Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  

47 yıllık Türkiye AB ilişkileri

Salı, 13 Haziran 2006 - (21:46)

Facebook da paylaş

AB Komisyonu'nun 6 Ekimde yayımladığı Türkiye raporuna göre, Türkiye'nin hayata geçirdiği önemli yasal düzenlemelerin ışığında, Komisyon, Türkiye'nin siyasi kriterleri yeterince karşıladığına kanaat getirdi ve müzakerelerin başlamasını tavsiye etti.

Türkiye, o dönemdeki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) ortaklık başvurusunda bulunduğu 31 Temmuz 1959 tarihinden 47 yıl sonra dün AB ile fiili müzakerelere başladı.

AET ile Türkiye arasında 4 yıl süren müzakereler sonucunda 12
Eylül 1963'te imzalanan ve 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren
Ankara Anlaşması, Türkiye ile AET'nin Gümrük Birliğine gitmesini ve
Türkiye'nin adım adım tam üyeliğe hazırlanmasını öngörüyordu.

AET-Türkiye ilişkileri, Ankara Anlaşmasının yürürlüğe girmesinden
bugüne kadar inişli çıkışlı bir görünüm sergiledi. Ortaklık
Anlaşmasında öngörülen Hazırlık Dönemi sorunsuz geçti, ancak Geçiş
Döneminin hemen başında, 1973 yılından itibaren, Türkiye-AB ilişkileri
dalgalı bir seyir izlemeye başladı.

1974 Kıbrıs Barış Harekatı, 1978'de Türkiye'nin Katma Protokol
yükümlülüklerini dondurma kararı, 1980 askeri müdahalesi ve AB'nin 22
Ocak 1982'de ilişkileri dondurma kararı, bu dalgalanmada rol oynayan
başlıca olaylar oldu.

Aynı süreçte AB, 600 milyon ECU tutarındaki IV. Mali Protokolü de
askıya aldı.

TAM ÜYELİK BAŞVURUSU

Türkiye-AB ilişkilerinde 1982-1986 yılları arasındaki durgunluk,
16 Eylül 1986 tarihinde Türkiye-AET Ortaklık Konseyi'nin toplanmasıyla
yeniden canlanma sürecine girdi.

Bu sürece daha fazla ivme kazandırmak isteyen Türkiye, 14 Nisan
1987'de tam üyelik başvurusunu iletti.

Başvurudan iki yıl sonra AB Komisyonu, Türkiye ile ilgili
görüşlerini yansıtan raporunu tamamladı. Bu raporda, Türkiye ile AB
arasındaki ekonomik ve sosyal bazı farklılıklara dikkat çekildi,
AB'nin 1993 yılında tamamlamayı hedeflediği İç Pazar Projesinden önce
genişlemeyi gündeme almayacağı belirtildi.

Öte yandan, AB Komisyonu'nun Türkiye ile ilişkilerin, gümrük
birliği, mali yardımın artırılması, sanayi işbirliği ve güçlü siyasi
diyalog temelinde geliştirilmesini içeren planı, Konsey tarafından
kabul edildi.

Bu dönemde yaratılan ivmenin de etkisiyle karşılıklı
yükümlülükler, hızlandırılmış bir takvim çerçevesinde yerine
getirilerek, 1 Ocak 1996 tarihinde Gümrük Birliği resmen yürürlüğe
girdi.

LÜKSEMBURG'DAN HELSİNKİ'YE

AB'nin Aralık 1997'de yapılan Lüksemburg zirvesi, genişleme süreci
bakımından önem taşırken, Türkiye için büyük hayal kırıklığı oldu.

Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Polonya, Slovenya, Romanya,
Bulgaristan, Litvanya, Letonya, Estonya ve Kıbrıs Rum kesiminin tam
üyelik için aday ülkeler olarak belirlendiği zirvede, Türkiye'nin
adının adaylar arasında anılmaması Türk kamuoyunda tepkiyle
karşılandı.

Bu zirvede AB, Türkiye'nin adaylar arasında yer almayışına,
''insan hakları ihlalleri'', ''Kıbrıs sorunu'' ve ''Türk-Yunan
anlaşmazlığı'' gibi konuları gerekçe gösterdi.

AB'nin tavrını protesto eden Türkiye, AB ile belirli alanlardaki
siyasi ilişkilerin askıya alındığını açıkladı. AB'nin Cardiff, Viyana
ve Köln zirvelerinde atılan bazı olumlu adımlara karşın Türkiye'nin
adaylığının resmen teyit edilmesi Aralık 1999'daki Kopenhag zirvesinde
mümkün oldu.

YENİ DÖNEMEÇ: MÜZAKERELERİN BAŞLAMASI

Türkiye-AB ilişkilerinin 2000'li yıllarda karşı karşıya kaldığı
sorun, Türkiye ile müzakerelere başlama tarihinin belirsiz kalışı
oldu.

İspanya'nın Sevilla kentinde 21-22 Haziran 2002'de yapılan zirvede
devlet ve hükümet başkanları, Türkiye'nin hayata geçirdiği reformların
memnuniyet verici olduğunu vurguladılar, ancak yapılan reformların
uygulanması gerektiğinin altını çizdiler.

Böylece Sevilla zirvesinde de Türkiye'nin müzakerelere başlama
tarihi belirsizliğini korudu.

Brüksel'de 24-25 Ekimde yapılan olağanüstü zirvede, Türkiye'nin
katılım müzakerelerine yaklaştığı kaydedildi. Türkiye'nin reformlara
devam etmesi gerektiğini belirten Brüksel sonuç bildirgesinde,
Kopenhag zirvesinde, Türkiye'nin adaylığının bir sonraki aşaması
konusunda karar alınacağı kaydedildi.

KOPENHAG ZİRVESİ

Kopenhag'da 12-13 Aralık 2002 tarihlerinde yapılan AB zirvesi
sonucunda 10 aday ülkenin 1 Mayıs 2004 itibariyle üye olmaları kararı
verildi.

Zirvenin sonuç bildirgesinin Türkiye bölümünde, Konseyin 2004 yılı
İlerleme Raporu ve Komisyonun görüşleri ışığında, Aralık 2004 tarihli
zirvede, Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini karşıladığı kararını
alması halinde müzakerelerin gecikmeden başlatılacağı belirtildi.

Kıbrıs konusunda ise Güney Kıbrıs Rum kesiminin, taraflar arasında
anlaşma sağlansın ya da sağlanmasın, katılım müzakerelerinin
tamamlanmış olmasına bağlı olarak, diğer 9 aday ülkeyle birlikte 1
Mayıs 2004 tarihinde AB'ye üye olarak kabul edileceği kaydedildi.

Bununla birlikte, Avrupa Konseyi ''bütünleşmiş'' bir Kıbrıs'ın
AB'ye girmesi yönündeki tercihini vurgularken, bu bağlamda Kıbrıs Rum
ve Türk kesimlerinin 28 Şubat 2003 tarihine kadar, BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ın önerisi üzerinde müzakerelere devam etmeye ilişkin
taahhütlerini destekledi.

Türkiye, 2003 yılında, AB ile uyum süreci çerçevesinde reform
paketleri hazırlamayı sürdürdü. Bu çerçevede Siyasi Partiler Kanunu,
Basın Kanunu, Dernekler Kanunu olmak üzere toplam 16 ayrı yasada
değişiklik yapıldı.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanunu'nda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları
doğrultusunda yargılamanın iadesine gidebilme konusunda önemli
değişiklikler getirildi.

Ayrıca Terörle Mücadele Yasasında değişiklik yapılarak, terör suçu
yeniden tanımlandı ve farklı dil ve lehçelerde yayın hakkı verildi.

19-20 Hazirandaki AB zirvesi Selanik'te yapıldı. AB Dönem
Başkanlığının Yunanistan'dan İtalya'ya devredildiği zirveye aday
ülkeler gözlemci olarak katılırken, zirvede Türkiye, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül
tarafından temsil edildi.

AB Komisyonu 5 Kasımda Türkiye'nin üyelik yönünde attığı adımları
siyasi, ekonomik ve müktesebat uyumu kriterleri açısından
değerlendiren 2003 Türkiye İlerleme Raporunu ve Strateji Belgesini
yayınlandı.

Raporda, son 12 ayda Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini
karşılama yönünde etkileyici adımlar attığı, fakat özellikle yargının
bağımsızlığı, temel özgürlüklerin kapsamı, asker-sivil ilişkilerinin
AB standartlarına yükseltilmesi, kültürel haklar ve Güneydoğu
Anadolu'daki durum gibi konularda daha fazla çaba gösterilmesi
gerektiği ifade edildi.

AB'nin yıl sonundaki Brüksel zirvesinde AB Konseyi, Komisyonun
raporu ve tavsiyeleri temelinde, 2004 Aralık ayında yapılacak olan
zirvede alınacak karar ışığında Türkiye ile birlikte çalışacağı
taahhüdünü vurguladı.

Konsey ayrıca, tam üyelik müzakerelerine başlanabilmesi için
yapılan hazırlıklar çerçevesinde kaydedilen önemli ilerlemelere
dayanarak, Türkiye'yi teşvik ettiğini belirtti.

2004

Türkiye, 9 Ocakta idam cezasının kaldırılmasını öngören Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. protokolünü imzalarken, 19
Şubatta Annan Planı çerçevesinde görüşme konusunda uzlaşmaya varan
taraflar, Kıbrıs'ta müzakerelere başladı.

Kıbrıs süreci çerçevesinde 24 Nisanda adada referandum yapıldı.
Kıbrıs Türk halkının yüzde 64,9'u Annan Planını onaylarken, Kıbrıs Rum
kesiminde halkın yüzde 75,83'ü planı reddetti.

1 Mayısta, AB'nin 10 yeni üyeyi kapsayan (Polonya, Macaristan, Çek
Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Litvanya, Letonya, Estonya, Malta,
Kıbrıs Rum Kesimi) beşinci genişlemesi gerçekleşti.

22 Haziranda, Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Türkiye
üzerindeki denetim sürecini sona erdirdi, 7 Temmuzda Avrupa Komisyonu
Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu sona erdirmek için kapsamlı öneriler
açıkladı.

AB Komisyonu'nun 6 Ekimde yayımladığı Türkiye raporuna göre,
Türkiye'nin hayata geçirdiği önemli yasal düzenlemelerin ışığında,
Komisyon, Türkiye'nin siyasi kriterleri yeterince karşıladığına kanaat
getirdi ve müzakerelerin başlamasını tavsiye etti.

Türkiye ile müzakerelerin başlamasının Türkiye'de reformların
devam etmesi açısından çok önemli olduğu, ancak müzakereye başlamanın
tek başına yeterli olmadığı kaydedilen belgede, ''Bu sonu açık bir
süreçtir, sonuç baştan garanti edilemez'' ifadesi kullanıldı.

AB Anayasası 29 Ekim 2004'te Roma'da imzalanırken, Kasım ayı
sonlarına doğru yeni AB Komisyonu göreve başladı.

Komisyonun 2004 yılı Türkiye İlerleme Raporu ve tavsiyesine
ilişkin olarak hazırlanan Avrupa Türkiye Taslak Raporu, Avrupa
Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesinde 30 Kasımda kabul edildi.
Bu arada, Türkiye için kritik öneme sahip zirve öncesinde 2-3 Aralıkta
AP Başkanı Josep Borrell Fontelles, Türkiye'ye gelerek Ankara,
İstanbul ve Diyarbakır'da temaslarda bulundu.

AB devlet ve hükümet başkanları 16-17 Aralıkta Brüksel'deki
zirvede bir araya gelerek Türkiye'nin siyasi kriterleri yeterli ölçüde
yerine getirdiği ve bu çerçevede katılım müzakerelerine 3 Ekim 2005
tarihinde başlanmasını kararlaştırdı.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

'Haber Analiz' Kategorisinde Son 10 Yazı
   İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları
   (Ahlaksızlıkta) Sınır Tanımayan Gazeteciler
   Krokiler, baskın tutanağında var
   İran’a BM çerçevesinde müdahale de ciddi yaptırımlar da mümkün değil
   Batı Dünyası Stratejisini Gözden Geçiriyor
   'İsyan Kafkasya'ya Yayılıyor'
   ''Tüm Kuzey Kafkasya Aynı Anda Patlayabilir''
   Nalçik Saldırılarında Enformasyon Savaşı
   İsrail 'Utanç Duvarı'nı Kuzey Kafkasya'ya Taşıyor
   Rusya Kafkasya'daki Huzursuzluğun Yayılmasına Katkıda Bulunuyor
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.