Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Ramazan'ı Festivale Dönüştürmek
Çarşamba, 28 Eylül 2005 - (13:04)
Hasan Turan
İslam Dünyası

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Ramazan güneşinin pırıltısı, karanlık atmosferimizi delip geçerek kamaştırıyor perdeli gözleri.

Öyle bir nur yağıyor ki aleme hem kendini gösteriyor, hemde yansıdığı cisime temas eden varlıkları.

“Başı rahmet, ortası bereket sonu mağfiret olan” nur deryasından kana kana içmek gerek.

Öyle bir derya ki; “üzerinde; kendini akıntıya teslim etmiş kenarında bekleyen bizlerin, hizmetine sunmuş sonsuz güzellikler var.

Deryaya baktıkça güzellikleri görmekte mümkün, üzerine yansıyan gölgemizden kendimizi izlemekte. Acaba dünya hayatımızda kaç Ramazan'a tanık oluyoruz?

İdrakine vararak, yirmi yada kırk kez. Yirmi otuz veya kırk rakamları ne kadarda kolay telaffuz ediliyor. Bir gecelik uykumuzda gördüğümüz tatlı bir rüya gibi. Uyanıp da rüyamız bölünürse tekrar tekrar o rüyayı görmek için uyumaya çalışıyoruz.. Ama nafile, rüya bölünmüştür bir kez, film kopmuştur ve bir türlü bölündüğü yerden başlamaz.

Ramazan 'Kur'an ayı'.
Ramazan “nur ayı”.
Ramazan “furkan ayı”.
Ramazan “şevkat ayı”, “rahmet ayı”.
Ramazan “muhasebe ayı”, “özeleştiri ayı”, “paylaşma ayı”.
Neden Kur'an ayı: Çünkü Kur'an o ayda indirildi.
Neden Nur ayı: Çünkü O Kur'an nurdur. Hak ile batılı bildiren ayıran Furkan'dır.

Sevginin zirveye çıktığı Allah'ın rahmetinin gönüllerimizi okşadığı, geçmiş bir yılımızın hesabını ve özeleştirisini yapma ayıdır.

Manevi iklim rüzgarlarının mahzun gönülleri tatlı tatlı okşadığı bu ay gün geçtikçe “ramazan etkinlikleri” adı altında yozlaştırılıyor. “Ramazan etkinlikleri” popüler sanatçıların, mankenlerin resmi geçit yaptıkları organizasyonlar olmaya başladı. Güya idealist! insanların, zamanla ne hale geldiklerinin hüzünlü bir hikayesi yaşadıklarımız.

Direkler arası nostaljileri, kanto ve meddah gösterilerini günümüze taşımak, yaşatmak ramazanı ihya etmekmi oluyor?

Değerler ve kavramlarımızın içi boşaltılmaya çalışılıyor. Bu işin öncülüğünüde maalesef “islami duyarlılığı” olan kişiler ve kurumlar sürdürüyor. Aslında kim ne yaptığını, neye hizmet ettiğini de bilmiyor, düşünmüyor.

'Bir deli kuyuya bir taş atar kırk akıllı çıkaramaz' misali, biri başlatıyor diğerleri de onu taklit ve takviye ederek devam ettiriyor. Bu konuda da kıyasıya bir yarış sürüyor. Ramazan'ı yaşatmak adına “halisane” duygularla başlayan bu organizasyonlar, zamanla yoz eğlence şekli ve islamdışı  uygulamalara yerini terk ediyor. İlahi, ezgi ve marşlarla başlayan dinletiler, düşünceye hitap eden skeçler gün geçtikçe yerini pop yıldızları, popüler sanatçılar ve küfürbaz tiyatrocuların sahne aldığı organizasyonlara dönüşüyor.

Cami avlularına kurulan çadırlarda yabancı müzikler ve sirk gösterileri tertip edilirken, içerdeki cemaatte “huşu içinde” teravih namazı kılmaya çalışıyor. Belediyeler ilginç organizasyonlarla birbirleriyle yarışıyor. Eğlence içerisinde sunulan “güzel örnekliklerde” maalesef anlamını ve etkisini kaybediyor.    Bir rock yıldızı çıkıyor hareketli parçalar okuyor ve akabinde de hocanın biri vaaz ediyor. Biri eğlendiriyor dinleyiciler alkışlarla eşlik ediyor diğeri İslam peygamberini ve onun örnek ahlakını anlatıyor. Allah aşkına bir duygu atmosferinden diğerine, insanlar nasıl geçer. Yapılan etkinlikler muhataplarına hiçbir haz vermediği gibi sadece görüntüden ibaret kalıyor. Birde ramazan ayı gelmeden bazılarımızda bir telaştır başlıyor. Marketlere hücum edilip gıdalar stoklanıyor. Zannedersin ki önümüzdeki günlerde' kıtlık yaşanacak'!. Lüks otellerimiz,lokantalarımız yazılı ve görüntülü medyaya ilanlar veriyor. Zengin mutfaklarını tanıtıyor. Türk-Osmanlı mutfağının damak tadına uygun menülerinin tanıtımlarını yapıyor.

Bir istatistik yapılsa ramazandan önce alınan kalori miktarı ramazanda alınandan çok daha az çıkacağı kanaatindeyim.

Mübarek ramazan ayı sanki “oruç tutma”, yemekten , diğer arzu ve isteklerden feragat etme ayı değilde, gündüz alınmayan hazları iftardan sonra fazlasıyla telafi etme ayı!

Ramazan öncesi zamanlarda saat on onbirler de müşterileri kalmayan kahve ve dernek lokallerimizde ramazan'la birlikte gece sahurlara kadar kağıt oyunları devam ediyor.

Beş yıldızlı otellerimiz tarihi köşklerimiz ramazan etkinliklerini ve mutfak tanıtımlarını birkaç hafta önceden basın toplantısı ve ilanlarla duyuruyor.

Bir kalpte iki sevda olurmu? İnsan aynı anda hem güler hem de ağlayabilir mi?

Tok açın halinden, zalim mazlumun derdinden ne kadar anlar. Gösteriye dönüşen sözüm ona ramazan'a mahsus yardım faaliyetleri vicdanları rahatlatmaya yetiyor mu?

Her geçen gün,' ibadetlerimizin' ruhunu boşaltıp, sahibine heyecan ve anlam katmayan figürler haline dönüştürüyor.

Eğlence anlayışı öylesine hızla gelişiyor ki, kadir gecesini havai fişek gösterileriyle kutlayanlar bile çıkıyor.

Müslüman kişi tüm hayatı boyunca ibadetle mükelleftir. “İbadetten muaf” tutulduğu herhangi bir zaman dilimi söz konusu değildir. Hayatının bütününü “Allah'ın rızasına uygun” olarak idame ettirmek zorundadır. Ramazan dışı zamanlarda istediği gibi davranıp Ramazan'ı bir nevi “günah çıkarma ayı” olarak tasavvur edemez.

Tabi ki aziz İslam'ın zamanla ve mekanla mukayyed ibadet biçimleri vardır. Namazın vakitleri, Hacc'ın bir mekanı ramazan orucu ve ibadetlerin tayin edilmiş şekli, takvimi gibi.

Bütün ibadetlerin şekil ve vakitleri olduğu gibi 'ruh ve hikmetleri'de söz konusudur. Sırat-ı Müstakim'e götürmeyen, biçimsel bir kısım uygulamalardan öteye gitmeyen amellere, “ibadet” denilemez.

Düşüncenin önüne engelller koyarak, iyice artan şeytani tuzaklara yenilerini ekleyerek, ramazanlarımızı da katletmeyelim lütfen.

Filistin'de yıkılan evinin enkazı üzerinde oturarak komşuların getirdiği iftariyeyle orucunu açan mazlum insanların, Irak'ta katledilen babasının yokluğunda sofraya oturan, yetim çocukların görüntülerine tanık olduğumuz bir zamanda bari bu vurdumduymazlıktan vazgeçelim.

Nijer'de her dört çocuktan biri yiyecek ve su yokluğundan ölüyor.Acil yardım ulaşmazsa,kitlesel ölümler başlayacak.'Eğer komşusu aç iken tok yatan bizden değildir' 'düsturuna' inanıyorsak ve 'gerçekten' 'oruç tutmak' istiyorsak bu ramazan seferberlik ilan edelim.

Ramazan ayının ruhuna uygun işler yapmak istiyorsa ki o eğlencelere harcadığınız paraları şahit olduğumuz bu acıları dindirmek için harcayalım.

İşte o zaman Allah'ın rahmet, bereket ve mağfireti ramazanla birlikte üzerimize yağacaktır.

 

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Hasan Turan'in Diğer Yazıları
   Çöken Duvar Değil İnsanlık
   ‘Bir’ olmak…
   Bayram Gelmiş Neyime…
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.