Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Artik Soru Sorulmuyor
Salı, 18 Temmuz 2006 - (17:56)
Gideon Levy

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Soru sormaya son verdik. Görevi sormak olan basin, soru sormaz oldu. Israil Parlamentosu (Knesset) soru sormuyor. Bassavci soru sormuyor, yüksek mahkeme sormuyor. Ögretmen, doktor, ögrenci ve entelektüel sormuyor. Sorumlu ordu, savunma teskilati sormuyor, katiyen sormuyor. Bir toplumun soru sormamasi kadar, içtimai bir hastaligin semptomu sayilabilecek baska bir vakia yoktur.

Geride biraktigimiz, ondört masum insanin öldürüldügü kanli haftada bile soru soran olmadi; sorulmus olsa bile, dogru sorular sorulmadi. Çok kisik bir ses tonuyla, niçin Gazze'nin ortasinda bir arabanin bombalandigi ve arabanin çevresine toplanan masum sivilleri vurmak için, neden ikinci bir bomba ikmaline gerek duyuldugu soruldu. Ama hiç kimse, sehrin tam göbegine atilan bir roketle, kendini baska bir sehrin ortasinda, havaya uçuran intihar komandosu arasindaki farki sormadi. Ghalia ailesini sahilde kimin öldürdügünü ve Israil'in Kassam roketlerini ne yapacagini sordular ama çok az insan Israil`in asla yapmamasi gereken bir seyi sorguladi, yani - Tanri korusun- bombalarla yüklü otomobilin kalabalik bir caddede patlamasi ihtimalinde Israil'in ne yapacagini. Ve tabii ki hiç kimse, Hava Kuvvetleri Komutani'na ya da Genelkurmay Baskani'na, islenen bu savas suçunun sorumlulugunu alip alamayacaklarini sormayi akil etmedi.

Ve hiç kimse vahset politikasini, bu politikanin mesruiyetini ve etigini; dahasi, bir etki ve duyarlilik yaratip yaratmadigi konusunda bir süreden beri burada dolasip duran tartismalari sormadi. Islenen cinayetlere karsilik kan dökmenin ne dereceye kadar bir tepki sayilabilecegi konusunda bir muhasebe yaptilar mi? Kimin yeniden terör estirmeye basladigini sordular ve koro halinde cevapladilar: Filistinliler. Onlar önce ates açtilar. Ama hiç kimse niçin ates ettiklerini sormadi. Ates etmek için mi, yoksa Kassam roketlerini firlatmak için mi gelmislerdi dünyaya?

Bundan keyif mi aliyorlar? Sebepleri nedir? Savasta yeni bir dönem mi -Kassam roketleri dönemi- basladi? Yoksa yasadiklari insanlik disi sartlar, Israil'in Filistin resmi makamlarina uyguladigi boykot ve tahammülü güç muhasara dönemi mi? Biz onlari Gazze seridine hapsettik ve tüm dis yardimlari engelledik; bizim boyundurugumuzdan kurtulabilmek için ates ediyorlar. Bu bir özgürlük savasi degil mi? Bir kez olsun 'neden' diye sormuyoruz? Sadece, "onlar baslatti" iddiasiyla iktifa ediyoruz.

Peki, Israil neden Mahmud Abbas'in uzanan elini geri itti? Neyse ki, Abbas'in baris arayisi içinde oldugunu kabul edebildi. Ve neden Hamas'tan yükselen yeni sesi duymadik? Basbakan, meslektasi Ismail Haniyeh'le seçimlerden sonra bir görüsme talebinde bulunsaydi ne olurdu? Bu girisim Israil'e Kassam roketleri ve müstakbel terör hareketlerinden daha mi büyük bir tehlike getirirdi? Bizim tarafimizdan ekilen ölümler, Israil'i yüreklendirecegi düsünülen, mahkûmlarla ilgili belgeleri de topraga gömdü. Israil'in cinayetleri ve gelisigüzel bombardimanlari, Abbas'in, sonuçlari baris için belki de bir baski araci olabilecek bir referanduma gitmesini imkânsiz kildi. Peki, son zamanlarda, söz verdigimiz halde niçin emniyetli geçitleri açmadigimizi ya da Marwan Barghouti'den baslayarak mahkûmlarin neden serbest birakilmadigini soran oldu mu?

Basbakan Ehud Olmert, dünya baskentlerine yaptigi yolculuklardan, sahsi gurur ve memnuniyetine ragmen eli bos döndü. Olmert'in, Uzlasma Plani'nin baris çalismalarini ileri götürecegi ve isgali sona erdirecegine iliskin iddiasina da yalnizca Israil'de inaniliyor. Washington'dan Ramallah'a kadar tüm dünyanin muhalefet ettigi bir istikamete neden sürüklendigimizi kimse sormuyor. Bütün dünyaya ve bize Israil'in bir yil içinde görüsmelere baslayacagi söyleniyor, -kahretsin- kimse hala görüsmeler için neden adim atilmadigini sormuyor.

Israil bekliyor, yavas ve kayitsiz. Filistin'den gelecek güzel haberlere dair minnacik bir umut, vahsi askeri operasyonlarla alt üst ediliyor. Dogal olarak anonim kalmak isteyen üst rütbeli bir askeri subayin itiraf ettigi gibi, biz Hamas'i siddetin seytan çemberine dogru tekmelemek için variz. Gazze seridinde bir Basbakan, Israil'le 1967 öncesi sinir anlasmasi çerçevesinde mutabakat istedigini söylüyor ki, bu onun açisindan çok cömertçe sarf edilmis bir ifadedir, Israil onu ölüm tehdidiyle cevapliyor. Ramallah'ta su an gelmis geçmis Filistin liderlerinin en ilimlisi görevde ama Israil neredeyse varligini bile görmezlikten geliyor. Dört yil önce Arap dünyasi çok cesur bir karar aldi: Arap Plani. Bu konuda ciddi bir münazarada bile bulunulmadi.

Soru sormayan bir Israil etik olarak çökmeye mahkûmdur. Afrikali mülteciler zindanlarda çürüyor, bir hava hattini sadece Yahudi uçak yolculari arzuluyor ve varoslarimizda bir millet, gittikçe kabalasan, zalimlesen Israil çizmelerine karsi savasiyor. Hepsinden önemlisi, o berbat soru dalgalanip duruyor: Cidden baris istiyor muyuz? Gerçekten adil ve sempatik bir ülkede yasamak istiyor muyuz? Yoksa aci gerçek su mu: Toprak ve kudret hirsi, bizi soru soramayacak kadar kör ve sagir yapti.?

Çeviren: Emine Karahocagil Arslaner

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Gideon Levy'in Diğer Yazıları
   Yenilgi İsrail'i kendine getirebilir
   İsrail'in Çocuklar Üzerinden Yürüttüğü Savaş
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.