Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Kontrol noktalarının yanı başında yaşamak
Çarşamba, 14 Eylül 2005 - (17:53)
Amira Hass

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Nablus'un güney girişindeki Haware kontrol noktasındaki askerler Arapça emirler yağdırıyorlardı: Rukh (yürü), Walf (dur/bekle), iftah (aç). Çimento levhalardan oluşan sıralarda üst üste bekleyen düzinelerce kadın kontrol sırasının kendilerine gelmesi için yaklaşık yarım saat beklediler.

Kötü telaffuz ve maskulenlik onları ilgilendiren en son şeydi.Kadınlar, kontrol noktasının yaklaşık 200 metre mesafedeki güney yanında bekleyen ve onları evlerine götürecek olan taksileri düşünüyorlardı. Erkekler ayrı bir sırada duruyorlardı. Erkekler ve kadınlar üç askerin genç bir adamı çimento levhalar arasında durdurmalarını sessizce seyrettiler. Askerlerden ikisi silahlarını genç adama doğrulttu, üçüncüsü beyaz plastik bilekliklerle ellerini arkasında bağladı.

Geçen Pazar Haware kontrol noktasında oldukça kolay bir gündü. Askerî emirlere göre 30 yaş üzerindeki erkeklere ve kadınlara geçiş izni verildi. 30 yaşın altında olanları çoğu çimento levhaların arkasında güneşin altında, susuz, saatlerce bekletildi.

Her genç erkeğin Nablus'a girmek ya da şehirden çıkmak için bir nedeni vardı. Askerler giriş ya da çıkış izinleri olmadıklarını söylediler. Günün sonunda bazıları geldikleri yerlere geri döndüler.Diğerlerinin geçmelerine izin verildi. Bir okul ya da iş ya da iş arama günü heba edildi.

Uyarılardan dolayı arada bir kontrol noktası kapatılıyor. Machsom Watch'dan gelen aktivistler geçen Çarşamba binlerce kişinin – yaşlılar, çocuklar, hamile kadınlar – uzun saatler boyunca muazzam sıcakta bekletildiklerini bildirdi. Filistinlilerle askerler arasında topu sivillere çevrilmiş bir tank duruyordu.

Üç kadın bayıldı. Aralarından birinin tıbbi yardıma ihtiyacı vardı.Çocuklar ağladılar, bunalanlar Allahu Ekber diye bağırdılar. Askerler, bekleyen kalabalığı ajite ettiklerini iddia ettikleri bazı gençleri aldılar. Bir tanesi dövüldü, diğer kelepçelendi, fakat aynı akşam geç saatlerde salıverildiler.

Öfkeli kalabalık korkmuş olan askerlere yaklaştı. Askerler yol kenarına sersemletici el bombaları attılar. Karanlık çökmeden hemen önce yol açıldı, fakat sadece şehrin dışında yaşayanların Nablus'tan çıkmaları için. Bazıları sabah altından beri gözaltında tutulan 70 civarında tutuklu ancak gece yarısından sonra serbest bırakıldılar. Haware camiinde uyudular.

Beit Furik'teki, köyü diğer beş köyden ayıran doğu kontrol noktası aynı gün tamamen kapalıydı. Evlerine gitmek isteyen bir çok kişi saatlerce bekletildi. Yüzlerce kişi yerlerde oturdu. Beklediler.

Çocukları hasta olan bir aile kızlarını Nablus'taki doktora götürmek için izin istediler, daha sonra pes ettiler ve köye geri döndüler. Bir adam yere yığıldı. Hastane pijamaları giyen beş yaşındaki bir çocuğun annesi oğlunun hasta olduğunu ağlayarak anlattı.

Çocuklar bir komşunun evinden sıcaktan bayılmış olanlar için su getirmek için koşuştular. Askerler, Machsom Watch'dan gelen kadına buna "Yaşam izni" dediklerini söylediler.

Nablus'un etrafında 12 giriş var. Hepsi bloke edilmiş hâlde. Dördünde, akşam 07:30'a kadar yayaların yürüyerek girişlerine izin veren askerler var. Araçlara çok daha kısıtlı giriş izni veriliyor.

Dört girişten biri olan Awarta kontrol noktası malların girişi ve çıkışına ayrılmış. Barikatların geri kalanları toprak duvarlardan, çimento küplerden ve askerî jiplerden oluşuyor. Askerler, bu barikatlara giden yolları bozuyorlar ve uzaktan gözetliyorlar. Aynı askerler, sık sık, insanları geçmeleri için barikatlara getiren arabalara el koyuyorlar.

Kuşatma, bir zamanlar Batı Yakası'nın ekonomik ve sanayi başkenti olan bölge için ölüm cezası niteliğinde. Dört yıl öncesine kadar şehrin toptan meyve ve sebze pazarı şehre bir ayda yaklaşık 3 milyon

NIS kazandırmaktaydı. Geçen ay itibariyle, bu rakam bütün bir ay boyunca 33 NIS'dı. Şehirdeki 52 fabrikadan sadece 18'i açık kaldı. Bunlar ise sadece üretim kapasitelerinin yüzde 50'sini kullanabiliyorlar.

Filistinliler seyahat etme özgürlüklerinin ellerinden alınmasının üstesinden gelmenin bir çok yolunu buluyorlar. Bazıları eşek üzerinde seyahat ediyorlar, diğerleri saatler boyunca yürüyorlar. Bazıları askerlere yalvarıyorlar. Bazı öğrencilerin aileleri üniversitedeki derslerini kaçırmamaları kaygısıyla şehirde oda kiralamak için büyük çaba harcıyorlar. Diğerleri yolculuk izni almayı başarabiliyorlar –nasıl olduğunu sormayın – ve bazıları zeytinliklerden geçiyorlar.

Bu yöntmelerin bazıları patlayıcıları şehirden çıkarmak isteyenler tarafından kullanılıyor. Yanı sıra, yaşamlarını devam ettirmek için bu yöntemleri kullanan yüzlerce kişi var. Ve bu yüzlerce kişinin yanı sıra binlerce kişi buna cesaret edemiyorlar ya da etmiyorlar ve yaşamlarını mutlak yoksunluk, işsizlik, yabancılaşma ve çevreyle bağlantının kopması ve muazzam bir öfke içerisinde boğuyorlar.

İsrail'de, insanlar, Batı Yakası'nın derinliklerinde yaşan sivil nüfusun "yaşamından alınan iznin" terör saldırılarını engellemeye yönelik meşru bir araç olduğuna ikna olmuş durumdular. Nablus'takiler intihara teşebbüs etmeyen insanlar için altyapıyı hazırlayanın askerler olduğunu düşünüyorlar. Bunun nedeni, şehrin civarına ve mülteci kamplarına neredeyse her gün düzenlenen ve her hafta sivil ölümlerinde artışa yol açan saldırılar ve kontrol noktaları: bayılan kadınlar, ağlayan çocuklar, işçisi olmayan fabrikalar, topu yaşlılara çevrilmiş tank.

www.al-awda.org
Çeviri: Simten COŞAR

 

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Amira Hass'in Diğer Yazıları
   Filistin'de iç savaş İsrail'i de tehdit eder
   Eleştiriyi Savuşturmak İçin Yahudi Soykırımını Kullanmak
   Bir Türk Öldür ve Dinlen
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.