İslam Dünyası

http://www.islamdunyasi.com/index.pl?author_id=1688
E-Posta: info@islamdunyasi.com
Cuma, 31 Ağustos 2007 - (00:10)

Çin Rüyası Önümüzdeki 15 Yılda Marka Ve Kaliteye Yönelecek

Dünya'nın en ucuz! üretim merkezlerinden birisi olarak yer alan ve ekonomik büyüklüğü bu ucuzluğa bağlı olan ÇİN, geçtiğimiz günlerde bazı ülkelerde yaşadığı sıkıntılarla tekrar gündeme geldi.

Dünya'nın en ucuz! üretim merkezlerinden birisi olarak yer alan ve ekonomik büyüklüğü bu ucuzluğa bağlı olan ÇİN, geçtiğimiz günlerde bazı ülkelerde yaşadığı sıkıntılarla tekrar gündeme geldi. Hatırlanacağı üzere önce ABD oyuncak şirketi Mattel, Çin'de yaptırdığı oyuncakları güvenliğinden endişe etmesinden dolayı toplattı. Daha sonra bazı Çin tekstil ürünleri üretimde kullanılan zararlı maddeler (özellikle formaldehit) nedeni ile ABD ve Yeni Zelanda tarafından toplatıldı. Son olarak da bazı Çin yapımı diş macunları içerisindeki zararlı maddeler nedeniyle Japonya ve Yeni Zelanda'da toplatıldı.
Bunlar dünya basınına yansıyan olaylar. Bunların yanında basına yansımayan yüzlerce olay olduğu da bilinen bir gerçek. Çin ucuz mallar ile tüm dünyayı istila etmiş durumdadır. Örneğin, Türkiye'de tüm sektörlerde Çin mallarına rastlamak mümkündür. Oyuncak sektörünün neredeyse tamamı, geleneksel halıcılık sektörümüzün %40 'ı Çin mallarından oluşmaktadır.

Çin' in bu şekilde kalitesiz mallar ile piyasaya girmesi, yüksek maliyetli üretim yapan firmalar için bir avantaj olarak görülüyordu. Bu durum bu firmaların Çin malları karşısında sığınacak bir limanı olmasına neden oluyordu. (Biz daha kaliteliyiz gibi..)

Ancak Çin Tüm dünyayı ucuz malları ile etkisi altına almış bulunmaktadır. Burada faydalandığı temel unsurlar ise işgücü ve hammadde maliyetlerinin düşüklüğü, Çin yönetiminin üretime verdiği teşvikler ve yabancı yatırımlara verilen uzun vadeli desteklerdir. Söz konusu avantajlar ile Çin'in ekonomide elde etmiş olduğu değerler şu şekildedir.

Dünya'nın en hızlı büyüyen ekonomisidir. (%9)
Döviz rezervi 500 Milyar dolar üzerindedir.
İhracatını son 5 yılda %122 oranında arttırmıştır.,
Şehirde yaşayan halkın hane geliri 18.000 ile 36.000 $ arasındadır.
ABD, Japonya, Almanya, İngiltere ve Fransa'dan sonra dünyada 6. sırada yer almıştır.
Tarım oranı yüzde 45.4'ten 14.5'e inmiş sanayi oranı yüzde 34.4'ten 51.8'e yükselmiştir.

Görüleceği üzere Çin ucuz üretim ile ekonomisini belli bir noktaya getirmiş durumdadır. Ancak sürecin bu şekilde devam etmeyeceği düşüncesinde olan Çin yönetimi gelişmişliğin gerçek ölçüsü olan teknoloji ve kaliteye yönelik çabalara gireceğinin işaretlerini vermiştir.
Bu işaretlerden en önemlisi Çin yönetiminin 2020 yılına kadar sosyalist piyasa ekonomisi ile ulaşacağı tüm hedefleri belirlemiş olmasıdır. Bu hedefler arasında;
..................
İşletmelerin dinamizminin ve rekabet gücünün yükseltilmesi,
Sektörel pazarlama stratejilerinin oluşturulması,
Makro ekonominin güçlendirilmesi,
Açık ve rekabete dayalı modern piyasa sisteminin kurulması,
Bölgeler arasında farklılıkların giderilmesi vb. bulunmaktadır.

Bu kararlara dikkat edildiğinde bundan sonra Çin firmalarının önündeki hedeflerin, daha düşük maliyet, iyi kalite, marka ve rekabet avantajı yaratacak pazarlama stratejileri olduğunu görmekteyiz.

İşte bu nokta da bizi ilgilendiren kısma girmekteyiz. Yani Türk firmalarının bundan sonra Çin malları ile rekabet alanı daha da genişleyecek. Tutunduğumuz bir dal artık (biz daha kaliteliyiz) kalmayacak gibi.

O halde Türk firmalarının ve sanayi politikalarımızı oluşturan kesimlerin acil olarak rekabet gücünü artıracak önlemler alması gelmektedir. Özellikle tüketicilerin aynı kalitedeki malı en uygun fiyata (ucuza) seçeceği düşüncesi ile hareket edildiğinde, Türk firmalarının şimdiden hangi pozisyonda olacaklarını belirlemeleri gerekmektedir. Rekabet artık tek bir alanda değil bir çok alanda ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak firmalarımızın şimdiden başlamak üzere AR-GE' ye yönelmeleri, ölçek ekonomisine geçmeleri, bir araya gelerek sinerji oluşturmaları, verimliklerini arttırarak en uygun pazarlama stratejilerini belirlemeleri gerekmektedir.

Kamunun ise Türk firmalarının rekabet gücünü yükseltecek önlemlere yönelmesi, örneğin işgücü maliyetlerini ve diğer maliyetleri düşürücü önlemler alması, yabancı yatırımların önündeki mevcut engelleri kaldırması gerekmektedir.

Artık Türkiye, kolayca halledilebilecek kendi iç işleyişi ile ilgili problemlerini çözmeli ve dünyanın dönüş hızına hem kamu hem de özel kesim olarak ayak uydurmalıdır.