Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Ne kadar zamanımız var!
Pazar, 02 Eylül 2007 - (01:26)
Nuh Gönültaş

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Pensilvanya ziyaretim sırasında Hocaefendi'ye "ölüm korkusu hakkında" sormuştum. "Neredeyse her insan bu korkuyu yaşıyor, nedendir?" demiştim.

Cevap çok kısa ve net oldu: Bu korkuyu taşıyanların, Allah ile olan irtibatlarını gözden geçirmeleri gerekiyordu! Elbette her sarsıntı her felaket ölümü hatırlatıyor. Depremle yaşamaya çalışmak gerçekte unutmanın hem ne büyük bir nimet ve aynı zamanda ne büyük bir gaflet olduğunu yaşatarak öğretiyor. Fanilerin kesin olarak bilebildiği tek şey olan ölüm üzerine düşünmeye zorluyor insanı. İnsanın bir depremde ölme ihtimali, ölüm ihtimalleri içinde belki de en zayıf olanlarından.

Ama yer sallanınca ölüm endişesi neredeyse bütün benliğini kaplıyor insanın. Fena halde korkutuyor. Oysa ölümün bin bir türü, bin bir şekli var. Aslında "no way out" yani. Kaçış, çıkış yok!

Depremde veya herhangi bir sebeple ölmek arasında nasıl bir fark olabilir ki? Ölümü öldürmek mümkün değil ki! Leo Tolstoy. Şu satırlar ona ait: "Uzun bir hayat insanın iyimserliğini yok eder. İyisi vücudu eskitip yaşlandırmadan, hayaller yıkılmadan, gençliğin mutluluğu içinde ölmek, bir ışık seli içinde gitmektir."

Bir tür "Hızlı yaşa genç öl, cesedin yakışıklı olsun" felsefesi. "Nasıl Öldüler" kitabının yazarı Malcom Forbes "Ne kadar zamanımız olduğunu hepsi tükenmeden bilemeyiz" der: "Dünyaya geliş biçimimiz hep birbirine benzeyen alışılmış bir olaydır. Ama dünyadan gidiş biçimimiz son derece kişiye özeldir."

Yaşıyorken, dünyadan ayrıldıktan sonra geriye bıraktıklarımız için endişe etmek, gözü arkada gitmek, tabii ki pek mantıklı değil. Ölüm de öyle zaten. Akıl, mantıklı bir açıklama getiremiyor. Fakat vahiy penceresinden bakınca ölüm ve insandaki ebedi yaşama duygusu için tünelin ucundan bir nur görünüyor: "İnsanın evi ve menzili olan dünya ile alâkası pek şiddetli. Halbuki bu dünya üzerindeki herkes fanidir. "Baki kalan ise Celal ve İkram Sahibi olan Rabbinin zatıdır" ayeti, benim şu evimin harap olacağını ve bu yıkılmaya mahkum evin sakinleri olan sevgililerimizin zeval bulacağını ilan ediyor... İlahi! Ben ve bütün canlılar, kendisinden kaçış olmayan ölüm ve ayrılıktan şiddetli bir korku ile korkuyoruz. Ve benim devamı olmayan hayat ve ömre karşı şiddetli bir muhabbetim var. Halbuki ecellerle bizim cisimlerimize hücum eden ölümün sür'ati, ne bende ne de bir başkasında dünyevî emellerden hiçbir emel bırakmaksızın hepsini kesip atıyor ve hiç lezzet bırakmaksızın hepsini tahrip ediyor. Ey kendisine sıkıca sarılanların, teveccüh edenlerin ve kendisini tanıyan ve sevenlerin hayatını idame eden ve ölümü onlar için bir tür teceddüd-ü hayat ve tebdil-i mekan hükmüne getiren zat! İşte o zaman "Haberiniz olsun ki Allah dostları için ne bir korku vardır, ne de onlar mahzun olacaklardır." sırrıyla ölüm ne bir hüzün, ne de elem sebebi olur."

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Nuh Gönültaş'in Diğer Yazıları
   Erbakan'ın söyledikleri, söylemedikleri...
   Kızları rahat bırakın ulen...
   Sizi nutuk atarken değil, uçak gemilerimizi idare ederken görmek isteriz!
   Ali Kırca'nın düğmesine kim bastı
   Bunun adı gazetecilik değil peygamber düşmanlığı
   Net kırılma
   Ne Günlere Kaldık!
   Londra Bombacısı MI-6 Ajanı!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.