hıristiyanlık - Lynddie kiliseye devam eden biri-İslam'la bu kadar şiddetli, bu kadar isyankâr, bu kadar ahlâksızca çarpışabilir miydi?

Ve bu aşağılık fotoğraflarda masum olanlar kimlerdi? Amerikalı işkenceciler ve insanları aşağılayanlar mı? Yoksa, Iraklı kurbanlar mı?

Başkan Bush Araplar'ın bu fotoğraflara verecekleri tepkiden korkuyor.
Neden? Bir yıldan beri, Iraklılar işgalci güçlerin ellerinde maruz bırakıldıkları acımasız muameleleri gazetecilere anlatmaya çalışıyorlardı. Onlara, halihazırda doğru olduğunu bildiklerini kanıtlamak için bu itham edici fotoğraflara ihtiyaçları yok.

Ancak, Orta Doğu'nun tarihinde bu fotoğraflar Vietnam Savaşı'nın en yıkıcı enstantaneleriyle aynı konumdalar: Saygon'da, Vietkonglu tutsağını infaz eden polis şefi; napalmin yaktığı çıplak kız, My Lai'de ceset yığınları. Araplar için ise, Deir Yasin ve 1982'de Filistin mülteci kampları Sabra ve Şatilla'daki ceset yığınları.

Amerikan birliklerinin geçen yılın Nisan ayında Bağdat'ı işgal etmelerinden kısa bir sure sonra Saddam'ın güvenlik polisi tarafından hunharca kırbaçlanan Iraklı ların videolarıyla karşılaştık.

Hâlâ elimde bulundurduğum kasetlerde, 45 dakika süren sadizim boyunca kurbanların hangi cehennem çemberlerine dayandıklarını bilmiyorum.
Kırbaçlanıyorlar, boğazlarında sopalar kırılıyor, lağıma atılıyorlar köpekler gibi siniyorlar. Peki, bu savaş suçları neden filme alındı?

İlk önce, bunun Saddam'ı ve iğrenç oğlu Uday'ı eğlendirmek için yapıldığını düşündüm. Fakat, şimdi, video çekimlerinin tutsakları aşağılamak için yapıldığının farkına varıyorum. Acı çekişleri, dokunaklı bir şekilde merhamet dilenmeleri, hayvansı davranışları kaderlerine aşağılanmanın son katmanını eklemek için kaydedilmeliydi.

Ve şimdi yine farkına varıyorum ki, Amerikalılar tarafından böylesine acımasızca muameleye- işkenceye- maruz bırakılan Iraklıların resimleri tam da aynı nedenle çekildi.

Birisi, fotoğrafların, bu genç insanlar için bardağı taşıran son damla, kırılma noktası, teslim anı olmasına karar verdi. Oral seks
taklidi yaptır. En iyi arkadaşlarının penisine baktır. Bir kızın, amaçlanan ereksiyonu beğenmesini sağla. Bu, tam da Saddamvâri bir sapkınlıktı.

Öyleyse, Amerikalıların söyledikleri gibi, doğru konuşalım. Lynndie ve Ebu Ghraib hapishanesinin diğer Amerikan sadisti olan erkek arkadaşına bunu yapmalarını kim öğretti?


Eskiden, Suriye ve Irak gizli polisine bunu yapmayı kim öğretti diye sorardım. İkinci sorunun yanıtı kolaydı: Doğu Alman gizli polisi.
Fakat, ilk sorunun yanıtı? Şimdi, Ebu Ghraib'de "sözleşmeli" sorgucuların olduğu söylendi.

Tutsaklarını "dışarıdan birileri"nin sorguladığını bilen, üzerlerinde hiç bir kontrole sahip olmadığı, sorgulamalar yüzünden ordudan ihraç edilecek olan General Janis Karpinski'nin en şanssız hapishane kumandanı olduğunu düşünmem için nedenlerim var. Sorgu odasına girmesine hiç izin verilmedi. Ve bunun nedenini de görebiliyorum.

Öyleyse, onun da görebileceği şüphesiz.

Peki, bu gizemli "sorgucular" kimlerdi? CIA ya da FBI görevlileri değilse, kimdiler?Halihazırda, bir çok isim etrafta dolaşıyor gazeteciler şu ana kadar somut kanıtları olmadığını söylüyorlar- ve bir kısmının birden fazla pasaportu olduğunu kestirebiliyorum. Neden
Abu Ghraib'e getirildiler. Onları içeriye kim aldı? Ne kadar para alıyorlar? Ve kimler tarafından eğitildiler?

Bir kızın mastürbasyon yapmaya zorlanan bir Arap'ı işaret etmesini sağlamanın, bir Iraklıyı, başını kadın iç çamaşırıyla kapatarak aşağılamanın iyi bir fikir olduğunu öğretti?

Burada sadece "sopa"dan bahsetmiyoruz.

Profesyonellerden bahsediyoruz. Başkan Bush, dün, bu pislik için sonunda Arap dünyasından özür diledi - hiç şüphesiz ki, sırf Washington Post'un ilk sayfada yayınladığı son fotoğraftan dolayı - ancak, Amerikan yetkililerinin mütemadiyen, ısrarlı bir şekilde bunların
Amerikalıları temsil etmeyen küçük bir grup olduklarını belirtmeleri şüphelerimi artırıyor.

Lynndie ve erkek arkadaşı "azgın" bir gruba dahil değillerdi. Onlara bu korkunç şeyleri yapmaları söylendi. Bunun için teşvik edildiler.
Bu birinin emriydi. Emri veren kimdi? Emri ver(ler)in resimlerini, kimliklerini, pasaportlarını, emirlerini ne zaman görebileceğiz?

Evet, Müslüman'ın pis, şehvete düşkün, Hıristiyan olmayan, insanlığa yakışmayan bir varlık olduğu düşüncesi -ki bu (anladığım kadarıyla Bush'un artık unutmuş olduğu) Usama bin Ladin'in Batılılar hakkındaki düşüncesine çok benzer- Haçlılara kadar uzanan bir kültürün, köklü bir geleneğin bir parçasıdır.

Ve yasadışı, ahlâksız, sahte savaşımız şimdi de ırkçılığımızı ele veren görüntüleri ortaya çıkardı.

Başı kapatılmış ve ellerine elektrik telleri bağlanmış adam artık simgesel bir portre; Dünya Ticaret Merkezi'ne giren ikinci uçağın fotoğrafında olduğu gibi her karesi hatırlanacak. Hayır, şüphesiz ki, 3000 Iraklıyı öldürmedik. Daha fazlasını öldürdük. Ve aynı şey
Afganistan için de geçerli.


The Independent,07 May 2004
http://www.robert-fisk.com/articles400.htm
Çeviren: Simten Coşar
 

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Robert Fisk'in Diğer Yazıları
   Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
   ABD suçlarını da Saddam'la gömdü
   Avrupa İsrail'i korumak zorunda değil
   İran’la savaşın sonu çok kirli olacak
   Blair'in Bush'la İttifakı Bombalandı
   Irak'taki ironiyi kimse görmüyor
   Batı Oryantalist Düşüncelerden Arınmalı
   Londra bombalamaları barbarca, ya Irak'takiler?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.