Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Kitle İmha Silahları ve Amerika'nın Bilinçli Cinayetleri
Cuma, 23 Eylül 2005 - (12:55)
Ali Kaimmakami

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Kanadalı bir bilim adamı, Amerika'nın nükleer silahlar kullanma stretejisini ifşa etti. Pol Haris'in internet sitesinde çıkan araştırma yazısına göre, Amerika ordusu 1991 yılından beri düşman saydıkları ülke ve milletlere karşı nükleer taktik silahı olan zayıflatılmış uranyum kullanmış bulunuyorlar.


Bu iğrenç ve nefret edici bir girişimdir. Çünkü bu silahlar nükleer bombalar gibi, nükleer bulut oluşturmadıkları halde yine nükleer bomba sayılırlar. Bush yönetimi Irakın kitle imha silahları bulunduğunu iddia ederek bu ülkeye saldırıp, Irakı yıkıp, yakma, Amerika şirketlerine iş sahası açma, yeni silahları deneme, bu ülkenin petrolünü yağmalama, silah fabrikalarını çalıştırma ve cirosunu arttırma amacıyla 2003 yılı savaşı ve işgalini Irak halkına dayattı. Amerika milliyetçi, Baascı ve dikta Saddam rejiminin kullanılmış ve kullanılmamış kitle imha silahlarının varlığını iddia ederek, Irak'a saldırdığı halde bizzat kendisi kitle imha silahlarını üretme, geliştirme, depolama ve diğer mazlum milletlere karşı kullanmada karanlık bir mazisi ve korkunç bir dosyası bulunuyor. İkinci dünya savaşı sürecini incelersek Amerikanın kimyasal silahlar kullandığı gerçeğini inkar edilemez bir şekilde müşahede edebiliriz. Amerikanın kitle imha silahları tanımına giren bu silahlar bizzat bu yayılmacı ülke tarafından üretilip, kullanılmış bulunuyor. Bilim adamı ve uzman Pol Haris diyor ki; Amerikayı kitle imha silahları, özellikle kimyasal silahları kullanmakla suçlayanlar, Amerikanın Viyetnamdaki kimyasal silah kullanımına bizzat tanık olmuşlardır. Nitekim Amerika kitle imha silahı olan Saruc gazı ve Napalm bombalarını Viyetnamda kullandı. Amerika ayrıca, beyaz, mavi, mor, pembe ve yeşil gazlar olarak nitelendirilen kimyasal silahları da Viyetnam halkına ve bütün canlılar ve bitkilere karşı kullandı. Amerika Viyetnamda bitki örtüsünü ve ormanlıkları yok etmek için 1940'lı yıllarda bu kimyasal silahları üretti. Amerika uçakları bu kanserli maddeleri Viyetnamda bombalar biçiminde kullanarak Viyetnamlıları yok etmeye özen gösterdi. Bu kimyasal maddelere dokunan veya bunları soluklayanlar ölüyor, sakat bırakılıyor ve hastalanıyordu. Buna ilaveten hayvanat ve bitki örtüleri de imha ediliyordu. Batılı bilim adamı ve uzman Pol Haris diyor ki; Amerikanın geliştirdiği Napalm bombası Viyetnam ormanlıklarını ve gerilla güçlerini yakıp yok etmek için kullanılıyordu. Nitekim TV. ekranlarında Napalm alevli ve yakıcı bombalarla yakılıp kavrulan ve kömüre dönen Viyetnamlı çocuk, kadın ve ihtiyar kimselerin görüntüleri göze çarpıyordu. Viyetnamdan önce müttefik güçler Japanyo ve Almanyaya karşı da aynı silahları kullandılar. Amerika öncülüğünde BM güçlerinin başlattıkları Kore savaşında da bu kitle imha silahlarını Kore halkına karşı kullandılar. Fakat insani suç olan Kore savaşına katılanlar, bu cinayet ve katliamlara ortak oldukları için vicdan azabı çekmek yerine, Amerika öncülüğünde ve çıkarları lehine askerlerin ve sivil halkın feda edilmesinden dolayı övünüp durdular. BM 1980'li yıllarda kitle imha silahları ve Napalm bombasının kullanılmasını yasaklayan konvansiyonu devletlerin imzası ve onayına açtı. Fakat Amerika bu konvansiyonu imzalamadı. Amerika 2001 yılına kadar Napalm silahlarını imha ettiğini iddia ediyor. Fakat batılı Kanadalı bilim adamı ve kitle imha silahları uzmanı Pol Haris, Amerikanın nükleer silahları adlı makalesinde, Amerikalı yetkililerin bu iddialarını yalanlıyor. Amerikanın, Afganistanda ve Irakta Napalm bombaları kullandığı bir gerçektir. Nitekim Pol Haris'in Aksis olacik internet sitesine yaptığı açıklama uyarınca, Amerika 2003 yılında Iraka karşı başlattığı savaş sırasında da Napalm bombalarını kullandı.

İndependent gazetesinin 10 Ağustos 2003 tarihli sayısına demeç veren Amerika 11 hava tuğayının komutanı Albay Cimz Ales diyor ki; bizler Iraktaki köprüleri Napalm bombalarıyla bombaladık. Onlar Iraklı askerlerdi. Yakılarak öldüler. Onların görüntülerini de tespit ve kaydetti. Evet, Amerikalı generaller özellikle Beyaz Saraya egemen Neo Faşist yeni muhafazakar takım Napalm tutkunu kimselerdir. Çünkü bu bombaların psikolojik etkisi çok yüksektir. İnsan ve hertürlü canlı ve bitki, durduk yerde alev alıp, kavruluyor. Olay ifşa edildikten sonra Amerika yetkilileri, Napalm kullanıldığını inkar ettiler Fakat gerçek şu ki; Amerika ordusu, yeni Napalmde bir nevi petrol türevi madde kullanıp, “72 sayılı Alevli bomba”adlı bir silah üretip kullanmaktadır. Kanadalı bilim adamı ve uzman Dr. Haris diyor ki; Amerika, düşmanlarına karşı atom bombası kullanan ilk ülkedir. Nitekim Amerika son 15 yılda yani cumhuriyetçilerle demokrat parti iktidarı döneminde 4 kez nükleer savaş başlattı bunlar; Balkan, Afganistan savaşıyla birinci ve ikinci fars körfezi savaşı –Irak savaşıydı-Bilindiği gibi uluslar arası konvansiyonları insan hakları ve çevre hayatı konvansiyonları tarafından yasaklanmasına rağmen Amerika bu dört savaşta nükleer taktik silah olan zayıflatılmış uranyum kullandı. Amerika askeri yasalarında bile yasaklanan ve kitle imha silahları sayılan seyreltilmiş uranyum silah ve mermilerinin kullanımı insanlık suçu bir eylemdir. Fakat Amerika yönetimi ulusal ve uluslar arası yasaları çiğneyerek bu kitle imha ve çevre hayatını imha silahını kullanıyor. Amerika bu radyosyonlu maddenin sonuçlarının bilincindedir. bu madde uzun süre her türlü canlı ve bitkiyi kirletiyor, radyoaktif madde saçarak sayısız insan neslinin hayatını tehdit edip, yok ediyor. Kanadalı uzman Dr. Pol Haris diyor ki; zayıflatılmış uranyum silahları, nükleer atıklardan oluşan nükleer silahlardır. Bu madde ölümcüldür. Zayıflatılmış uranyum ucuz bir silah olup, hedefe saplandığında patlayıp yüksek bir ateş ve alev meydana getirir. Uranyumlu mermi ve bombalar patladıktan sonra pudraya dönüşüp “uranyum oksid”e dönüşüyor, rüzgar ile yağmurla birlikte her tarafa yayılıyor, ve de izleri kayboluyor. Böylece toprak, su kaynakları radyosyonla kirleniyor. 2003 Irak savaşı eşiğinde Rusyalı komutanlar da yaptıkları açıklamada zayıflatılmış uranyum silahlarının insan ve çevreyi yoğun bir şekilde kirletip, insan ve diğer canlıların hayatını uzun süre tehdit ettiğini belirttiler. Dr. Haris'in belirttiği üzere, enteresan olan nokta; Amerika yönetiminin zayıflatılmış uranyumu karşılıksıız biçimde silah üreticileri ve tüccarlarına devrediyor. Amerika ilk defa olara nükleer taktik silah sayılan seyreltilmiş uranyum mermi ve mühimmatını 1968 yılında deniz kuvvetleri için üretip, kullanıma hazır hale getirdi. Amerika daha sonra nükleer taktik silahları ırkçı İsrail'e devretti. İsrailde 1973 yılındaki 7 günlük Arap-İsrail savaşında bu silahları yaygın bir şekilde kullandı. Amerika günümüze kadar en az 29 ülkeye radyosyon saçan uranyumlu silah iracatı yapmış bulunuyor.

İnsanlık ve çevre düşmanı Amerika, 1943 yılında zayıflatılmış uranyum projesini başlattı. Amerikada yayınlanan gizli bir belgeye göre bazı askeri çevreler, zayıflatılmış uranyumu, nükleer savaştaki “Trova Atı”olarak nitelendirmektedirler. Bu silahın yarı ömrü ve etkisini kaybetme süresi 4. 5milyar yıldır. İranli bilim adamı ve uzmanlara göre de zayıflatılmış uranyum, radyosyon dalgaları saçıp, ölümcül hastalıklara, kanserlere, anormal doğumlara, yol açıyor. Kanadalı uzman Pol Haris diyor ki; bir çok bilgine göre uranyumlu silahların iki etki alanı vardır, bunlardan biri ölümcül olmasıdır. Diğeriyse bu silahın yan etkilerinden dolayı insan soyu tükenecek ve yer küresi insanasız hayatına devam edecektir. Dr. Haris araştırma yazısında ayrıca şunları kaydediyor:Amerikanın tanımına göre de uranyumlu silahlar kitle imha silahı ve yasak silah sayılıyor. Buna rağmen Amerika “kitle imha silahı geliştirebilir”diye bir çok ülkeye saldırma, hedef ülke halkına karşı nükleer taktik silahları kullanma hazırlığını tamamlamış bulunuyor. Amerika elbette ülkelere saldırıp çeşitli milletleri ve halkları nükleer taktik silahlarıyla bombalamakla kalmıyor, kendi askerleri ve müttefik ülkelerin askerlerinin can güvenliği ve hayat hakkına hiçbir değer vermiyor. Bu gerçeklerden hareketle akla gelen temel soru şudur ki; Acaba “şeytani imparatorluk”lakabı hangi ülkeye yakışıyor. . .

Kanadalı uzman ayrıca şunları kaydediyor; 1991 yılındaki ilk fars körfezi savaşının 3 haftalık süresince sadee 467 Amerikalı asker yaralandı. Fakat yapılan son tespitlere göre bu savaşa katılan 584bin Amerikalı ve müttefik askerden 11 bin kişi öldü, 400 bin asker de daimi bedeni zaaflara yakalanmış bulunuyor ve körfez sendromu yaşıyorlar. Her yıl 43 bin kişi de bu hasta, sakat ve görünmez yaralılar cephesine katılıyor. Katılanların % 70'i tıbbî sorunlarla karşı karşıya bulunuyor.

Dr. Pol Haris, Amerikanın bilinçli ve vahşi cinayetlerini yaptığı değerlendirmede ayrıca şunları kaydediyor. Bu savaşa katılan askerler, zayıflatılmış uranyuma karşı aşılanmışlardı. Bu yüzden aşılar, askerlerin hastalığının asıl kaynağı olamazlardı. Onları hasta yapan asıl şey, zayıflatılmış uranyum tozudur. Amerika yönetimi, bu maddelerin tehlikelerine vakıf olduğu halde yine de Balkanlar, Afganistan ve Irakta nükleer taktik silahları ısrarla kullandı. Birinci Fars körfezi savaşıyla Balkan savaşına katılan eski Amerika askerleri ve deniz piyade güçleri 13 yıl aradan sonra yaptıkları resmi başvuruda, zayıflatılmış uranyumlu silahlardan dolayı hastalandıklarının hükümet tarafından resmen açıklanmasında ısrar ediyorlar. Çünkü Amerikalı bu askerler, normal tıbbî deneme ve tahlil yoluyla hastalık nedenini tespit edemiyorlar. Çünkü devlet müesseseleri dışında özel sektörün böyle bir deneme ve tahlil yapma ve kesin sonuç alma teknolojisi ve gücüne sahip değildir. Nitekim Amerika yönetimi, güvenlik meselelerini bahane ederek, özel ve karmaşık teknolojiye sahip malzemeleri devlet tekelinde bulunduruyor. Uzman Pol Haris makalesinin devamında ayrıca şunları kaydediyor:Birinci Fars körfezi ve Balkan savaşından kaynaklanan hastalıklar Balkan ve Fars körfezi sendromu konusunda bir çok bilimsel ve toplumsal tartışmalar yapılmaktadır. Nitekim savaşlara katılan askerler erken ölüm veya ağır bedeni sorun ve hastalıklarla yüzyüze gelmiş bulunuyorlar. Yapılan tıbbî analiz ve tahlillere göre, uranyumlu silahlarla zehirlenen Amerikalı askerlerin bu belirsiz hastalıkları, eş ve çocuklarına da geçiyor. Amerikalı emekli askerlerin istekleri ve başvurularına rağmen Amerika hükümet ve ordusu, uranyumlu nükleer taktik silahların etkileri hakkında açıklama getirmekten sakınıyor ve buna ilaveten Amerikalı ve müttefik ülkelerin askerlerine karşı son kurşunla intihar misali zayıflatılmış uranyum gibi korkunç, insanlık ve çevre düşmanı bir silahı kullanmaya devam ediyor. Araplara paha biçilmez petrolü yedirmeme gibi sövenis laf söyleyen, görünüşte insansever bir tavır takınan yahudi asıllı, ırkçı ve siyonist Henri Kissingır diyor ki; Amerikalı askerler aptal ve geri zekalı hayvanlar olarak satranç tahtası üzerindeki piyonlar dış politika alanlarında kullanılmalıdırlar. Losangles taymz ve Washington post gazetelerinin 27 Şubat 1991 tarihli raporları uyarınca da Amerika ordusu Iraklı askerlere karşı uranyumlu silah kullandı. Elbette bu silahlardan en az 500 bin Iraklı sivilin özellikle kadın ve çocuğun etkilendiği ve onarmal doğumlara yol açtığı da bir çok basın-yayın kuruluşları tarafından ifşa edildi ve ilgili bilimsel raporlar yayınlandı. Amerikalı general ve askerler de tıpkı Kissinger gibi, bu yırtıcı, yakıcı ve imhacı eylemlerinden büyük zevk alıyor ve doyuma ulaşıyorlar. Kanadalı uzman Dr. Haris makalesinin devamında şunları kaydediyor:Amerikalılar, Irak, Afganistan ve bir ölçüde Balkanlara yerleşen ve bu bölgeleri işgal eden Amerikalı askerlerin konumlarından dolayı büyük bir sevinç duyuyorlar. Çünkü onların çoğu, düşmanlarını zayıflatıp, imha etmek için kullanılan korkunç silahların mahiyetinden habersizdirler.

Amerikalılar, hatta bu silahların kendi kendilerini bile tehdit ettiğinin farkında değillerdir. Nitekim Amerikada bu tehlikeli silahların saçtıkları tehditler konusunda bile ciddi bir itiraz sesi yükselmemekte ve anti nükleer kampanya yapılmamaktadır. Bu ölümcül silahların asıl hedefi ve kurbanlarının neden hastalandıklarını bilmemeleri de daha korkunç bir boyutu ifade ediyor. Fakat dikkate değer nokta şudur ki; Amerikanın teslimiyetçi ve korkak müttefikleri ve özellikle Kanada hiç bir şekilde Amerikanın nükleer operasyonlarının insanlık dışı iç yüzünü gizlemeye ve bunu sessizlikle geçirmeye hakları yoktur ve hiç bir bahane uyduramazlar. Kanadalı uzman Dr. Pol Haris makalesinin devamında diyor ki; Kanadayla bir çok ülkede zayıfatılmış uramyum –nükleer taktik-silahlarının çok sayıda kurbanı yaşıyor. Savaşa katılan, bunlar ilkin ideal hedefler için savaştıklarını sanıyorlardı. Fakat onların en iyi dostu ve müttefiki Amerikalıların kendilerini ölümcül madde ve silahlarla zehirleyeceklerini bilmiyorlardı ve Amerikanın sözde hürriyet , demokrasi ve terörizmle mücadele gibi yüksek ve iyi değerler uğruna savaştıklarını sanıyorlardı. Batılı araştırmacı ve yazar Pol Haris ayrıca şunları kaydediyor:Amerika devleti ve ordusunun bilinçli ve planlı bir şekilde uranyumlu silah ve mermileri kullanması, bu iki yönlü tehditleri göz ardı etmesi, iğrenç ve lanetli bir girişim ve politikadır. Amerika uzun süreli ve telafi edilemez bir şekilde düşmanlarına can alıcı ve ağır darbeler indirme amacıyla nükleer taktik silahlar kullanması, hedef ülke halkını ve masum kadın-çocuk-erkek ihtiyar ve genç ayrımı yapmadan uranyumlu maddelerle onları ve çevre hayatını zehirlemesi, Amerika askerleriyle Amerika müttefiki ülkelerin askerlerini ve ailelerini radyosyon saçan zayıflatılmış uranyum silahlarıyla zehirleyip, tehdit etmesi, açıkça savaş suçu sayılıyor. Bilindiği gibi BM ve uluslararası konvansiyonlara göre, savaş suçu ve insanlık suçu zaman aşımına uğramayan ve affedilemez suçlardır. Dr. Pol Haris, Amerikanın bilinçli cinayetlerini değerlendiren makalesinde ayrıca şunları kaydediyor:Amerikanın 1990'lı yıllarda uranyumlu silahların kullanılmasına yeşil ışık yakmasının 4 nedeni vardır.

1-Üretim merhalesinde olan 4. Kuşak nükleer silahların etki alanı ve seviyesini denemek ve belirlemek

2-Nükleer silahlarla nükleer olmayan silah tanımını ayırd edecek sınırları ve farklılıkları ortadan kaldırmak.

3-Düşmana (Amerikanın sultası ve işgaline karşı mücadele eden)milletler ve ülkeleri etkin bir şekilde tepelemek.

4-Milletleri psikolojik açıdan sindirip, teslim almaktır.

Fakat gerçek şu ki, uranyumlu silahların sivil halk ve çevre hayatı üzerindeki yan etkileri, imhacı ve ölümcül özellikleri korkunç boyuttadır. Kanadalı vicdan sahibi bilim adamı Pol Haris ayrıca şunları kaydediyor:Amerika müttefiki ülkeler ve yöneticiler zayıflatılmış uranyum, daha doğrusu nükleer atık sayılan bu silahları kullanan Amerikanın yeni askeri ve saldırgan maceracılıklarına katılma çağrısını geri çevirmeleri için yeterli nedenlere sahiptirler.

Amerika müttefiki ülkeler, bizzat Amerika'nın kendilerini nasıl tehdit ettiği ve daha yakın bir tehdit kaynağı olduğunun bilincine varıp, gereken önlemleri almalıdırlar.

 

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Ali Kaimmakami'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.