Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
''Büyük Fırtına Bulutları Toplanıyor''
Cumartesi, 18 Mart 2006 - (11:39)
Immanuel Wallerstein

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Çok net görülebilir ki, Danimarka’da yayınlanan karikatürler ve bunların bir dizi diğer batılı gazetede yayınlanması, bunların aralarındaki Müslüman nüfusa duydukları kızgınlığı ve çoğu için büsbütün ırkçı ksenofobiyi [yabancı düşmanlığını] yansıtmaktadır.


Heyecanın düzeyi her yerde yükseliyor ve dünya-sistemi asla şimdikinden daha anarşik olmamıştı. Belki de köprüden geçiyoruz.

Irak’taki El-Asker Camii’nin bombalanması yalnız aniden yükselen bir grup içi şiddet duygusuyla sonuçlanmadı, aynı zamanda ABD Büyükelçisi Zalmay Halilzad’ın Irak hükümetine Sünnilerin katılımına dönük çabalarını da muhtemelen sonuçsuz bıraktı. Bu, hükümeti kurmak için gerekli olan üçte iki çoğunluğu sağlamada ve dolayısıyla düzenlenmesi çok zor olacak yeni seçimlerde başarısızlık demekti. Tam da aynı zamanda ABD ordusu, önceden ABD desteği olmaksızın askeri operasyona yeterli bulduğu tek Irak birliğini hala ABD desteğine ihtiyaç duyan bir seviyeye indirgedi. ABD şimdi, Irak’taki varlığına ve amaçlarına karşı ilk kez tüm Irak’ı kapsayacak bir düşmanlık yaratan en önemli Şii partilerince açıkça eleştiriliyor –saldırıya uğruyor – ve Basra’daki İngilizlerin, durumu kontrol etme yeteneği şimdi Bağdat’taki Amerikalıların durumu kadar kısıtlı.

Herkes, her yerde, Danimarka’da Jyllands-Posten tarafından yayınlanan meşhur karikatürleri tartışıyor. Batı Dünyasındaki tartışmaların çoğu esas noktayı kaçırdı. Herkes basın özgürlüğü karşısında basının sorumluluğu konusunu tartışıyormuş gibi görünüyor. Bu eskiden beri tartışılmaktadır fakat açıkçası şu anki temel konunun oldukça dışındadır. Temel konu, sadece Müslüman dünyada değil, Batı dünyasında da neden bu konudan fazlasıyla ajite olunduğudur. Bu alelade bir hakaret sorununun ötesindeymiş gibi görünüyor.

Çok net görülebilir ki, Danimarka’da yayınlanan karikatürler ve bunların bir dizi diğer batılı gazetede yayınlanması, bunların aralarındaki Müslüman nüfusa duydukları kızgınlığı ve çoğu için büsbütün ırkçı ksenofobiyi [yabancı düşmanlığını] yansıtmaktadır. Korku ve öfke artıyor. Danimarka’da ve başka yerlerde her nasılsa ülkelerini Müslüman nüfustan arındırmak veya en azından bu nüfusun girişini durdurmak isteyen kişilerin sayısı artıyor.

Ve Müslüman dünyanın genelindeki sert tepki Muhammed’in görsel tasvirine karşı bir protestodan fazlasını yansıtmaktadır. Karikatürler daha çok kızgınlık derecesinin ve ülkelerine gelebilecek bir Batı işgalinden duyulan çoğalan korkunun ifade edilmesi için bir bahaneydi. Başlı başına saldırıyı başlatan Müslüman hükümetlerin bu kızgınlığı yönlendirmeye çalışmaları, göstericilerin faal biçimde bunların aleyhine dönmesiyle geri tepmiştir. Tıpkı Pakistan’da, Devlet Başkanı Müşerref’in bir zamanki İslamcı destekçilerinin şimdi onun istifasını istemesinde olduğu gibi.

Bu arada ABD hükümetine Batı dünyasında önceden bilinmeyen bir ölçüde saldırılmaktadır. Guatanamo’daki hapishane aniden yaygın bir ilgi ve kınama konusu oldu. Bu, sadece Bush yönetimine yapılan alışılmış sol eleştirilerden değil Büyük Britanya, Fransa ve Almanya hükümetlerinden, Birleşmiş Milletlerden, dünyanın her yerindeki insan hakları topluluklarından da geliyor. Üssün derhal kapatılmasını ve hapishanedekilerin yargılanmasını ya da salıverilmesini talep ediyorlar. Bunların ifadeleri Bush rejiminin olayı kabul etmeye hazır olmadığı kadar ani ve güçlüdür.

Bir Dubai firmasının ABD limanlarındaki bazı işletmelere sahip olma beklentisinin yarattığı patlama bir parça ABD içindeki seçim oyununun, bir parça da Arapların ABD’de herhangi bir şey edinmesine karşı duyulan irrasyonel histerinin konusudur. Aslında limanlarda sıkı bir güvenlik yoktur fakat güvenliği zayıf da olsa sağlayan ABD Sahil Güvenliği ve ABD İç Güvenlik Bakanlığı’dır ve öyle kalacaktır.

Bush yönetimine bitirici darbeyse ABD muhafazakâr hareketinden gelen eski devlet adamı William Buckley’in, muhafazakârların en önemli yayını National Review’da yazdığı makaledir. Burada “Amerika’nın Irak’taki amacının başarısız olduğuna şüphe yoktur.” demektedir. “Yenilginin kabul edilmesini” istemektedir. Eğer savaş yanlısı kampın liderlerinden biri yenilgiyi kabul etmek istiyorsa Bush’un başı gerçekten belada demektir. Fakat aynı zamanda bu, Birleşik Devletler’de bir parçalanma olduğunu gösterir. William Butler Yeats’in sözleriyle açıklamak gerekirse “her şey paramparça, merkez sallantıda.”

Bush yönetiminde, başını, başı bizzat ABD halkıyla her geçen gün daha çok belada olan Başkan yardımcısı Cheney’in çektiği yeni-muhafazakâr komplodan uzak tepki, hiçbir şey olmamış gibi işe girişmekten yana. İran’a karşı savaşı savunuyorlar (her şeye rağmen, başlatmayı başaracakları dahi kuşkuludur). Ve şimdi Cheney, düşman üstüne düşman edinmiş ABD’nin Putin ve Rusya’yı dahi görevlendirmesini istiyor. Cheney ABD’nin tapınağı yıkan Samson’u. Yalnızca ABD’de bir iç savaşı teşvik etmede başarılı olabilir.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Immanuel Wallerstein'in Son 10 Yazısı
   Putin’in karizması
   Filistin’de kazananlar ve kaybedenler
   Füze savunma kalkanı: Çılgınca bir fikir ya da akılcı bir amaç
   Irak savaşını bitirmek: İki rakip plan
   Göç: Tepkiye Tepki mi?
   İran ve Bomba
   2005: Bush Otoritesinin Çöküşü
   Irak'ta Cesaret Kırılıyor
   Şaron’un Yanılgısı
   Çin ABD'yi Köşeye mi Sıkıştırıyor?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.