Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İslam Gettolara Sığmaz
Pazar, 14 Ağustos 2005 - (18:19)
Sardar Demirel

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Dünya inanılası zor bir dönemin eşiğinde bulunuyor. Bizler post-modernizmi tartışırken ve artık bu sürecin bütün dünyayı kuşatacağı üzerine fikirler yürütürken, Amerika ve avanesi kaba modernist yöntemlerle İslam coğrafyasını işgale başladı.
Acaba bu geçici bir hâl mi derken daha vahim yöntemlerle karşılaşacağımızı nereden bilelim! Özgürlüğün meşalesini elinde tutmakla övünen Avrupalı ülkeler bırakın modernizmin kaba yöntemlerini, Avrupa Ortaçağ ilkelliğini diriltme sevdasında. Avrupa'nın utanç dolu tecrübesi "getto", bugünün hukuk(!) devletlerinde Müslümanlara karşı "terörle mücadele" kod adıyla daha sofistike yöntemlerle diriltilmekte. İlginçtir dünün getto kurbanları Yahudiler, tutuşturulmaya çalışılan bu ateşe benzin yetiştirme gayretinde.
Bu getto meselesini biraz açmak lâzım.
Avrupa'da kanunlarla, Yahudiler şehirlerin tayin edilmiş bölgelerinde topluca yaşamak zorundaydı. Onların kaldıkları yerlerin etrafı büyük duvarlarla çevriliydi. Akşam saatlerinde kapılar kapatılıp, kilitler vurulmadan önce bütün Yahudiler içeri girerdi, zira bu bir zaruretti. Toplum Yahudileri tamamen dışlıyor, dışlanan Yahudiler de kendi içlerine kapanıyorlardı. Duvarların dışındaki dünyadan toprak alamayan bu insanların Avrupa'da apartman kültürünü icat etmeleri garip olmasa gerek. Yatay genişleyemeyen toplum bir zaruret sonucu dikey olarak büyümekten başka ne yapabilirdi ki?
Yahudiler toplum içine çıktıklarında da kendilerinin ırkî ve dinî kimliğini beyan edecek alâmetler takmak zorundaydı. Mesela İngiltere'de "kırmızı bere" giyme zorunluluğu vardı. Avrupalının inanç dünyasında Yahudiler "God Killer" (tanrı katilleri) olarak kabul edildiğinden bu uygulamalar da gâyet normaldi(!)
Birçok tarihçi ilk gettonun İtalya'nın Venedik şehrinde 1516 yılında devlet kararıyla kurulduğunu kabul eder. Daha sonra Avrupa şehirlerinin çoğunda gettolar resmi olarak inşa edildi.
Diğer bir önemli getto da IV. Papa Paul'un fetvasıyla 1555 tarihinde Roma'da inşa edilmiş, 1870 yılında yıkılana kadar da Roma Yahudileri burada ikamete mecbur tutulmuştu.
Fransa Devrimi ve 19. yüzyıl liberal hareketlerin etkisiyle gettolar Avrupa şehirlerinde bir daha tekerrür etmeyecek inancıyla tarihe gömüldü.
Velâkin insan cinsinin tarihinde en fazla tekerrür eden hâdiseler hatalardır. Avrupa'nın bu yüz kızartıcı tecrübesi bugünlerde aynı isim ve tarzda olmasa da tekerrür edebilir sinyalleri veriyor.
Dünün kurbanları Yahudilerdi. Bugünün kurbanları ise Müslümanlar...
Öncelikle gettolaşma zihinsel bir süreç olarak tezahür ediyor. Müslümanlar Batı insanından, Batı insanı da Müslümanlardan zihinsel olarak kendisini ayrıştırıyor. Karşılıklı tefâhüm, kendini anlatma ve oluşacak güven üzerine dinini anlatma korku ve önyargı duvarına tosluyor. Kendini anlatamayan Müslüman dinini de anlatamıyor, anlatmaktan korkuyor. Kabuğuna çekiliyor. Metropollerde "getto" temelleri bu korku üzerine atılıyor. Ağır ağır toplumda cereyan eden bu anormal yöneliş kanunlar ihdas edilerek normalleştirilmeye çalışılıyor.
Cuma günü Tony Blair'in BBC'de canlı olarak yayımlanan ve içeriğini "terörle mücadelede alınan tedbirler" konulu konuşmasını izlerken benim zihnimde yukarıdaki satırların izdüşümü akmaktaydı.
Bay Tony Blair, bir soruya "hiç kimsenin şüphesi olmasın ki artık kurallar değişiyor" dedi.
Bu yeni tedbirlere göre; camiler kapatılabilecek, imamlar ve şüpheli görülen İngiliz (yani Müslüman İngiliz) vatandaşlar vatandaşlıktan çıkarılabilecek. Ve daha etkin mücadelenin sürebilmesi için aynı çerçevede daha aktif kanunlar çıkartılacak.. Böyle sürüp giden ve temeli "şüphe" olan bir dizi düzenleme..
Semâvî dinlerin insanlığa hediyesi olan "suçun şahsiliği" prensibi subjektif olan "şüphe" kavramıyla berhava edilmekte ve her Müslüman otomatikmen şüpheli ilan edilmektedir.
Ne olursa olsun Müslümanların bu türden uygulamalara direnmeleri gerekmektedir. Korkuya kapılan Müslümanların kendilerini korumak için gettolaşmayı kabullenmeleri kabul edilemez.
Kesinlikle doğru bulmadığım ancak yaşanan paniği ifade etmesi açısından önemli olduğuna inandığım bir haber www.islamonline.com sitesinde yayımlandı:
Londra'daki "Camiler ve İmamlar Konseyi" Başkanı Dr. Zeki Bedevi, Müslümanlara yönelik sözlü ve fiili tacizlerin artması üzerine, tesettürlü Müslüman kadınların başını açması fetvasını verdi.
İslam'ın 'korku ve kızgınlık' anında müftünün fetva vermemesi gerektiği hükmü ne kadar da doğru.
Eskiden Batı ve Müslümanlardı tartışılan, ancak şimdi Batı'da Müslümanlar. Batı'yı da en fazla rahatsız eden sebeplerden birisi bu olsa gerek.
Roma Katolik Kilisesi'nin ruhani lideri Papa II. Jean Paul'ün ölümünden sonra yerine geçen Papa 16. Benediktus henüz kardinal iken Avrupa'nın Müslüman göç almamasını ve eğer iş gücüne ihtiyaç var ise bunun mutlaka Hıristiyan ülkelerden alınmasını Avrupalılara öğütlerken 'Batı'daki Müslümanlar' olgusundan hazzetmediğini dünya âleme duyurmuştu.
Müslümanların unutmaması gerekir ki İslam dini Yahudiliğe benzemez. İslam evrensel bir dindir, Yahudilik ise mesajını Yahudi ırkına hasretmiştir. Nerdeyse her ırktan Müslüman vardır. Malezya İslam Üniversitesi'nde 105 farklı ırktan Müslüman bir arada okuması buna basit bir örnek. Bu kadar farklı ırkın anlattığı bir husus varsa o da İslam'ın gettolara hapsedilemeyeceğidir.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Sardar Demirel'in Diğer Yazıları
   İran merkezli tehlikeli gelişmeler
   Terörize edilen, İslâm'ın ifade hürriyetidir
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.