Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Blair'in Bush'la İttifakı Bombalandı
Cumartesi, 24 Eylül 2005 - (09:21)
Robert Fisk

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

“Eğer sizler bizim şehirlerimizi bombalarsanız,” diyordu Usama bin Ladin son zamanlardaki bir video kaydında, “biz de sizinkileri bombalarız.” Britanya başbakanı Tony Blair'in Başkan Bush'un “teröre karşı savaşı”na ve Irak'ı işgaline katılmaya karar vermesinden bu yana Britanya'nın bir hedef olacağı açıktı. Onların söylediği gibi, uyarılmıştık. G-8 zirvesi önceden açıkça Saldırı Günü olarak seçilmişti.

Blair'in bize “onlar hiçbir zaman bizim değer verdiklerimiz şeyleri yok etmeyi başaramayacaklar” demesinin bir yararı yok. Onlar “bizim değer verdiğimiz şeyleri” yok etmeye çalışmıyorlar. Onlar Blair'i Irak'tan geri çekilmeye, Birleşik Devletler'le ittifakına ve Bush'un Ortadoğu'daki politikalarına olan bağlılığına son vermeye zorlamak için kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışıyorlar. Avustralyalılar Bali'de acı çekerken, İspanya da Bush'a destek vermenin bedelini ödedi – ve İspanya'nın sonrasında Irak'tan geri çekilmesi Madrid bombalamalarının amacına ulaştığını kanıtladı.

Blair'in dünkü bombalamalara “barbarca” – ki öyledir – diye tanımlaması kolay, fakat 2003'de Anglo-Amerikan ittifakının Irak'ı işgal etmesiyle meydana gelen sivil ölümleri, çocukların misket bombaları tarafından parçalanması, suçsuz Iraklıların Amerikan askeri kontrol noktalarında vurulması neydi? Onlar öldüklerinde “tali zarar”; “biz” öldüğümüzde “barbarca terörizm” oluyor.

Eğer Irak'ta isyanla mücadele ediyorsak, isyanın bir gün bize de sıçramayacağına nasıl inanıyoruz? Kesin olan bir şey var: Blair, eğer, Irak'ta “terörizmle mücadele ederek” Britanya'yı daha etkili biçimde koruyacağımıza gerçekten inanıyorsa, bu argüman artık geçerli değil.

Bombalamaları, dünya Britanya üzerine yoğunlaşırken, G-8 zirvesiyle ayna zamana denk getirmek bir deha belirtisi olmasa gerek. Bir başkenti patlayıcılarla kapatmak ve yurttaşlarını katletmek üzere Bush ve Blair'in bir kez daha el sıkışacağı zamanı beklemek için bir doktora derecesine sahibi olmanıza gerek yok. G-8 zirvesi o kadar önceden duyuruldu ki, bombacılara hazırlık yapmaları için gereken bütün zaman verildi. Dün gördüğümüz türden koordineli bir saldırı sistemini planlamak haftalar alır; bu saldırıların Olimpiyat kararıyla çakışmak üzere zamanlandığı şeklindeki aptalca fanteziyi de unutabiliriz. Bin Ladin ve taraftarları böyle bir operasyonu, Fransa'nın Oyunlara ev sahipliği yapma çabasında başarısız kalması ihtimaline dayandırarak düzenlemezler. El Kaide futbol oynamaz.

Hayır, bu işin aylar alması gerekir: Güvenli evler bulmak, patlayıcılar hazırlamak, hedefleri belirlemek, güvenliği garantilemek, bombacıları seçmek, iletişimi planlamak gibi işlerin aylarca sürmesi gerekir.

Koordinasyon ve gelişkin planlama – ve masumların yaşamlarına karşı olağanlaşan büyük bir kayıtsızlık – El-Kaide'nin özellikleridir.

Dün – G-8'in açılışı sırasında – güvenlik servislerimizin tamamen başarısız oldukları gerçeğini üzerine kafa yoralım. Bunlar, ortada hiçbir kitle imha silahı yokken Irak'ta kitle imha silahları bulunduğunu iddia eden istihbarat “uzmanları”yla aynı kişilerdir. Aynı istihbarat servisleri, Londralıları öldürmek için aylar süren gizli bir planı açığa çıkarmak konusunda tamamen başarısız oldular.

Trenler, uçaklar, otobüsler, metrolar. Ulaşımın, El-Kaide'nin fesat sanatlarının ilmi olduğu görülüyor. Hiç kimse işe gidip gelen üç milyon Londralıyı arayamaz. Kimse önüne çıkan her turisti durduramaz.

Sonra uzun zamandır bu kabusu bekleyen Britanyalı Müslümanlar meselesi geliyor. Şimdilerde, Müslümanlarımız olağan şüpheli haline geliyor: Koyu renk gözleri olan kadın veya erkek, sakallı adam, başörtülü kadın, üzüntüden yanağından gözyaşları süzülen oğlan, ırkçı süistimale maruz kaldığını söyleyen kız.

11 Eylül'de Atlantik'ten geçerken – uçağım Birleşik Devletler hava sahasını kapattığı için İrlanda'dan dönmüştü – uçak görevlisiyle birlikte belki şüpheli yolcuları tespit edebiliriz diye kabinleri nasıl turladığımı hatırlıyorum. Tabii ki, koyu renk gözleri veya uzun sakalları olan veya bana “düşmanlık”la bakan tamamen masum bir düzine erkek buldum. Ve beklendiği gibi, sadece birkaç saniye içerisinde, bin Ladin nazik, liberal, dost canlısı Robert'i Arap-karşıtı bir ırkçıya dönüştürmüştü.

Ve bu, dünkü bombalamalarla amaçlanan şeyin bir parçasıydı: Blair'in öfkelendiğini iddia ettiği ırkçılık türünü cesaretlendirmek için Britanyalı Müslümanları Müslüman-olmayan Britanyalılardan (gelin Hıristiyan sözcüğünü kullanmayalım) ayırmak.

Fakat işte sorun burada. Britanya'nın düşmanlarının “bizim değer verdiğimiz şeyleri” yok etmek istediği iddia etmeye devam etmek ırkçılığı körüklüyor; burada karşı karşı bulunduğumuz şey, Blair'in bizi içine hapsettiği “teröre karşı savaş”ın sonucu olarak Londra'ya yapılan özel, doğrudan ve merkezi bir saldırı. Birleşik Devletler'deki başkanlık seçimlerinden hemen önce, bin Ladin soruyordu: “Biz neden İsveç'e saldırmıyoruz?” İsveç şanslı. Orada Usama bin Ladin yok. Ve Tony Blair de yok.

(Londra'da yayınlanan The Independent gazetesi)

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Robert Fisk'in Diğer Yazıları
   Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
   ABD suçlarını da Saddam'la gömdü
   Avrupa İsrail'i korumak zorunda değil
   İran’la savaşın sonu çok kirli olacak
   Irkçılığımızı açığa çıkaran görüntülerin ele verdiği yasadışı, ahlâksız bir savaş
   Irak'taki ironiyi kimse görmüyor
   Batı Oryantalist Düşüncelerden Arınmalı
   Londra bombalamaları barbarca, ya Irak'takiler?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.