Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Irak’ta iç savaş kapısı sonuna kadar açık!
Cuma, 03 Mart 2006 - (03:02)
Fehmi Hüveydi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

İngiliz The Sunday Times gazetesi 26 Şubat tarihli sayısında çarşamba günü Samarra’da yıkılanın sadece İmam Ali El Hadi türbesi olmadığını aynı zamanda Irak’taki Amerikan stratejisinin de yıkıldığını yazdığı zaman hiç de hatalı değildi.

Zira o gün Samarra ve diğer Irak kentlerinde yaşananlar, ABD’nin gölgesinde çöküşün geldiği boyutu büyük ölçüde ortaya koyuyordu. Sahne tamamen anlamsız görülüyor. Zira halkı, kubbe altında yatan iki imamın sülalesinden gelen Sünni kent Samarra, 1200 yıldır bu makamın bekçiliğini yapıyor. Bir gün dahi hiç kimsenin aklına bu kentin mezhepçiler arasındaki çekişmenin alanı olacağı gelmedi. Kent uzun dönem birlikte yaşamanın sembolü olarak kaldı. Şiiler Sünni ailelerden birinin makama hizmet etmesi ve kollaması sürdükçe türbenin güven içinde olacağı kanaatindeydi. Polis güçlerinin işgalin gölgesindeki koruma işini üstlenmesi sonrası patlamanın gerçekleşmesi tesadüfi değil.

Dikkat çeken husus, kutsal olarak gördükleri bir mekana saldırı sebebiyle öfkelerini ifade etmek için sokağa dökülen kalabalıkların öfkesini bir başka kutsala, Sünni camilere yansıtması. Yine bağını koparmış kalabalıkların başıboşluğunun, ülkenin gölgesinde yaşadığı büyük güvenlik boşluğunun içyüzünü ortaya koyduğu da gözleniyor. Irak polis güçleri öfkeyi bastırmaktan acizdi. Amerikan güçleri kalabalıkların öfkesini artırmamak için sokaklara çıkmadı. Yönetim tavır sergilemekte aciz kaldı, hatta olayların içyüzünü bilmeden ve patlamanın arkasında duran tarafları incelemeden ülkede üç gün yas ilan etmekte hızlı davranarak tepkinin dozunun yükselmesine katkıda bulundu. Bu durum sahayı ülke sanki hükümetsiz veya yönetimsizmiş gibi hiçbir güvenlik biriminin olmadığı bir ortama bıraktı. Kalabalıkların sokağa dökülmesinde bunun etkisi olmuştur. Öfke dolu kalabalıkları kontrol altına almak zorlaştı ve Sistani’nin bürosundan bir yetkilinin sükunet ve camilere saldırılmaması çağrılarına rağmen öfkenin Sünni camilere ve imamlarına saldırılarak tercüme edilmesi engellenemedi. Geçmişteki başka olaylar gibi patlamanın faillerinin bilinmesi zor. Yaşananlar şu an Irak’ı saran mezhepçi birikimin boyutunu gözler önüne seriyor ve iç savaşın eşiğine koyuyor. Burada unutulmamalı ki işgal gerçekleştiğinden bu yana geçici hükümet kurumunda ve devlet idaresinin oluşturulmasında etnik ve mezhepçi formülü destek aldı. Bu durum fitne tohumlarını besledi ve uzun süre kollanmasına göz yumdu. Üç yıl sonra işgalin temsilcileri durumun tehlike boyutunu kavradı ki Amerikalı elçinin içişleri ve savunma bakanlıklardan ‘mezhepçilerin’ uzaklaştırılmasını talep ettiğini görüyoruz. Irak şu an işgalin beslediği bu ümitsiz formülün hasadıyla karşı karşıya. Sünni, Şii ve Kürtlerin tarihleri boyunca oturduğu kentler bu gerginliğin gölgesinde yaşıyor. Bağdat, Bakuba, Kerkük, Musul ve diğerleri gibi. Hatta Sünni ve Şiilerin oturduğu Dora semtinde taraflar arasında karşılıklı öldürme eylemlerinin aralarında sınır çizimine sebebiyet verdiğini gördük. Semt sakinleri durdurulup mezheplerine göre tarif edilir hale geldi. Bu ise Irak’ın tarihinde görmediği trajik bir görüntü. Durum yüzeyde göründüğünden daha büyük ve derin. Devletin farklı kurumları bu veya şu gruba bağlı birimlerle dolduruluyor. Bu atmosfer içine ordunun veya güvenlik kurumunun konulduğunu ve Samarra türbesi patlamasında gördüğümüz ayarda gelecek ilk çatışma anında nasıl patlak vereceğini tasavvur edebilirsiniz. Bütün grupların müntesibi olduğu mezhebe bağlandığı sürpriziyle karşılaşabiliriz. Bu durum iç savaş kapılarını sonuna kadar açar. Kesinlikle uzak ihtimalli bir varsayım değil bu.

Irak’ın geleceğini ve varlığını şiddetle tehdit eden bu korkunç göstergeler, vatanını seven her Iraklının hatta milletine samimiyetle bağlı her Arap’ın uykusunu kaçıran bir kâbustur. Durum sadece Irak’ın suikastı ve parçalanması sınırında kalmıyor. Olayın çağrışımları Irak’ın sınırlarını da aşıp sonunu bilemeyeceğimiz meçhule doğru gidecektir.

(Londra’da Arapça yayımlanan Şarkulevsat gazetesi, 1 Mart 2006)

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Fehmi Hüveydi'in Diğer Yazıları
   Batı yine radikal grupları besliyor
   Gazze'den çekilme fitnesi
   Laiklerle İslâmcılar Uzlaşabilir mi?
   İran'da ironi ve sürpriz bir aradaydı
   Londra Belediye Başkanının Konuşması
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.