Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İran ve Bomba
Cuma, 03 Mart 2006 - (03:05)
Immanuel Wallerstein

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

İran’ın nükleer programı hakkındaki tartışmanın çoğu gerçekten, her yönüyle histeriktir. Senatör John McCain’in demecine henüz bu ay şahit oldum: “Askeri harekâttan daha kötü olan tek şey vardır, bu da nükleer silahlı İran’dır.” İnsanın Shakespeare’in sözüyle cevap veresi geliyor: “Hiç uğruna kuru gürültü”. Müthiş bir kuru gürültü olduğunu ve yüksek konumdaki bazı kişilerin İran’ın nükleer silahları ele geçirmesini engellemek için askeri harekâta girişmek konusunda ciddi olduklarını hariç tutun. Öyleyse bunun neden ve kimin için bu denli önemli olduğunu sormalıyız.

Her şeyden önce, yarın İran nükleer silahlara sahip olursa, bunu niye bir felaket sayalım? Bugün nükleer silahlara sahip olduğu bilinen dokuz ülke vardır. ABD, Büyük Britanya, Rusya, Fransa, Çin, İsrail, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore. İran onuncu olursa ne değişir? İran kimi tehdit eder? Hangi ülkeyi bombalayabilirler? Hâlihazırda, İran’ın askeri olarak saldırgan olduğunu veya olacağını gösteren herhangi bir belirti bulunmamaktadır. Hiç şüphe yok ki, İran’ın şimdiki başkanı Mahmud Ahmedinecat İran’dan oldukça uzak bir ülke olan İsrail ile ilgili hayli düşmanca beyanatlarda bulundu. Fakat hiç kimse İran’ın İsrail’i bombalama niyetinde olup olmadığını veya bunu yapmak için askeri kapasiteye sahip olup olmadığını düşündü mü? Retorik ve amaç birbirinden farklı şeylerdir.

Fakat İran bombayı kullanmayı amaçlamıyorsa neden ona sahip olmak istesin? Bazı açık sebepler var. Bombaya sahip dokuz ülkeden biri hariç, geri kalan hepsi bunu İran’a karşı kullanmaya yeterince yakın duruyor. İran hükümetinin bu durumdan etkilenmemesi için saf olması gerekir. Dahası, ABD’nin son beş yıla ait politikalarından kolayca anlaşılabilen bir şey; ABD’nin Kuzey Kore’ye değil, Irak’a saldırmasını sağlayan en büyük fark, Irak’ın Kuzey Kore’nin sahip olduğu nükleer silahlara sahip olmamasıydı.

İkinci açık sebep, İran milliyetçiliğidir. İran’ın nükleer bir güç olma emellerinin şimdiki başkanla başlamadığını hatırlayalım. Bunlar, İran devriminden de önceye, İran’ın Şah günlerine kadar dayanır. Açıkça, bugün orta büyüklükte bir güç olan İran, nükleer kulübün üyesi olursa jeopolitik gücünü artıracaktır. İran tüm diğer devletler gibi kendi ulusal çıkarlarına sahiptir ve açıkça, bölgesinde merkezi bir rol oynamayı istemektedir.

Fakat tek başına bu, dünyanın ya da bölgenin barışını etkiler mi? Sovyetler 1949’da ilk nükleer patlamasını yaptığında Batı dünyasının feryadı çok yüksek oldu. Fakat geçmişte net olan bir nokta vardı ki, o da 1949’dan 1991’e Sovyetlerin dağılması arasında bir Amerikan-Sovyet savaşının olmamasına katkı sağlayan tek faktörün iki gücün de nükleer silahlara sahip olduğuydu. Berlin ablukasında, Küba sözde füze krizinde ve Afganistan savaşında tüm şiddetli gerilimlere rağmen iki tarafın da nükleer silah kullanmayacağını garantileyen, karşılıklı yıkımdan duyulan korkuydu. Hindistan ve Pakistan’ın bombaya sahip olmaları da Keşmir anlaşmazlığında çok güçlü bir sınırlama oldu.

Terör dengesi Orta Doğu’da neden bu kadar iyi işlemez? İran’ın nükleer silahları tasarrufu Orta Doğu’da neden yatıştırıcı bir unsur olamaz? Sunulan tek cevap, İran hükümetinin bombayı kullanmaktan kaçınacak kadar akıllı olmadığıdır. Fakat biri bunun bir saçmalık- ırkçı bir saçmalık- olduğunu söylemeli. Şu anki İran yönetimi politik olarak Bush yönetimi kadar sofistikedir ve çok daha az militarist bir sestir.

Öyleyse neden herkes bu kadar telaşlanmaktadır? Henry Kissinger bunu bir yılı aşkın bir süre önce açıkladı ve Thomas Friedman New York Times’ta bunu henüz tekrarladı. Çok nettir ki, İran bir kere nükleer silahlara sahip olursa, diğer ülkeler için de bu yolu açmış olacak ve en azından 10-15 ülke daha böyle silahlara sahip olmak için hızlı bir çalışmaya girecek. Belli bazı adaylar var: Güney Kore, Japonya, Tayvan, Endonezya, Mısır, Irak (evet, Irak.), Güney Afrika, Brezilya, Arjantin ve birçok Avrupa ülkesi. 2015 yılında 25 tane nükleer güç olabilir.

Bu tehlikeli midir? Her zaman düğmeye basabilecek konumda bulunan çılgın kişiler ve gruplar oldukça, tabii ki… Ama bu çılgın kişiler veya gruplar bugünkü dokuz nükleer güçte de vardır ve kişisel olarak, gelecek 15 ülkede bunlardan daha çoğunun bulunduğuna inanmıyorum. Nükleer silahsızlanma zorunlu bir amaçtır fakat dünyanın bir kısmının silahsızlanması değil, herkesin silahsızlanması koşuluyla.

İran’ın nükleer silahlanmasından dolayı, özellikle Birleşik Devletler’in telaşlanmasının sebebi, nükleer silahların sözde orta büyüklükte devletlere yayılmasının Birleşik Devletler’in askeri gücünü açıkça azaltmasıdır. Fakat bu, bu durumun dünya barışını etkileyeceği anlamına gelmez. Öyleyse İran’a bir Birleşik Devletler saldırısından veya İsrail saldırısından endişelenmeli miyiz? Gerçekten hayır, çünkü ABD bugün böyle bir saldırıyla meşgul olacak güce sahip değildir, Irak rejimi bunu desteklemeyecektir ve İsrail de bunu yalnız yapamayacaktır. Yani yapılan, hiç uğruna kuru gürültüdür.

[http://fbc.binghamton.edu/commentr.htm adresinden Açalya Temel tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Immanuel Wallerstein'in Son 10 Yazısı
   Putin’in karizması
   Filistin’de kazananlar ve kaybedenler
   Füze savunma kalkanı: Çılgınca bir fikir ya da akılcı bir amaç
   Irak savaşını bitirmek: İki rakip plan
   Göç: Tepkiye Tepki mi?
   ''Büyük Fırtına Bulutları Toplanıyor''
   2005: Bush Otoritesinin Çöküşü
   Irak'ta Cesaret Kırılıyor
   Şaron’un Yanılgısı
   Çin ABD'yi Köşeye mi Sıkıştırıyor?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.