Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Sizi nutuk atarken değil, uçak gemilerimizi idare ederken görmek isteriz!
Pazartesi, 02 Ekim 2006 - (15:10)
Nuh Gönültaş

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Vatandaş soruyor: Ezanı Türkçeleştirmeyen Osman Gazi Türk değil miydi? Fatih Sultan Mehmet Han Türk değil miydi, Yavuz Sultan Selim, Alparslan, Kanuni Sultan Süleyman Türk değil miydi?


Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlarımız konuştular. Genelkurmay Başkanı'mız da bugün konuşacak. Genelkurmay Başkanı ne konuşacak? Kimilerine göre "patlayacak"

Kime?

Hükümet'e, Avrupa Birliği'ne, bölücülere, yıkıcılara, irticacılara...

Başbakan Tayyip Erdoğan ne diyor bu işe:

"Konuşun ama germeyin. Bu ülkeye zarar veriyor, piyasalara zarar veriyor."

Peki Süleyman Demirel'e ne oluyor da hep "konuşan askerden yana" oluyor?

Güya "arabulucu" rolüne soyunuyor. Oysa yaptığı arabulucuk değil "kara kedi"liktir.

Bazıları soruyor: Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanı konuştu. Jandarma Genel Komutanı nerede? O niye konuşmuyor?

Oysa bu işlerin "Beşibiryerde" olması gerekirmiş. Geçmişten beri bu işler hep böyle cereyan etmiştir! İlla konuşması mı lazım. Askerin görevi konuşmak mı?

Görev alanı ile ilgili konularda konuşsun. Proje geliştirsin, yeniliklere imza atsın, ama ülkenin genel siyasetini belirlemeye kalkmasın, hele hele toplum mühendisliğine soyunmak askerin görevleri arasında hiç değildir.

Ülkenin genel siyaseti demokrasilerde seçilmiş sivil otorite tarafından belirlenir. "Karşı devrim", "Ezanın Türkçe okunması" vs. konular Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın görev alanına mı giriyor?

Bu görevi ona yasalar ve anayasa mı veriyor? Eğer öyleyse bu ülkede demokrasi filan yok! Böyleyse adını koyalım. Nedir, nasıl bir rejimdir, neye dayanır, kuralları var mıdır?

Hangi çağda yaşıyoruz... Deniz Kuvvetleri Komutanımız hâlâ "karşı devrim" diyor. Ezanın Türkçe okunması karşı devrimcilere verilen bir kozmuş?

Sizin işiniz bu mu?

İrtica, türban, ezan... Türkiye bu tartışmaları geçmeli değil mi artık? Niçin 1950'ye demir atıyorsunuz ki?

Ezan konusu namaz kılanları ilgilendiren bir konudur. Namaz kılmayanın kulağı ezanda olmaz. Dolayısıyla ezan Türkçe mi okunuyor, Arapça mı okunmalı yoksa İngilizce mi okunmalı bu durumun Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile ne alakası olabilir?

Mesela Türkiye'nin niçin bir uçak gemisi yok, niçin ikinci dünya savaşından kalma gemilerle Türkiye denizlerini koruyor? Sizin bu sorularla ve sorunlarla uğraşmanız gerekir. Bu soruların cevabını halkın seçtiklerine ve halka vermeniz gerekir.

Oldu olacak, ezanı Türkçe yapalım, bir de Türk peygamber bulalım kendimize!

İrtica irtica diyerek bu milletin kahir ekseriyetini sürekli küçümseyen, aşağılayan bir tavır var bu konuşmalarda. Yok biz yobazları kastediyoruz! Yobaz kim, tanımı ne, ne yer ne içer. Yobazlık nedir?

Vatandaş soruyor: Ezanı Türkçeleştirmeyen Osman Gazi Türk değil miydi? Fatih Sultan Mehmet Han Türk değil miydi, Yavuz Sultan Selim, Alparslan, Kanuni Sultan Süleyman Türk değil miydi?

Aramızda bunlar kadar Türk milletine hizmet etmiş bir insan olduğunu pek sanmıyorum.

Bırakın da ezanın nasıl okunacağına namaz kılanlar karar versin!

Müslümanlığı, dindarlığı, İslamiyet'i Deniz Kuvvetleri Komutanı'ndan mı öğreneceğiz.

Herkes asıl işini yapmalı... Nasıl uçak gemisi sahibi oluruz, nasıl nükleer denizaltılar yaparız diye kafa yormalı.

Yıllarımızı niçin gerekli olduğu tartışılır tehdit değerlendirmeleri ile heba ediyoruz.

Üç tarafı denizlerle çevrili Anadolu yarımadası geçmişe değil geleceğe bakmak zorunda.

Ezanın dilini tartışmak ile üç tarafımızın denizlerle çevrili olması arasında nasıl bir bağ var acaba?

Ya da sadece yanaşık düzen eğitimiyle PKK'lı canilerin kurşunlarına hedef olan askerlerimizle ezanın Türkçe okunması arasında nasıl bir bağ var?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Nuh Gönültaş'in Diğer Yazıları
   Erbakan'ın söyledikleri, söylemedikleri...
   Kızları rahat bırakın ulen...
   Ne kadar zamanımız var!
   Ali Kırca'nın düğmesine kim bastı
   Bunun adı gazetecilik değil peygamber düşmanlığı
   Net kırılma
   Ne Günlere Kaldık!
   Londra Bombacısı MI-6 Ajanı!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.