Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Diyarbakırlı bakanın gözyaşları
Cuma, 31 Mart 2006 - (21:51)
Baha Övünç

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Kürt sorununa demokratik çözüm arayışlarının bizzat hükümet tarafından dile getirildiği bir süreçten geçerken, PKK kürt sorununu Apoculuğa indirgiyor. Ve şiddeti tırmandırarak bu süreci sabote etmeye çalışıyor. Neden?


Geçen hafta sonu Diyarbakır’daydım. AK Parti’nin merkez ilçe kongresi için Diyarbakır’a gelen Tarım Bakanı Mehdi Eker ile kaldığı otelde buluşup, ayaküstü iki lafın belini kırdık. Diyarbakır’da dolu dolu geçen çocukluk günlerini anlattı bakan. Sohbete Diyarbakır Valisi Efkan Ala da katıldı. Diyarbakır’da çocuk olmanın, başka hiçbir kentte çocuk olmaya benzemediğinden söz etti vali. Tarım Bakanı’nın çocukluk günlerindeki şehir değildi bugün ki Diyarbakır. Provokasyon fitillerinin ateşlendiği kentte, perde arkasından ne zaman bir el uzansa, artık yalnızca çocukların ensesinden kavrayabiliyordu; ateşin tam ortasına atmak için.

Nitekim o kanlı el, yine yalnızca çocuklara uzanabildi. Önce Diyarbakır ardından Batman’da çıkan olaylardan objektiflere yansıyan görüntüler, bunu apaçık ortaya koyuyor.

Diyarbakır Valisi Efkan Ala’yı, Tarım Bakanı Eker ile birlikte yaptığımız sohbetten bir hafta sonra televizyonda izledim. Yaşanan olayların ardından son durum değerlendirmesi yapıyordu. Biri 10 yaşında çocuk olmak üzere 4 kişinin yaşamını yitirdiği olaylarda valinin ağzından çıkan ilk söz ne oldu dersiniz? Terörü lanetleyen, T.C.’nin gücüne vurgu yapan cümleler mi? Hayır değil. Biz söyleyelim; “anne ve babalardan çocuklarına sahip çıkmalarını istiyoruz!” Diyarbakır Valisi bu cümleyi arka arkaya bir çok kez ağır vurgularla tekrarlayarak söyledi. Kameraların olaylarda kaydettiği görüntülerde hep çocuklar var. Polisi taşlayanlar, iş yerlerini kundaklayanlar, lastik yakanlar onlar. “Kepenklerini kapatanlarda mı çocuk” diyenlere cevabı geciktirmeyelim. O kepenk kapatanlar sokaklara çıksalar, neler olabileceğini siz hayal bile edemezsiniz. İşte asıl o zaman kopar kıyamet. Bir buçuk milyon nüfuslu kentte, binlerce iş yeri kapalı ama olay çıkanların sayısı bini geçmiyor. Ne demek bu? Biz söyleyelim; esnaf, sokaklara çıkıp provokasyona ortak olmak için değil; dükkanının yakılmasından, yıkılmasından, yağmalanmasından korktuğu için kepenk kapatıyor. Aslında terör örgütünün provokasyonundan esnafta rahatsız. Böyle olmasa, polisle, askerle çatışan üç-beş çapulcu değil, büyük bir güruh olmaz mıydı? Oysa şimdi, karşımıza çoğunluğu çocuklardan oluşan gruplar çıkıyor. Bu da gösteriyor ki PKK, sözde haritasında başkent olarak kabul ettiği Diyarbakır’da artık aradığı desteği bulamıyor. Ha, korkutmak sindirmek derseniz örgüt bunu ustalıkla yapmaya devam ediyor. Bunu görmek için kapanan kepenklerin arkasındaki yüzlere bakmanız yeterli!

Kürt sorununa demokratik çözüm arayışlarının bizzat hükümet tarafından dile getirildiği bir süreçten geçerken, PKK kürt sorununu Apoculuğa indirgiyor. Ve şiddeti tırmandırarak bu süreci sabote etmeye çalışıyor. Neden? Çünkü PKK çözümün bir parçası değil! Ve devlet çözüm konusunda bugüne kadar hiç olmadığı kadar kararlı ve samimi bir tablo çiziyor. Bölge halkı bu durumun farkında. Artık olayları tarafsız bir gözle izliyor. Kendisi için neyin iyi neyin kötü olduğuna ön yargısız karar vermek istiyor. Daha birkaç hafta önce yerel televizyonlarda başlatılan anadilde yayın serbestliği gibi adımlar, Diyarbakır’lının demokrasiye olan inacını pekiştirirken, kendisini çözümün dışında bulan PKK hırçınlaşarak tepki topluyor. Hem de sözde kendi başkentlisinden!

Peki bundan sonra ne olacak? Bu soruya bugün yanıt vermek zor. Ama çıkan olaylara bakıp “ülkeyi bölmeye çalışıyorlar” gibi klişe değerlendirmeler yapanların artık modasının geçtiğini söyleye biliriz. Diyarbakır’da yaşanan son olaylar, bölmeye çalışanların kendi içlerinde bölünerek ne kadar eridiklerinin en açık ispatı. Şimdi artık en az devlet kadar bölge halkına da büyük görevler düşüyor. Gelin bu görevlerden birini, belki de en önemlisini, Diyarbakırlı Tarım Bakanı’nın anlattığı ve yaşlı gözlerle sohbetimizi bıçak gibi kesen olayla aktaralım:

“Hayatlarında hiç tiyatroya gitmeyen çocuklarla devlet tiyatrolarında buluştuk. Hepsi çok heyecanlıydı. Yaşamlarının belki de en renkli gününü yaşıyorlardı. Birine yaklaşarak başını okşadım. Çok hoşuna gitti. Arkasından bir başkası ‘benimde başımı okşa’ dedi. Arkasından bir başkası, bir başkası… Birkaç saniye içinde salon ‘benimde başımı okşa’ sesleriyle çınlıyordu!”

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Baha Övünç'in Diğer Yazıları
   At izi it izinden nasıl ayırılacak?
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.