Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Akıllı tasarım’ hakkında doğrular ve yanlışlar
Pazartesi, 20 Mart 2006 - (17:58)
Mustafa Akyol

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Darwinizm-yaratılış tartışması son günlerde hızlandı. “Yaratılış” fikrinin bilimsel karşılığı olan “akıllı tasarım” teorisine karşı da pek çok itiraz yükseldi. Bu teorinin bir savunucusu olarak, iki ayrı kanattan gelen bu itirazları karşılamamda yarar var.


Birinci kanat, “ne gerek var Darwinizm’le uğraşmaya” diye soran bazı Müslüman yorumcular. Bu yorumcuların bir kısmı, “evrim fikri İslam’la çelişmez, Allah evrimle de yaratmış olabilir” diyorlar. Aslında bu fikir doğru: Evet, canlıların evrim yoluyla da yaratıldığı savunulabilir ve nitekim böyle düşünen Müslüman ilahiyatçılar vardır. Ancak böylesi bir “yaratılışçı evrim” ile Darwinizm’i paralel sanmak büyük bir yanılgı olur. Darwinizm herhangi bir “evrim teorisi” değil, “doğal seleksiyon yoluyla evrim teorisi”dir. Doğal seleksiyon ise kör ve amaçsız bir mekanizmadır. Bunu kabul ettiğinizde, neyi kabul etmiş olacağınızı, ‘Darwinist teori’nin 20. yüzyıldaki en büyük isimlerinden biri olan George Gaylord Simpson’un “The Meaning of Evolution” (Evrimin Anlamı) adlı kitabındaki ünlü sözünden görebilirsiniz. “İnsan,” der Simpson, “kendisini hiç de hedeflememiş olan amaçsız ve doğal bir sürecin ürünüdür.”

İnanmak için kanıt

“Ne gerek var Darwinizm’le uğraşmaya” diye düşünen bazı Müslüman yorumcular da ‘akıllı tasarım’ teorisini eleştiriyor ve “Allah’a inanmak için doğadan kanıt bulmaya ne gerek var, Allah’a zaten ‘iman’ edilir” diyorlar. Böylesi bir “fideist” inanç (yani “inanıyorum; çünkü inanıyorum” düşüncesi) da mümkündür elbette... Ama İslam’da öngörülen bu değildir. Allah’a inanmak kuşkusuz bir “iman” meselesidir; ama bu imanın akılcı delilleri vardır. Kur’an’da insanlar Allah’a inanmaya davet edilirken, O’nun yarattığı evren ve doğa birer “ayet” (yani kanıt) olarak gösterilir. Bu nedenledir ki, başta İmam Gazali ve Bediüzzaman Said Nursi olmak üzere İslam kelamcılarının büyük bölümü “isbat-ı vücud”, yani Allah’ın varlığını göstermek için doğadaki düzen, ahenk ve tasarım üzerinde durmuşlardır. İşte “Darwinizm’le, Tasarım’la ne işimiz var; biz zaten inanırız, inanmak için kanıt mı olur” diyen Müslümanlar, bu kritik meseleyi ıskalıyorlar. Dahası Allah inancının rasyonel bir gerekçesi olmadığını varsayarak, onu “irrasyonel” sayan materyalist felsefeye bilmeden koz vermiş oluyorlar.

Materyalist itirazlar

Oysa materyalizme karşı böylesi bir teslimiyetçiliğe hiç gerek yok. ‘Akıllı tasarım’a yönelik materyalist itirazlara baktığımızda bu “kâğıttan kule”nin zaten titremekte olduğunu görebiliriz. Gelin birlikte görelim... ‘Akıllı tasarım’, dinî kaynaklara değil bilimsel kanıtlara, özellikle de yaşamın kompleks yapısına dayanan bir teori. Radikal gazetesinde yayımlanan “Bilim, öğretilen derste (yaratılış) okutulamaz” başlıklı yazısıyla bu teoriyi eleştiren Prof. Celal Şengör ise şöyle demiş: “Yaşamın Darwin’in veya Mendel’in veya Hugo de Vries’in sandığından karmaşık olduğu doğrudur; ancak bu, karmaşıklığın yalnızca tesadüfî evrimle açıklanamayacağı anlamına gelmez”.

İyi ama, bunun salt bir iddia olarak kalmaması için yaşamın karmaşıklığının yalnızca tesadüfî evrimle açıklanabileceğinin Prof. Şengör gibi materyalistlerce gösterilmesi lazım. Peki bu gösteriliyor mu? Hayır!.. Sözgelimi ilk hücrenin veya hücredeki kompleks mekanizmaların rastlantısal bir evrimle nasıl açıklanabileceği sorusu tümüyle cevapsız. Bakın, Darwinizm’e hararetle inanan, ‘akıllı tasarım’a da şiddetle karşı çıkan dünyaca ünlü fizikçi Paul Davies, 2002 basımı “The Origin of Life” (Yaşamın Kökeni) adlı kitabında şöyle diyor: “Araştırmacıların çoğu yaşamın kökeninin bir sır olduğunu kamuoyu önünde açıklamak istemiyor. Sadece kapalı kapılar ardında kabul ediyorlar bu konudaki çaresizliklerini. Bu rahatsızlıklarının iki nedeni var. Birincisi, bunun köktendincilerin sahte-açıklamalarına kapı açacağını sezmeleri. İkincisi ise, bilgisizliklerinin samimi bir itirafının, bilimsel çalışmalara verilen devlet fonlarının azalmasına neden olacağından korkmaları.” (s. XXIV)

Bu alıntıda sözü edilen “köktendinciler”, yaşamın yaratıldığını savunanlar. “Sahte-açıklama” ise aynı jargona göre, ‘akıllı tasarım’ teorisi olmuş oluyor. Peki ama niye “sahte”? Aksini gösteremediğiniz bir açıklamanın “sahte” olduğuna daha ilk baştan nasıl karar verebiliyorsunuz? Ya da “yeni bilimsel kanıtlar yakında bizi haklı çıkaracak” diye şimdiden nasıl kehanette bulunabiliyorsunuz? Bu soruların tek bir cevabı var: Materyalizme iman... ‘Akıllı tasarım’ karşıtı bilim adamları, maddeden başka bir gücün var olmadığına, maddesel dünyanın kendi içinde kapalı bir sistem olarak işlediğine ilk baştan iman ettikleri için, bunun dışında kalan bir açıklamayı, tartışma gereği bile duymaksızın reddediyor ve hatta susturmaya çalışıyorlar. Ama tabii bu işin bir “usturubu” var: Materyalizmi bilimin kendisi gibi göstermek... Darwinistlerin sıkça kullandığı “Akıllı tasarım bilim dışıdır, yakında bilim yaşamın kökenini açıklayacak” gibi sözleri doğru okumak için, “bilim” kelimesinin yerine “materyalizm”i koymak lazım. Oysa bilimin materyalist olmak gibi bir zorunluluğu yok. Sadece objektif olup gerçeği araması gerekiyor.

Yanlışlanabilirlik kriteri

‘Akıllı tasarım’a karşı çıkmanın bir yöntemi de, “bu teori yanlışlanabilir değildir” demek. Oysa ‘akıllı tasarım’ ile Darwinizm “yanlışlanabilirlik” kriteri açısından tamamen aynı düzlemde. Sayın Celal Şengör, “Dünyada yaşamın akıllı bir tasarımcının eseri olduğu hiçbir gözlemle yanlışlanamaz” derken, savunduğu Darwinist teorinin de, ünlü bilim felsefecisi Karl Popper tarafından tam da aynı nedenle eleştirildiğini unutuyor. Problem şurada: Yaşamın kökenini tartıştığımızda, milyonlarca yıl önce yaşanmış olayları ele alıyoruz. Yeryüzündeki ilk hücrenin, ilk balığın, ilk kuşun kökenini irdeliyoruz. Bunları gözlemlemek de, test etmek de imkânsız. Tek yapılabilecek şey, eldeki kanıtlara bakarak, “tasarım” veya “doğal süreçler” açıklamalarından hangisinin daha tutarlı olduğuna karar vermek. Doğal süreçlerin canlılığı açıklaması mümkün değilse -ki değil- varılması gereken sonuç tasarım.

İslam’a uygun

‘Akıllı tasarım’ teorisine karşı bir de Hıristiyan ve ABD kökenli olma eleştirisi var. Hatta materyalist bilim dergisi “Bilim ve Gelecek”, “Amerikan Malı Safsata: Akıllı Tasarım” diye başlık da atmıştı. Sanki kendi savunduğu Darwinizm, Anadolu’nun bağrından kopup geliyor... İşin doğrusu şu: Bugün Batı dünyasında bir ateizm-teizm (Allah’ı inkar-kabul) çatışması sürüyor ve bunun en önemli “cephe”lerinden birisi de yaşamın kökeni. (Amerikan Ateistler Birliği her yıl boşuna “Darwin Günü” düzenlemiyor.) Bu çatışmada Müslümanların Batı’nın teistleriyle (inançlı Hıristiyan ve Yahudilerle) ortak noktalar keşfetmesi hiç de garip değil. ‘Akıllı tasarım’ bunlardan biri. Bu teorinin İslam’a son derece uygun düştüğü ise, “Islam & Science” dergisinin 2004 yaz sayısında, Malezya’daki Uluslararası İslami Düşünce ve Medeniyet Enstitüsü’nden Adi Setia’nın imzasıyla yayımlanan bir makalede detaylı şekilde anlatılmıştı. Yayın kurulunda Seyyid Hüseyin Nasır gibi büyük İslamî otoritelerin bulunduğu söz konusu dergi, İslam ve bilim konusundaki en önemli uluslararası akademik yayın sayılıyor.

Kısacası ‘akıllı tasarım’ bilime de uygun, İslam’a da. Aykırı düştüğü tek şey, materyalizm. Materyalist olmak, bu fikri savunmak ise elbette serbest. Ama bu felsefeye uygun düşen bir teoriyi (Darwinizm’i) bilime ve eğitime egemen kılarken, Allah inancına uygun düşen bir teoriyi (akıllı tasarım’ı) sansürlemeye kalkmak yanlış. Ülkemizde “devlet materyalizmi” değil de objektif eğitim istiyorsak, her ikisini de çocuklara öğretmeli, seçim hakkını onlara bırakmalıyız.

Zaman Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Mustafa Akyol'in Diğer Yazıları
   Laikçilerin faşizanlaşması sürpriz değil
   'Hür Kürtler'in yanıldığı yer
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.