Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Lübnan ve Gazze Saldırılarının Gösterdikleri
Cuma, 03 Mart 2006 - (02:46)
Chris Marsden

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

İsrail Hükümeti, Gazze şeridi ve Lübnan’a yönelik hava operasyonlarıyla Filistinlilere karşı saldırılarını önemli ölçüde artırdı. Her iki operasyon da roketli saldırıda bulunan Filistinli militan guruplara karşılık vermek bahanesiyle gerçekleştirildi.

28 Aralık Çarşamba akşamı başlayan Gazze saldırısı, Başbakan Ariel Şaron hükümetinin, sınırın kuzeyinde bir tampon bölge oluşturmaya yönelik deklarasyonunu kabul ettirmesinin sonrasında gerçekleşti. Bölgedeki eski Yahudi yerleşim birimlerini kapsayan Gazze’nin 2.5 kilometre içerisine kadar bir tampon bölge oluşturma emri, saat 18.00 sularında ve saldırılardan hemen önce verildi.

İsrail Savunma Güçleri (IDF), Gazze’nin kuzeyine, üzerinde “güvenlik bölgesinin” bir haritası yer alan, ikinci bir uyarıya kadar bölgeye girişlerin yasaklandığını bildiren ve halka bölgeyi terk etmelerini salık veren bir broşür serpiştirdi.

Başbakan yardımcısı Ehud Olmert, kendisiyle yapılan bir röportajda, Sharon’un Gazze’yi parçalama planının bir hata olduğuna yönelik suçlamaları yanıtladı. Ehud Olmert bu planın aslında, daha esnek bir askeri misilleme biçimi sağlamak için yapıldığını vurguladı. Ve donuk ifadelerle şöyle devam etti, “Başkanın sınırları yoktur, kimse onu durduramaz, kimse onu engelleyemez. O, “başkalarının ne diyeceğinden” korkmaz.

“Gazze’nin sınırları içerisindeyken” diye devam etti, “ateş altındaydık ve terör kol geziyordu ve “Mavi Gökyüzü” (Blue Skies) gibi operasyonları başarıya ulaştıramıyorduk, çünkü Yahudi nüfusu Arap nüfusunun tam kalbinde yaşıyordu”.

28 Aralık’ta Beyrut’un güneyindeki Al-Naima’da bulunan, Ahmed Jibril önderliğindeki Filistin Halk Kurtuluş Cephesi – Genel Komutanlığı (FHKC-GK) merkezine, İsrail tarafından bir hava saldırısı düzenlendi. Saldırıda iki Filistinli militan yaralandı. İsrail Hükümeti, saldırının gerekçesi olarak, Lübnan sınırları içerisinden İsrail’in sınır kasabalarına fırlatılan 9 roketin tümünden FHKC-GK’nin sorumlu olmasını gösterdi. FHKC-GK ise suçlamaları reddetti.

İsrail Hükümeti’nin bu sert tutumu, büyük ölçüde gelecek ay yapılacak olan genel seçimlerde destek kazanmak hevesinden kaynaklanıyor.

Sharon, yeni partisi Kadima’yı kurmak için ayrıldığı, şu anda Binyamin Netenyahu liderliğindeki eski partisi Likud’u destekleyen seçmenlerin oylarını kapmaya çabalıyor. Likud’un seçmen tabanını, göçmenler ve Şaron’u Gazze’den çekildiği için ihanetle suçlayan aşırı sağcı kanat oluşturuyor. Şaron kendi itibarının askeri olarak güçlü bir adam olmaktan geldiğine, dolayısıyla sosyal ve ekonomik politikaları nedeniyle hükümete saldıran Amir Perez önderliğindeki İşçi Partisi’ne karşı en büyük silahının da bu olduğuna inanıyor.

Gazze’ye yönelik saldırı Filistin Özerk Yönetimi seçimlerinin evvelinde ve hükümetin seçim öncesinde Doğu Kudüs’teki Filistinli yerleşimcilerin oy hakkını ellerinden alma tehdidiyle gerçekleştirilen bir provokasyonun ertesinde gerçekleştirildi. Her iki olay da Mahmud Abbas yönetimindeki El-Fetih’i, Hamas gibi militan gruplarla ihtilafa düşmeye zorlayarak işlemez hale getirmek amacıyla gerçekleştirildi. Tutsak militan Mervan Barguti’yi destekleyen ve Abbas’ı, İsrail’e boyun eğmekle suçlayan bir hizbin yarattığı çatlak tehlikesi, seçimlerde Hamas karşısında temsil edilecek birleşik bir liste oluşturmayı hedefleyen El-Fetih içerisindeki dengenin iyiden iyiye kırılganlaşmasına neden oldu.

27 Aralık’ta Abbas, çeşitli militan guruplarla görüşerek, roketli saldırılara son vermelerini istedi. Ancak bu öneri saldırılardan sorumlu tutulan İslami Cihad tarafından reddedildi. El-Aksa Şehitleri Tugayı ve diğerleri de bu öneriyi geri çevirerek, İsrail’in geçtiğimiz haftalarda Batı Şeria’da gerçekleştirdiği baskınlarla ve Gazze’ye yönelik hava saldırılarıyla çatışmayı yükselten taraf olduğunu vurguladılar. Militan guruplar, tampon bölge oluşturulmasının, yeniden işgalle aynı anlama geldiğine dikkat çekiyorlar.

Lübnan’daki FHKC-GK kampına yönelik saldırı bir çok olumsuz nedene dayanıyor. Bu küçük gurup Suriye yanlısı bir guruptur ve bu saldırı Şam’a yönelik açık bir tehdit anlamına gelmektedir.

Bu konu İsrail askeri yönetimi tarafından da açıkça dile getirildi. İsrail Savunma Güçleri Kuzey Bölgesi Komutanı General Udi Adam; “Kiryat Shmona’ya yönelik, Katyusha roketleriyle düzenlenen saldırılardan Filistinli guruplar sorumludur. Ancak Hizbullah’ın bu saldırılara yeşil ışık yakmış olması da beni şaşırtmazdı”.

General şöyle devam etti, “Biz saldırılardan Lübnan yönetimini sorumlu tutuyoruz ve gerçekleştirdiğimiz baskınlar bir uyarı olarak algılanmalıdır”

İsrail ordu radyosu’nda sorulan, “Eğer Şam menşeli guruplar da daha önce yaptığı gibi roketli saldırılarda bulunurlarsa, İsrail Suriye hedeflerini de bombalayacak mı?” sorusuna, Udi Adam’ın verdiği yanıt, “Bu soruyu cevaplamayacağım… Biz misilleme yapma hakkımızı gerek gördüğümüz zaman kullanmak üzere saklı tutuyoruz” oldu.

Suriye’ye yönelik bu tip tehditler sadece iç siyasetle ilgili değil. Aynı zamanda Şam’a karşı ABD önderliğinde yürütülen ve şubat ayında eski Lübnan devlet başkanı Refik Hariri’ye yönelik bombalı suikastten Suriye’yi sorumlu tutmaya odaklanan Şam karşıtı kampanyaya da dayanmaktadır.

Hariri’nin öldürülmesine yönelik BM soruşturmasının, başında bulunan Alman yargıç Detlev Mehlis, bu ay yayınladığı raporda hiçbir delil olmaksızın Suriye’nin suikastte parmağı olduğunu not düştü. Rapor, gazeteci ve milletvekili Gibran Tueni’nin Beyrut’ta, yine Suriye’nin sorumlu tutulduğu bombalı bir saldırıda öldürülmesiyle aynı gün yayınlandı. Şam Yönetimi bombalamalardan sorumlu olduğuna yönelik suçlamaları reddetti ve kınadı.

Şaron, Suriye’ye yönelik tehditlerinin Bush yönetimi tarafından hararetle desteklendiğini anlamış durumda. Bush yönetimi, İran’ın nükleer silahlara sahip olma girişiminin ABD’nin talepleriyle uyumlu olmaması durumunda, İsrail’in uranyum zenginleştirme fabrikalarına yönelik daha önce yaptığı askeri saldırı planlarını destekliyor. 11 Aralık’ta Sunday Times’da yayınlanan bir haber, olası bir İsrail operasyonunda, özel kuvvetlerin ve uzun menzilli f-15 uçaklarının birlikte gerçekleştireceği eşgüdümlü bir hava ve kara saldırısına ihtiyaç olduğunu yazıyordu.

Bush yönetimi İran’a yönelik taleplerini BM Güvenli Konseyi’nin Nükleer Silahsızlanma Anlaşması’na dayandırırken, bir askeri operasyon seçeneğini de inkar etmemektedir.

İsrail kendisini; ABD’nin Ortadoğu’da süre giden “hegemonyasını güvence altına alma girişiminin” esas faydalanıcısı olarak görüyor. Bu girişimin faydaları, Irak’ın İsrail karşısında askeri bir tehdit olma tehlikesinin tasfiye edilmesiyle görünür hale gelmiştir. Şaron; Tahran ve Şam’a karşı girişilecek herhangi bir hamleyi de olumlu karşılayacaktır.

*Yazının orjinal başlığı "Israel Mounts Air Attacks On Gaza and Lebanon"dır.
(www.wsws.org'dan, sendika.org tarafından çevrilmiştir)

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Chris Marsden'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.