Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Bir senaryo mu uygulanıyor?
Perşembe, 09 Şubat 2006 - (13:47)
Davut Dursun
Yeni Şafak

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Giderek tehlikeli hal alan Hz. Muhammed karikatürleri karşısında İslam dünyasında gösterilen tepkilerin nasıl bir boyut kazanacağını tahmin etmek zor. Bugün herkesin sorduğu soru şu: Bu gelişmeler bir senaryonun ürünü mü?

Daha doğrusu bir beyin önceden bir tasarım yaptı, bir gazeteciye Hz. Muhammed'i Müslümanların asla kabul edemeyecekleri bir üslupta çizdirdi, bu karikatürleri Danimarka'da bir gazetede yayınlattı. Aradan birkaç ay sonra başka bazı Avrupa ülkeleri gazete ve dergilerinde de yayınlattı ve tüm Müslümanları tahrik ederek ayağa kaldırdı. Bu olaylar oldu... Bu planı yapan beyin şimdi karşıdan olup bitenleri seyretmekte ve nasıl isabetli bir planı yürürlüğe koymanın sevincini etraftakilerle paylaşmaktadır.

Durum gerçekten böyle mi?

Bu konuda pek çok şeyin söylenmesi mümkün. Gerçekten de olup bitenleri birbiri arkasına koyup bir eğilim izlendiğinde güya bir beynin başarılı bir tasarımıyla karşı karşıya olduğumuz izlenimi edinmek mümkün.

Peki niçin böyle bir senaryo?

İlk akla gelen muhtemelen şudur: İslam dünyası ile Batı arasında yakınlaşma ve işbirliğinin asla olamayacağı izlenimi verilmek isteniyor.

Soğuk Savaş sonrasında yaşanan belirsizliklerin en önemlisi Avrupa Birliği'nin dünya sisteminde etkili bir aktör olma arzusu ile bunu gerçekleştirecek tutarlı ve planlı bir politika izleyememesinin yol açtığı dağınıklık oluşturmuştur. Bu alanda zaman zaman Avrupa'nın dünya sisteminde etkili olma yolunda uzun adımlar atmaya çalıştığı ancak arkasını getiremediği biliniyor. Konuyla yakından ilgili herkesin iyi bildiği gibi Avrupa, İslam dünyasını ve Ortadoğu'yu yanına almadan dünya sisteminde etkili olabilme şansına ve potansiyele sahip değil. İslam dünyasıyla çatışarak ve ilişkileri gererek global düzeyde aktif olamaz.

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğiyle ilgili tartışmalarda Türkiye'yi yanına alamayan bir Avrupa'nın global güç olamayacağı telaffuz edilmiştir. Son dönemde "Medeniyetler İttifakı" adıyla İslam dünyası ile Batının yakınlaştırılmasına yönelik çabaları hatırlamak gerekiyor.

Bunlar neye ve kimin projelerine karşı olduğu intibaını vermektedir? Medeniyetler ittifakı, Amerikalı siyaset bilimcisi ve Amerikan yönetiminin reflekslerini iyi temsil eden S. Huntington'un doksanların başında dünya gündemine soktuğu Medeniyetler Çatışması tezinin karşıtı değil midir? Diğer yandan Amerikan yönetimi İslam dünyasını terör üretmekle veya terörü desteklemekle suçlarken Batının işbirliği girişimleri içerisinde olması bir çelişki gibi durmuyor mu? Tabii bu bağlamda Ortadoğu'daki otoriter yönetimleri demokratikleştirmek için Amerika Birleşik Devletlerinin uygulamak istediği Büyük Ortadoğu İnisiyatifi gibi projelerin varlığına rağmen başarının henüz ortalıkta gözükmemesi ister istemez bazı soruları sordurmaktadır. Bu tablodan hareket ettiğimizde İslam dünyası ile Batı arasındaki ilişkilerin koparılması ve İslam dünyasının nasıl terör hareketlerini besleyen bir yapıda olduğunun dünyaya gösterilmesi için bu olaylardan daha iyi bir araç olabilir miydi? Bir yandan medeni/modern dünyanın en önemli değeri olan ifade özgürlüğüne Müslümanların nasıl tahammül edemedikleri gösterilmiş, diğer yandan da tepkilerin yöneldiği mekanlarda gösterilen kırıp dökmeler terör görüntüsünü pekiştirmişlerdir. Bu durumda böyle bir dünya ile işbirliği savunulabilir mi?

Gerçekten olup bitenler böyle bir senaryonun ürünü mü?

Elbette buna hükmetmek mümkün değil. Ancak bir yorum olarak kenara atılmamalıdır. Her şey bir yana ifade özgürlüğü ile bir toplumun kutsallarına hakaret etmek, rencide etmek ve alay etmek aynı şey olamaz. Batının kendi kutsallarına bile saygı göstermiyor olması başka dinlerin kutsallarını tahkir etmesine izin veremez.

Burada asıl üzücü olan eğer kabaca çizdiğimiz bir senaryo varsa Müslümanların bu tuzağa düşüyor olmalarıdır.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Davut Dursun'in Diğer Yazıları
   Türkiye, Batı için her zaman “öteki”dir...
   Modern zihin ve dinin gerçekliği
   Syriana ve Ortadoğu'nun demokratikleşmesi...
   Türkiye'nin ''B planı'' var mı?
   ''11'ler olayı''nı hatırlayan varmı?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.