Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Ehud Olmert, Hitler'in gözlerine bakıyor!
Çarşamba, 02 Ağustos 2006 - (18:26)
Salih Tuna
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Kana katliamı çok önemli bir kırılma noktasıdır ve İsrail'in zavallılığının resmidir. Kestirmeden söyleyelim: İsrail artık kaybetme sürecine girmiştir.

Halbuki, savaştan önce,yani üç hafta önce her şey İsrail'in istediği gibi gelişiyordu. Seçimleri kazanan Hamas ekonomik ve siyasi ablukaya alınmış, yetmezmiş gibi Filistin'de iç savaşın bir unsuru haline dönüştürülmeye çalışılmıştı.

Hariri cinayeti vesilesiyle,Suriye askeri BM Güvenlik Konseyi'nin kararıyla Lübnan'dan el çektirilmiş ve iç politikanın, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına elverişli hale gelecek şekilde dizayn edilmesi planlanmıştı. Dolayısıyla silahsızlanmak konusunda yaşanabilecek gerginliğin ardından, Hizbullah'la demokratik parçası olduğu Lübnan hükümeti arasında, küçük çapta bile olsa,bir iç çatışmanın yaşanması bekleniyordu.

Böylece Amerika'nın, BM'den onaylı Lübnan müdahalesine davetiye çıkarılacaktı. Irak'ta mezhep çatışmasının fitili ateşlenmiş; fitne ateşinin bölge insanını bir daha asla yan yana gelemeyecek kadar yakması için her türlü rüzgar estirilmişti.

Lafın düzünü edelim; ABD'nin bölgedeki ebedi işgal karakolu İsrail'in göz zevkine uygun manzara tam anlamıyla şekilleniyordu. Peki, ne oldu da bu 'manzara' kısa bir süre içinde berhava oldu? Galiba, Bush'un veciz ifadesiyle, "Hamas ve Hizbullah işi b.k etti!"

İsrail terör rejiminin, Kana'da çocukları ve bebekleri katletmesinin hemen ardından yaptığı açıklamada Suriye'ye, "Lübnan'ın egemenlik hakkına saygı göstermesi, teröre verdiği desteği kesmesi" çağrısını yapan Bush'un, G8 zirvesinde mikrofonu açık unutup mezkur 'b.k'lu konuşmasına neden olan Hizbullah ve Hamas'ın gerçekte ne yaptığına kısaca değinmenin tam vaktidir.

Şii Hizbullah, İsrail tarafından tamamıyla yok edilmekte olan Sünni Hamas'a yardım elini uzatmış ve her şeyden önce mezhepçilik fitnesine ağır bir darbe indirmiştir. Direniş, Lübnan Ortodoks Ermeni Halifesi Hatceryan'dan, Dürzi lider Velid Canbolat'a, Başbakan Fuat Sinyora'dan Michel Aoun'a kadar Lübnan'daki bütün 'aktörlerin' takdirini kazanmıştır. Üç hafta önce tasfiyesi planlanan Hizbullah, Lübnan'ın ta kendisi olmuş, işbirlikçi Arap rejimlerinin oturduğu zemini yırtıp atmıştır. Dolayısıyla da, direnişin İran'la olan gönül bağını bilen Ortadoğu halkları ile İran arasında tarihin hiçbir bölümünde görülmeyecek kadar büyük bir duygusal bağın oluşmasını sağlamıştır.

Nazi rejimine yaptığı aktif işbirliğiyle tanınan, yirminci yüzyılın en mühim siyaset teorisyeni olarak kabul edilen Carl Schmitt, politik alanın, düşman oluşturmadan var olamayacağını savlamıştı. İnsanın varlık sebebini düşmanlığa,çatışmaya, "ötekini" üretmenin gerekliliğine dayandırmıştı: "Distinguo ergo sum."(Ayırım yapıyorum öyleyse varım.)

"Medeniyetler Çatışması" da, "Yeni Ortadoğu" martavalı da, Hitler'in, "Yahudileri dağıtarak Tanrı'ya hizmet ediyorum" sözünün altına imzasını koyan 'Carl Schmitt aklının' değişik versiyonlarıdır. Faşizmin yeri, zamanı,dili ve ırkı yoktur. Onun için Tanrı'yla konuştuğunu söyleyen Bush, İsrail'in katliamlarına omuz veriyor. Onun için Olmert, Hitler'in gözlerine bakıyor.

Henry Kissinger,Amerika'nın soğuk savaşı kazanmasını şöyle değerlendirmişti: "Öyle bir zafer ki; Amerika'yı, B. Shaw'un söylediği çıkmazla karşı karşıya getirmiştir."

Shaw, "Hayatta iki trajedi vardır" demişti, "Biri gönlünün istediğine kavuşamamak, diğeri ise ona kavuşmaktır."

İşte, Kissinger'in söz konusu ettiği düşmansızlık 'trajedisine' çözüm arayışı Amerika'nın, Ortadoğu halklarına yaşattığı trajediden başka bir şey değildir.

İsrail rejiminin yalan ve masallarıyla uyuyan dünya kamuoyu Kana katliamıyla sarsılmıştır. Araplar çocuklara ayrım yapmayan bombaların mezhep ayrımı hiç yapmayacağını idrak etmiştir. Türkiye başına terörü bela edenlerle piyasada harita dolaştıranların aynı eller olduğunu fark etmiştir. Ve Lübnan direnişini korkaklıkla suçlayarak, İsrail'in çocuk katletme 'cesaretine' mazeret üreten Cüneyt Ülsever gibi yazarcıkları, "İsrail'in zaferi Sünnilerin zaferidir" diye yayım yapan müzevir şebekeyi tanımaya başlamıştır. Velhasıl, İsrail her yerde kaybetme sürecine girmiştir.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Salih Tuna'in Diğer Yazıları
   Bir Ertuğrul Özkök klasiği daha!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.