Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Çöken Duvar Değil İnsanlık
Salı, 04 Nisan 2006 - (19:23)
Hasan Turan
İslam Dünyası

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Arvasi ailesi dünyaya geldiği toprakları terk edip, geçinmek  için İstanbul’un yolunu tutalı tam on altı yıl olmuştu.

Gayeleri  ise daha iyi şartlarda “Yaşamaktı” hiç kuşkusuz.

Bunun için hamallık yapmayı da, zengin konaklarında kapıcılık yapmayı da kafaya koymuşlardı.

Helalinden geçimlerini temin edip daha mutlu bir yaşam kurmaları için ne gerekiyorsa onu yapmaya razıydılar.

…Ve öylede yaptılar.

İstanbul’un en güzel yeri boğaz içinde bir yalıda kapıcılık yapmaya başladılar.

Arvasi ailesine “başlarını sokmaları” için yalı bahçesine bir baraka yapıldı.

Onlar için  hiç fark etmezdi  baraka da “yaşamaları.”Ne de olsa başlarını sokacak bir yer bulmuşlardı koca şehirde.Hem bunu da bulamayanlar vardı diyordu baba İrfan Arvasi çocuklarına, Anadolu insanı kanaatkarlığıyla.Hem İstanbul’un en güzel yerinde; boğaz içinde yaşamıyorlar mıydı! sonuçta.

İki kızı vardı Arvasi çiftinin;Zeynep ve Zehra adında. İbrahim’inde dünyaya gelmesiyle sevinmişti aile erkek evladımızda oldu diye .İbrahim’e sorulduğunda “ne olmak istiyorsun?” diye; “okuyup büyük adam olmak ve ailemi daha güzel şartlarda ‘yaşatmak’” istiyorum diyordu, minicik yüreğiyle…

Demesine diyordu ama ‘kader’  bırakmadı.

Acaba kader mi bırakmadı?

Yıllar önce İran’da büyük bir deprem meydana gelmiş ve binlerce kişi hayatını kaybetmiş,yaralanmış ve evinden barkından olmuştu.O zaman İran İslam Cumhuriyeti milletvekillerinden bir tanesi “Burada gerçek suçlu Amerika’dır.” Diye bir açıklama yapmıştı.Basınımızın o günkü bazı kalemleri, O milletvekilini alaya alırken, haberlerde de tahfif edici bir üslupla yer bulmuştu bu beyanat.

Yukarda bahsettiğim olayın, bu örnekle ne alakası var diye düşünebilirsiniz..

Arvasi  ailesinin hikayesine dönecek olursak; İbrahim’in dünyaya gelmesinden bir yıl sonra Zeynep ve Zehra’nın “Yaşamını” yitirmesiyle yıkılıverdi Arvasi çifti. Uzun yıllar ise bu acıya dayanarak yaşamaya, İbrahim’le teselli bulup yaralarını sarmaya çalıştılar.

Arvasi ailesinin kapıcılığını yaptığı yalının yan komşusu ise İstanbul’un ve eğlence dünyasına ev sahipliği yapan, zengin vatandaşlarımızın başlıca mekanı Reina idi.

“Komşuda pişer bize de düşer” diye bir söz vardır.Yok öyle bizim memlekette, komşuda pişenlerden başkasına bir şey düşmez.Adaletin olduğu   bazılarının “Orta çağ karanlığı!” diye tarif etme terbiyesizliği sergilediği dönemlerde düşerdi, komşuda pişenden.

Şimdiki çağdaş medeniyet! döneminde  tepinmek ve zıkkımlanmak için yapılan lüks ve pahalı  mekanların hemen yanı başında, baraka içinde “yaşam” mücadelesi verenler varmış kime ne…

Daha vahimi nedir bilir misiniz? İki metre ilerde her türlü çılgınlığı yapabilecek imkanı olanlar varken;diğer yanda da barakada “yaşam” mücadelesi veren yoksul bir aile.

Ve bu ailenin hazin sonu ...

Arvasi ailesinin tüm fertleri dün sabah namazı vaktinde yan komşuları olan“Eğlence dünyamızın seçkin yeri” Reina’nın istinat duvarının evlerinin  (baraka) üzerine çökmesi sonucu ‘kaderlerine’ yenik düştüler…

Evet yanlış duymadınız.Bir aile toptan yok oldu.Ve benim aklıma yukarıda zikrettiğim örnekte ki milletvekili  geldi birden bire.

Peki burada ki Amerika kim?

Ben buldum!

Bence suçlu Arvasi ailesi!

Sen ta Türkiye’nin öbür ucundan, köyünden daha mutlu bir “yaşam”  koşulları sağlarım diye çık gel.Kırlarda koşup çiçek toplamayı dağlarda gezip koyun otlatmayı,şehrin içinde kirlenmemiş, henüz tertemiz olan adam gibi adamlarla oturup kalkmayı bırak. Gel burada “yaşam” ararken;tepine tepine hayatın tadını çıkaranların koruma duvarının altında kalıp “yaşamını” sona erdir.Oldu mu be güzel kardeşim? Oldu mu  benim mazlum kardeşim?.. Bu dünya sana göre değil.Tarih boyunca tüm firavunların sarayları ve mezarlarının duvarları  senin gibi değersiz! varlıkların üzerinde yükseldi.Zavallı kardeşim düştüklerinde  bile senin yaşamına son verdiler.Ne diyelim ki aziz kardeşim...Aklıma gelen sadece şu ilahi mesaj oldu.

“Zulmedenler pek yakında nasıl bir inkılapla devrileceklerini göreceklerdir.” 

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Hasan Turan'in Diğer Yazıları
   ‘Bir’ olmak…
   Bayram Gelmiş Neyime…
   Ramazan'ı Festivale Dönüştürmek
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.