Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Âlimlerden Filistin'e Destek
Cumartesi, 13 Mayıs 2006 - (14:38)
Ahmet Varol
www.vahdet.com.tr

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Uluslar arası emperyalizmin köşeye sıkıştırdığı ve açlığa mahkûm ederek siyonist işgalcilerin politikalarına teslim olmaya zorladığı Filistin halkına destek için Katar'ın başkenti Doha'da bir araya gelen İslâm âlimleri çalışmalarını tamamladı. Toplantıdan sonra yayınlanan sonuç bildirisinde tüm dünya Müslümanlarından ve İslâm ülkelerinden Filistin halkına yardım etmesi, bu halkın ayakta kalma mücadelesine destek olması istendi.

"Müslüman Âlimlerin Filistin Halkına Destek Toplantısı" adıyla gerçekleştirilen toplantıya İslâm âleminin ileri gelen ilim adamlarından olan ve Filistin davasına destek konusunda sembol bir isim haline gelen Pof. Dr. Yusuf el-Kardavi başkanlık etti. 10-11 Mayıs 2006 tarihlerinde iki gün sürdürülen toplantıya dünyanın değişik ülkelerinden çok sayıda ilim ve fikir adamının yanı sıra başta HAMAS ve İslâmî Cihad olmak üzere Filistin'deki muhtelif direniş gruplarının temsilcileri de katıldı. Toplantıda temsil edilen Filistinli direniş grupları arasında Filistin Halk Kurtuluş Cephesi - Genel Komutanlık ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi gibi sol gruplar da vardı.

Toplantıda alınan kararlar bir kapanış bildirisiyle açıklandı. Biz de bu kararları özet bir şekilde veriyoruz:

Birinci olarak:
Nerede olurlarsa olsunlar Müslümanların Filistin'deki kardeşlerine yardım etmeleri gerekir. Bu yardım yerine göre mal, yerine göre dil, yerine göre kalem, yerine göre de can ile olabilir. Mali yardım, içinde bulunduğumuz dönemde en çok gerekli olandır. Bu sebeple Müslümanların fertler, cemaatler, halklar ve hükümetler olarak bu yardımları Filistin'deki halkımıza ulaştırmaları gerekmektedir. Zekât, sadaka ve hayra bağış türünden çok değişik yardımların iletilmesi mümkündür. Hatta Müslümanların Filistin'deki kardeşlerine destek olma amacıyla kendilerinin giderlerinden kısma yapmaları da söz konusu olabilir. Nitekim Resûlullah (s.a.s.): "Komşusu açken tok yatan bizden değildir"; "Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez ve onu teslim etmez" buyurmuştur. Arap dünyasındaki ve İslâm âlemindeki bankalar gönderilen yardımları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmakla yükümlüdürler. Kur'an-ı Kerim'in hükmü gereğince mal ile cihad can ile cihaddan daha basit değildir. Bu hem fertlerin hem de kurumların üzerine bir yükümlülüktür.

İkinci olarak:
Tarihî Filistin topraklarında yaşayan Filistin halkının tüm vatanını, Ürdün ırmağından Akdeniz'e kadar olan bütün topraklarını işgalden kurtarmak, başta yurtlarından çıkarılmış mültecilerin geri dönüş hakları olmak üzere gasp edilen bütün haklarını geri almak için Allah yolunda mücadele etmesi onun meşru bir hakkıdır. Hiç kimse Filistin'in işgalden kurtarılması için sürdürülen cihadın haramlığına dair fetva verme, mücahitleri suçlama, ümmete düşman güçlerin ve onların maksatlı yayın organlarının etkisinde kalarak mücahitlere ve onların cihatlarına hoş olmayan sıfatlar yakıştırma hakkına sahip değildir.

Üçüncü olarak:
İslâm ümmetinin, tarihî Filistin'deki tüm hakkı sabittir. Kimsenin onun bir zerresinden dahi taviz verme hakkı yoktur. Hiçbir anlaşma, belge ya da vaad bu hakkı ortadan kaldıramaz. Bu haklardan veya bir kısmından vazgeçilmesi yoluyla barış yapılması caiz olamaz. O topraklardaki musibetin başladığı günden bugüne kadar eski ve yeni âlimlerin verdiği tüm fetvalar da bu prensipte ittifak etmektedir. Fıkhî ve ilmî heyetlerin toplantılarında verilen fetvalar da aynı yöndedir. Fetvalarında sadece Allah'ın rızasını gözeten, kendilerini Rahmân'ın yoluna adamış Sünni ve Şiî âlimlerin hazırladığı kaynaklardaki hükümler de bu fetvâlara dayanak teşkil etmektedir. Dolayısıyla Filistin halkı Filistin'i işgalden kurtarma mücadelesiyle, İslâm ümmeti de arkadan ona destek vermekle sorumludur. Aynı şey uygarlıklar ve kahramanlıklar beldesi Irak başta olmak üzere işgal altındaki diğer İslâm toprakları için de geçerlidir. Üzerinde icma hâsıl olan fetvaların hükümleri bunu gerektirmektedir ki bu fetvalardan sapan cehenneme doğru sapmış olur.

Dördüncü olarak:
Filistin'deki muhtelif güçler arasında işbirliği inancın, ulusal çıkarın ve siyasî hikmetin gerektirdiği bir zarurettir. Filistinliler arasındaki ihtilaflardan kazançlı çıkacak olan sadece siyonist düşman ve onun bineğine binenlerdir. Filistin'deki grupların silahlarını sadece tek bir düşmana çevirmeleri gerekir. Son derece tahrik edici şartlarda bile Filistinlinin kanını akıtmak haramdır. Gerekçesi ne olursa olsun kavgaların kökünü kurutmak, ihtilafların sonunu getirmek gerekmektedir. Bu toplantıya katılan ilim adamları Yüce Allah'ın: "Çekişmeye girmeyin. Yoksa gücünüz, devletiniz gider" hükmü, Resûlullah (s.a.s.)'ın: "Benden sonra birbirlerinin boyunlarını vuran kâfirlere dönmeyin" ve "Her Müslümanın bir diğer Müslümana kanı, malı ve ırzı haramdır" sözleri gereğince söz konusu çatışmaların haram olduğuna hükmetmişlerdir.

Beşinci olarak:
Bu toplantıya katılan ilim adamları, davetçiler ve İslâmî hareket önderleri Filistin'deki ıslah ve değişim yürüyüşünün önünün tıkanmasının ve çıkmaza sürüklenmesinin Müslüman halklara çok pahalıya mal olacağı konusunda uyarıda bulunmaktadırlar. Böyle bir durumda bölge, haklarını savunanlarla gasp ediciler arasında sonu gelmeyecek çatışmalara sahne olacaktır. Böyle bir gelişmenin olumsuz etkilerinden ve sonuçlarından ise hiçbir taraf kendini kurtaramayacaktır. Bu sebeple gelecek için bir ümit ışığı olan ıslah ve değişim programının uygulanmasına ciddiyetle el atılması, bu programın önünün açılması gerekmektedir.

Altıncı olarak: Bu toplantıya katılan ilim adamları İslâm âleminin önderlerini, yöneticilerini, düşünürlerini, aydınlarını ve görüş sahiplerini siyonist kampın ve ona verilen uluslar arası desteğin, Filistin halkının ve fertlerinin haklarına karşı süregiden ihmalin hatta haksız düşmanlığın tehlikeleri konusunda uyarmaktadır. Hiçbir canlı vicdan sahibi işgal altındaki Filistin topraklarında toplumun ve fertlerin maruz kaldığı uygulamaların böyle devam edip gitmesine tahammül edemez. Böyle bir vicdan sahibinin etrafındaki insanlara karşı doğruyu açıktan haykırması gerekmektedir. Bu toplantıya katılanlar özellikle demokratik beldelerde değişim gerçekleştirme gücüne sahip olanları, yöneticilerinin hakkı hak, bâtılı bâtıl bilmeleri için gerekeni yapmaya çağırmaktadır. Söz konusu yöneticiler bunu yapmaktan aciz iseler hiç olmazsa bâtılın, zulmün ve azgınlığın yardımcısı olmasınlar.

Yedinci olarak:
Bu toplantıya katılanlar İslâm toplumlarını, bu toplumların gençlik örgütlerini, kültürel kurumlarını, sendikalarını, partilerini ve diğer sivil kuruluşlarını Filistin'e destek vermekten geri duran hükümetlerini zorlamak amacıyla barışçı yürüyüşler ve dayanışma eylemleri düzenlemeye çağırmaktadırlar.

Sekizinci olarak:
Toplantı, Filistin'deki durumu takip amacıyla Dünya Müslüman Âlimler Birliği'nin üyelerinden oluşan bir sürekli çalışma heyetinin oluşturulduğunu ilan etmektedir. Bu heyet, Filistin'de taraflar arasında çıkabilecek ihtilafları giderme, oraya yardım eli uzatma, insanları hayra çağırma, iyiliği emir kötülükten nehiy vazifesini icra, Filistin davasının ümmetin çağımızdaki davaları arasında merkezi konumunu koruması ve Resulullah (s.a.s.)'ın: "Müslümanların birbirlerini sevme, birbirlerine acıma konusundaki durumları herhangi bir organı acıdığında diğer organları da ateş ve uykusuzluk ile ona iştirak eden bedenin durumu gibidir" sözünde ifade edilen durumun tahakkuk etmesi için görev yapacaktır.

Açıklamanın dokuzuncu maddesinde ise toplantıya ev sahipliği yapan Katar'a teşekkür ifadeleri yer alıyor.

vahdet.com.tr

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Ahmet Varol'in Son 10 Yazısı
   'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
   Filistin’de Yaşananlar Yine Saptırılıyor
   İsrail, İran’a saldırabilir mi?
   Şeytanın askerleri görevde
   60. yıl etkinlikleri
   Büyük Felaketin Altmışıncı Yılı
   Lübnan olayları üzerine
   İşgalcinin azgınlığı
   Haçlılık damarları kabardı
   Kısa Notlarla
   Kosova'nın Bağımsızlığı
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.