Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Afrika Satılık Değil
Perşembe, 15 Eylül 2005 - (13:38)
M. Van Driel

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Afrika denince akla gelenler; savaş, soykırım, yoksulluk, açlık ve son dönemlerde de AIDS. Bugünkü Afrikalı liderlerin hepsi de Afrika'yı bataklıktan kurtaracaklarını iddia ediyorlar. Afrika ülkelerinin liderleri bunu Afrika Gelişmesi İçin Yeni Ortaklık (NEPAD) adlı oluşuma dayalı gelişme stratejisi ile sağlayacaklarını iddia iediyorlar. Fakat NEPAD, Afrika'nın emperyalizmin zincirlerinden kurtulmasına ne derecede katkı sunabilir?

Afrika'da savaş

Afrika'nın en belirgin özelliği savaşlarla perişan olmuş bir kıta olmasıdır. Son 40 yıl içerisinde 20'den fazla ülke savaş halinde idi. Afrikalıların yüzde 40'ı iç savaşları yaşamıştır. Bu savaşlar Afrika nüfusunun toplam yüzde 20'sini şu veya bu şekilde etkilemiştir. Angola'daki iç savaşta 1989'dan bu yana 500 bin kişi öldü. Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki çatışmalar birçok ülkeyi doğrudan etkiledi, binlerce insanın ölümüne yol açan bu çatışmalar 9.5 milyon mülteci yarattı.

Emperyalist ilgi

20. yüzyılın ortalarında birçok Afrika ülkesi sömürgeci Avrupa ülkelerine karşı bağımsızlık mücadelesine girişti. Bu bağımsızlık savaşları farklı ülkelerde farklı biçimler altında yürütüldü. Bazı ülkelerde şiddet kullanılmazken bazılarında özgürlük için şiddetli savaşlar verildi. Fakat Avrupa'nın ekonomik baskınlığının ve eski sömürge tarzının terk edilmesi Afrika ülklerinin politik anlamda da bağımsızlık kazandıkları anlamına gelmiyordu. Çokuluslu şirketler ve onların hükümetleri (Amerika ve Avrupa ülkeleri) farklı yollardan kendi ekonomik çıkarlarını dayatıyorlar ve yine farklı yollardan kendi çıkarlarını sağlama almaya çalışıyorlar. Bu ülkelerin hükümetlerinin Afrika'yı kulanmak için baş vurdukları yöntemler arasında suni terör ortamlarının yaratılması ve etnik farklılıkların ön plana çıkarılarak bazı etnik grupların desteklenmesi sayılabilir. Afrika'daki savaşlar, uluslararası şirketlerin ve onların hükümetlerinin bu tür faaliyetleri sonucu çıkmıştır. Örneğin, ABD'nin Ruanda'da meydana gelecek soykırımdan haberdar olduğunu ortaya koyan belgeler var. ABD her ne kadar inkâr etse de bu belgeler, Washington'un yaklaşan katliama seyirci kaldığını gösteriyor. Afrika'da ya da herhangi bir yerde; ülkelerin doğal zerginliklere sahip olması onların emperyalist ülkeler tarafından talan edilmesine neden oluyor. Bu ülkelere Kongo Demokratik Cumhuriyeti örnek gösterilebilir. Kongo sahip olduğu altın, kobalt, elmas ve diğer doğal zenginlikleri ile emperyalist ülklerinin hedef tahtasına oturtulmuş durumda. Bu nedenle ülkenin demokratik yollarla seçilmiş başkanı Patrice Lumumba 1961 yılında bir komplo ile öldürüldü. Ve yerine emperyalizm yanlısı Mobutu getirildi. Uluslararası Barış Bilgilendirme Servisi'nin hazırladığı raporlar, Kongo'daki savaş ekonomisine Avrupa Birliği üyeleri Belçika, Hollanda, İsviçre ve Almanya'nın katıldığını gösteriyor. Buradan alınan başlıca madde; cep telefonları, lap-toplar, bilgisayarlar ve play-satation'ların yapımında kullanılan coltan maddesi. Kongo, dünya coltan rezervinin yüzde seksenine sahip. Alcatel, Compaq, Dell, Ericson, HP, IBM, Nokia, Siemens ve Motorola gibi şirketler bu ülkeden coltan alan şirketlerin başlıcaları.

Afrika liderleri işbirlikçi

Hâkim olan kanıya göre, ki bu kanı Avrupa ve Amerika kaynaklıdır, Afrika'daki savaşlar bu kıtadaki dilsel, etnik, dinsel farklılıklardan kaynaklanıyor. Afrika insanları arasındaki farklılıklar savaşın ve nefretin nedeni olarak gösterilmeye çalışılıyor. Fakat Afrika Ekonomi Dergisi adına İbrahim Elbedavi ve Nicholas Sambanis tarafından 1960-1999 yıllarını kapsayan ve 161 ülkede yapılan araştırma bu fikirleri çürütüyor. Bu araştırmanın sonuçlarına göre farklılık; Afrika ülklerinin gelişmesinde ve güçlenmesinde önemli bir rol oynuyor. Ve yine araştırma sonuçlarının kanıtladığı bir başka gerçek de Afrika'da iç savaşların temel sebenin yoksulluk, ekonomik bağımlılık, doğal kaynakların üzerinde söz sahibi olamamak ve bağımsız politik oluşumları gerçekleştirememek olduğudur.

Örneğin Uganda elmas ithalatından 12 milyon 263 bin 385 dolar kazanmış. Ve şu anda elmas üretimi yok. Yine Uganda 1999 yılında, hiç coltan üretimi yokken bu madenden 69.5 ton ithal etmiş. Ruanda ise 2000 yılında 1 milyon 788 bin 036 dolarlık elmas ithal etmiş ama bu ülkenin de hiç elmas üretimi yok.

Yeni emperyalizm

NEPAD'ın programının IMF ve DB tarafından 1980'li yıllarda dayatılan yapısal uyum programıyla aynı olduğunu söyleyebiliriz. Ki bu yapısal uyum progmanı, Afrika'da yoksulluk ve mutsuzluğun artmasının temel nedenidir. Çok iyi biliniyor ki, IMF ve DB, Amenrika'nın uluslararası şirketlerin çıkarlarını temsil eden kurumlardır.

Birçok uzman Afrika'nın yoksulluktan kurtulmasının neoliberal paketlerle gerçekleşmeyeceğini belirtmektedir. NEPAD de IMF ve DB'nin politikalarının sürekliliğini istemektedir. Zaten Batılı hükümetler tarafından hoş karşılanmasının nedeni de budur. NEPAD, Afrika hükümetlerini neoliberalizme bağlama çabasının ürünüdür. NEPAD'ın amaçlarından biri demokrasiyi geliştirmek ama onlar demokrasiden bahsederken halkı değil hükümetleri ve patronları göz önüne alyorlar.

Güney Afrika'nın rolü

NEPAD'ın programına göre oluşturulacak Afrika açık pazarından en çok faydalanacak ülke G. Afrika. G. Afrika, kıtanın en gelişmiş ülkesi. Yani ticaret merkezi. Apartheid döneminde Afrika pazarı G. Afrika şirketlerine kapalı idi.

Bu yüzden G. Afrika hükümeti kendi şirketlerini Afrika pazarında özellikle de enerji, maden endüstri ve bankacılık sektöründe destekleyrek onların pazardaki pozisyonlarının güvenliğini sağlamaya çalışıyor. IMF ve DB güdümlü NEPAD Afrika halklarını daha da yoksullaştıracaktır. NEPAD G. Afrika şirketlerinin hegemonyasını artıracak ve bunların Afrika kıtasındaki emperyalist çıkarlarının savunucusu olacaktır. Afrika tarihi zulme ve sömürüye karşı verilmiş mücadeleler ile doludur. Şimdi de görev; Afrika'da demokrasi hareketini ortaya çıkarmak ve tüm kıtada emperyalizme ve neoliberalizme karşı mücadele etmektir: Afrika satılık değil.

***

NEPAD nedir?

NEPAD, birkaç Afrika ülkesi başkanının bir araya gelmesiyle kuruldu. Bunlar Güney Afrika'dan Thabo Mbeki, Nijerya'dan Obasanjo, Senegal'den Wadi, Cezayir'den Bouteflika idi. Amaç, Afrika'yı yoksulluktan ve geri kalmışlıktan kurtarmaktı. NEPAD Nijerya'nın Abuja kentinde Afrika'nın belirli devletlerince benimsendi. 2002'de ise yeni Afrika Birliği, Güney Afrika'nın Durban kentinde şekillendi. Bu toplantıda Afrika Birliği, NEPAD'ın gelişme stratejisini onayladı.

NEPAD'ın amaçları şu şekilde ifade edildi:

Yoksulluğu ortadan kaldırmak ve Afrika'da damokrasiyi güçlendirmek
Kadınların toplumsal yaşamdaki rollerini artırmak
Çatışmalrı önlemek ve insan haklarını garantiye almak
Makroekonomik dengeleri güvenceye almak, finansal piyasada istikrarı yakalamak...
NEPAD'ın yukarıda sayılan ve Afrikayı yoksulluktan kurtarmayı amaçlayan stratejisi bütünüyle IMF ve Dünya Bankası'nın emirlerine dayanıyor.
Bunlar aslında şunları içerir:
İlerlemenin temeli olarak küresel serbest (kapitalist) piyasanın merkezileşmesi
Afrika'nın mevcut küresel ekonomi ve küresel sürece dahil edilmesinin hızlandırılması
Altyapı hizmetlerinin özelleştirilmesi
Özel girişimin desteklenmesi
Sermaye akışı için uygun koşulların yaratılması
Çevre yenilenmesine piyasacı bir yaklaşım

(Çeviren: Taylan Özgür Efe )

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'M. Van Driel'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.