Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Eleştiriyi Savuşturmak İçin Yahudi Soykırımını Kullanmak
Cumartesi, 01 Ekim 2005 - (13:50)
Amira Hass

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Dünya liderleri, İsrail'deki Yad Vasem Soykırım Müzesi'ni gezerek İsrail'in Batı'daki konumunun gücünü ispatladılar.

Bu liderler kendi ülkelerindeyken İsrail'i sıkça eleştirirler; fakat birçok İsrailli ve Yahudi bu tür eleştirileri, her zamanki gibi antisemitizm (Yahudi karşıtlığı) ile ilişkilendirir. Filistinliler ve Yahudilerin de olduğu sol kanat, bu ülkelerin, İsrail işgaline dair bilgisinin yetersiz ve halkın bu konuya ilgisinin zayıf olduğunu anlar.

Birçok Avrupalı lider, Kudüs'e yaptıkları hac gezisiyle, İsrail'e yöneltilen eleştirilerin onları vazgeçirmeyeceğini gösterdi (bu şekilde ancak İsrail'e destek olarak yorumlanabilecek bir medya olayının içinde yer alıyorlar).

İşin iyi tarafından bakarsak, bu gezi her iki tarafın “yenilenmiş barış süreci”ne sadık kalmasını teşvik etmek niyetinde de görülebilir. Teşvik ama ne için? Muhammed Dahlan ve Naser Yusuf'un Şaul Mofaz ile buluşması için mi? Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'nın (ICJ) aldığı karara rağmen, yapımına büyük bir gayretle devam edilen duvar için mi? İsrail'in sözde alçakgönüllü jestleri için mi? (İsrail'in 200'den fazla tüccara tanıdığı geçiş hakkının, sadece kamu araçlarına değil Filistin özel araçlarına da açık olması gibi). Ya da Filistin toprakları içindeki Doğu Kudüs'ün sürekli olarak ezilmesi ve buranın Filistin devletinin başkenti olması yönündeki uluslararası talebin ihlal edilerek tüm Filistin bölgelerinden ayrılması için mi?

Alman Dışişleri Bakanı, Hollanda ve İsveç devlet başkanları -haç çıkartarak ve Yahudi soykırımını hatırladıklarını kanıtlayarak- İsrail'e, yalnızca ileri karakol yerleşimlerinin değil de tüm yerleşimlerinin yasalara aykırı olduğunu hatırlatmaya mı çalışıyor? İsrail'in buraları tahliye etmesini mi talep edecekler? Bu törendeki hangi katılımcı, Yahudilerin ve Filistinlilerin kullanabileceği yollar diye ayrılan yolları görmeye gidecek? İçlerinden biri, İsrail vatandaşları arasında -Yahudi olmayıp, Arap olduğu için- ayrımcılık yapan yasaları protesto edecek mi ve bu yasaların feshedilmemesi halinde yaptırım uygulamakla tehdit edecek mi?

Her türlü adaletsizliğin öfkelendirici saçmalıklardan biri -Alman katliam endüstrisinde (Avrupa'nın geniş desteği ile) olduğu gibi- özellikle de tasavvur edilemez düzeyde olanı, kurbanların ve onların evlatlarının bunu her gün hatırlatması ve yaşamasıdır. Suçlular ise her nedense bunu bastırır, unuturlar ve ayrıca evlatları için de bunu görmezlikten gelmek çok kolaydır.

Bu yüzden bırakalım da bugün Şaron'un seyircilerini arayan bu diplomatik yığın gitsin ve Avrupa'nın Yahudi soykırımındaki sorumluluğuyla ilgili , İsrail'de değil de katliamın olduğu topraklarda atsın. Berlin, Paris, Amsterdam, Krakow, Saraybosna, civar köyleri ve ormanları bizim ailelerimizin anıları ile, asıl suçluların ve çocuklarının unuttukları ile, beyhude süregiden çaresizlik ve kayıtsızlık ile baştan aşağı yıkanmıştır. Bırakalım da o devlet başkanları ve dışişleri bakanları oralara gitsinler ve hafızaları, bilinçleri ve tarih anlayışını geliştirsinler. Ve sadece yılda bir kez değil, Auschwitz'in kurtuluş günü veya Almanların işgale son verdiği günde de kof desteklerini sunsunlar.

Bizler, günden güne bu tasfiye edilişin acısını hatırlayacak ve hissedeceğiz. Bu acıyla onlara karşı duralım. Mesela, Yahudilerin yaşamış olduğu, ki buralar onların sınırdışı edildiği ve öldürüldüğü yerler, her evin önüne büyük mermer levhalara bu acıyı kazıyalım. İnsan sevkıyatının gerçekleştiği her tren istasyonundan; bunun ne zaman olduğuna, günde kaç trenle kaç insan taşındığına dair bilgiyi temin etsin. Bu sevkıyatın sorumlularının isimleri oranın polis karakolunda, tren istasyonunda, belediyesinde kayıtlı olsun.

Silinen hafızalarla savaşmanın tek yolu sadece anıtlar ve törenler değil. Bu asıl olarak, dünyayı üstün ırk ve aşağı ırk diye ikiye bölen ve insanların eşitliği ilkesini inkar eden ırkçı ideolojinin tavizsiz reddiyle mümkündür. Bizler, Nazi ideolojisinin merdiveninde en alt basamakta yer aldık. Peki en üst basamaklarda yer alsaydık bu ideoloji suçlu olmayacak mıydı?

Dünyayı daha değerliler ve değersizler, üstün olanlar ve aşağı olanlar diye ikiye bölen bir ideoloji Alman soykırımı boyutlarına varmasa da, ahlaksız ve yanlıştır: Güney Afrika'daki apartheid rejimi gibi.Ancak Filistinliler bizim gibi hak iddia edemezler; çünkü İsrail'in 38 yıllık Filistin işgali, İsraillileri Filistinlileri aşağı olarak görmeye alıştırmıştır. Fakat hişşş sessizlik, biri bunu yüksek sesle söylememeli. Çünkü İsrailliler öfkeli çığlıklarını yükselteceklerdir: “Nasıl kıyaslayabilirsiniz ki?”

Aynı şekilde, yolumuzu değiştirme talebimiz -diplomatik tehditlerle- yasak. Çünkü sonrasında onlara bizim insanlarımızın öldürüldüğünü hatırlatacağız.

Bu tamamen üzeri kapatılmış olay İsrail'in, Avrupa Yahudilerinin katlini değerli bir şeye dönüştürdüğünü gösteriyor. İşgale karşı uluslararası kararlara dair en ufak bir falso vermemek için öldürülen akrabalarımız kullanılıyor. “Kurtuluş”tan beri hemen her gün Avrupa'daki gettolarda ve toplama kamplarında fiziksel ve zihinsel anlamda ıstırap çektirilen ailelerimiz, bizim yarattığımız topluma dair herhangi bir eleştiriyi önlemek amacıyla silah olarak kullanılıyor. Bu öyle bir toplum ki milliyet ayrımcılığı ekseninde inşa edildi ve ayrımcılık Yeşil Hat'ın her iki yanında da hızla yayılıyor. Ayrıca bu toplum Filistin milletini kendi yurdundan sürgün etmeye sistemli biçimde devam ediyor ve onun millet olarak haklarını ve insani gelecek şansını gasp ediyor.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Amira Hass'in Diğer Yazıları
   Filistin'de iç savaş İsrail'i de tehdit eder
   Bir Türk Öldür ve Dinlen
   Kontrol noktalarının yanı başında yaşamak
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.