Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
At izi it izinden nasıl ayırılacak?
Pazartesi, 10 Nisan 2006 - (21:08)
Baha Övünç

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Tayip Erdoğan’ın “Kürt sorununu” telaffuz etmesi, bölgede devletin samimi olduğuna dair en belirgin işaret olarak algılandı ve bölge halkının devlete olan inancı arttı.


Daha önce zamanın beni haklı çıkarmak için bu kadar aceleci davrandığı olmamıştı. Ne demiştik önceki gün Osman Baydemir için? PKK tabanına değil; bölgedeki tüm Kürt halkına göz kırpıyor. Bazılarının dediği gibi Apo’ya veliaht olmak değil amacı. Daha çok Barzani  olmanın peşinde. Bu yüzden “gerilla” olarak nitelediği grupla arasında ciddi ayrılıklar baş gösteriyor.

Gelelim bugüne. Diyarbakır Belediye Başkanı Ali Kırca’nın Siyaset Meydanı’nda konuk. Programın hemen başında, Atatürk’ün Diyarbakır’a gelişinin yıldönümü kutlamalarından görüntüler geliyor ekrana. Vali, üst düzey askerler ve Baydemir yan yana. Hani “dakika bir gol bir” durumu vardır ya, işte programın hemen başında bu dumur haliyle karşılaşıyor izleyici. Törende Osman Baydemir’in ağzından törene katılanlarla yanı anda şu dizeler dökülüyor:

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak! Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak….”

 

Başta Ali Kırca olmak üzere programa katılan tüm konuklar bu manzara karşısında hafif şaşkın ama yüzlerdeki ifade duyulan memnuniyeti yansıtıyor. Baydemir ise biraz ezik, birilerine karşı mahçup tavırlar içinde. Devam ediyoruz. Diyarbakır Belediye Başkanı ilk sivri çıkışını PKK’ya yapıyor. Ne diyor Baydemir; “Kürt siyaseti sivilleşmelidir!” Yani? Yani PKK’nın misyonu bitmiştir, sorun artık siyasi arenada çözülmelidir. Türkçesi bu. Bunun arkasından PKK’ya “silah bırak” çağrısı yapmayı da ihmal etmiyor.

 

Osman Baydemir kendisini ve ismini vermeden şuan ki DTP yöneticilerini de eleştirmeyi ihmal etmiyor. Çünkü zap suyun bu tarafına artık daha yıkın kendisi. Öyleyse şirin görünmek lazım.

 

“Kürt legal yöneticileri olarak açık söylüyorum cesaretli davranamadık. Hem hükümetler hem biz başarısız kaldık. Silahlar susarsa biliyorum ben bir daha belediye başkanı olamayacağım; olsun. Yeter ki silahlar sussun. Genel Kurmay güneydoğuda rüştünü ispatlamıştır. Üstelik  bugün Türkiye’nin önünde çok büyük bir şans var. AK Parti hükümeti Türkiye için çok büyük bir şanstır.  Bunu ikili görüşmemizde başbakana da ifade ettim.”

 

AK parti söylemine bir bakın Baydemir’in. Muhalefet ve çoğu medya organı gibi A-Ke-Pe bile demiyor. Direk partililer gibi AK Parti olarak telaffuz ediyor. Gerçekten Baydemir’in ağzından çıktığına inanması zor cümleler bunlar ama hepsi gerçek ve ona ait. Üstelik canlı yayında milyonların önünde söyledi. Yani geri dönme, “ben böyle demedim” deme ihtimali de yok. Öyle ise? Ne değişti de Baydemir bunları bir çırpıda söyleyiverdi.  Özetle sıralayalım; 

 

1-) PKK’nın bölge halkı üzerindeki inandırıcılığı tükenme noktasına geldi. Artık yalnız küçük çocuklar üzerinde etki kurabiliyor.

 

2-) PKK’nın siyasi kanadı olarak çalışan siyasiler, nihayet devletin PKK ile masaya oturmayacağını anladı. Bu yüzden şimdi örgütten uzak, şirin söylemlerle kendilerine yeni açılımlar yaratmaya çalışıyorlar.

 

3-) AB’ye giriş sürecinde demokrasi ve insan hakları alanında devreye sokulan yasalar meyvelerini vermeye başladı. İlk kez bir hükümet başkanı olarak Recep Tayip Erdoğan’ın “Kürt sorununu” telaffuz etmesi, bölgede devletin samimi olduğuna dair en belirgin işaret olarak algılandı ve bölge halkının devlete olan inancı arttı.

 

4-) Bir önceki yazımıza dönersek, Baydemir Amerika’da aldığı dil eğitiminin(!) ardından kendisine yeni doğrular edindi.

 

Tüm bu gelişmelerin ardından popüler bir söylemi tersinden ifade edersek, Osman Baydemir “gelişerek, değişiyor!” Ve bu değişim bundan böyle daha süreceğe benziyor.

 

Peki ne zamana kadar? Ta ki, AK Parti’nin devleti dönüştürmek için gösterdiği cesareti Osman Baydemir gösterene kadar. İşte o gün, Türkiye’de artık kimse at izini, it izine karıştırmayacak. Bekleyip, göreceğiz.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Baha Övünç'in Diğer Yazıları
   Diyarbakırlı bakanın gözyaşları
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.