Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Cezayir izlenimleri
Çarşamba, 24 Mayıs 2006 - (11:57)
Mustafa Ünal
Zaman Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

‘Başbakan neden Cezayir’e geldi?’ sorusunun birden çok cevabı var. Yurtdışı gezilerinin sıradan rastgele değil, bir plan ve program kapsamında, çok önceden düşünüldüğünü anlatıyor Ahmet Davutoğlu. Ardından uzun bir tahlil yapıyor, Cezayir’in Türkiye için stratejik öneminden söz ediyor. Cezayir’in bulunduğu coğrafyada ‘hem Akdeniz, hem Kuzey Afrika, hem Osmanlı hinterlandı, hem de Arap İslam dünyası demek olduğunu’ söylüyor.

Davutoğlu, ‘Geçen yıl Dışişleri Bakanı Gül gelmişti buraya, şimdi Erdoğan... Erdoğan’ın geçen yıl ziyaret ettiği bölge ülkeleri Fas ve Tunus’a ise bu yıl Abdullah Gül gidecek.’ diyor. Kuşkusuz Erdoğan ve Gül’ün birer yıl arayla gerçekleştirdiği geziler iki ülke arasında daha kalıcı ve sağlam ilişkilerin kurulmasına neden oluyor. Yurtdışı gezilerinin hiçbiri nafile değil, her birinin Türkiye’ye sağladığı kazanımlar var. Kimi imzalanan kültürel ve ekonomik anlaşmalarla hemen kısa vadeli sonuçlar doğuruyor, kimi de simgesel ve siyasi amaçlı; meyveleri ancak yıllar sonra alınabilecek. Cezayir için her iki şık da geçerli. Hem bugüne hem de yarına bakan yönleri var. Zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahip Cezayir, uzun yıllar iç kargaşalarla boğuştu, ağır buhranlar yaşadı. Bu da gelişim sürecini olumsuz etkiledi. Bugün yönetimde düzen ve istikrarı yakalamakta olduğu, bu yolda büyük mesafe aldığı söylenebilir. Ekonomik alanda sonucunu gördü de; bütçesi fazla verir hale geldi. 5 yıl için altyapı yatırımlarına ayırdığı para 60 milyar doların üzerinde...

Uluslararası güçler yatırımdan pay kapmak için yarış halinde; Çin, Kore, ABD ve Avrupa ülkeleri iş koparabilmek için amansız mücadele veriyor. Türkiye’nin bu yarışın dışında kalması düşünülemez. Biraz ağır kaldığı söylenebilir, son yıllarda büyük gelişme var, yine de rakamlar hâlâ iç açıcı değil. TOBB’un kalabalık işadamları grubuyla Cezayir’de Başbakan Erdoğan’a eşlik etmesinin nedeni bu...

Cezayir’in, Türk insanının hafızasında canlı yeri var. Fransa’ya karşı verdiği destansı bağımsızlık mücadelesi unutulmaz. Fransızlar bir buçuk milyon Cezayirliyi katletti. Önceki gün ziyaret ettiğimiz askerî müze bu acı olayların tanıklarıyla dolu. Hatırlatmakta yarar var; Adnan Menderes’in bağımsızlık savaşında Cezayirlilere örtülü destek verdiği, silah gönderdiği, yıllar sonra ortaya çıktı. Maalesef Menderes’in duyarlılığı diplomaside aynı karşılığı bulmadı. Türkiye Cezayir’i hemen tanımadı, Fransa’ya daha yakın durdu, tanıyan son Müslüman ülke oldu. Yıllardır iki ülke ilişkilerine bu mahcubiyet damgasını vurdu. 1985’te Cezayir’i ziyaret eden Başbakan Turgut Özal, ‘Yanlış yaptık’ diyerek, özür diledi ve yepyeni bir sayfa açtı.

Erdoğan, Özal’dan sonra Cezayir’i ziyaret eden ikinci başbakan... Dış cepheleri beyaz badanalı, pencere ve balkonları Akdeniz’in mavisiyle boyalı evlerin arasından Osmanlı’nın valisi anlamına gelen Dayı Sarayı’nı ziyaret ediyoruz. Türkiye metruk durumdaki caminin restorasyonunu üstlenmiş. Ardından Barbaros Hayrettin Paşa’nın kurduğu Kasba Mahallesi’nin dik ve dar sokaklarından, Osmanlı’dan kalan Ketşova Camii’ne ulaşıyoruz. Caminin önünde Erdoğan’a kalabalık bir topluluk sevgi gösterisinde bulunuyor.

Orta yaşın üzerindeki Cezayirliler Fransızca konuşuyor. Cezayir’in Osmanlı izleri taşıyan sokaklarında dolaşırken aklıma yıllar önce dinlediğim bir anekdot geldi. Üniversite hocalarından oluşan heyet Cezayir’de bir toplantıya katılır. Cezayirli bir profesör Fransızca yaptığı konuşmasında Osmanlı İmparatorluğu’nun emperyalist olduğunu ve kendilerini uzun yıllar sömürdüğünü anlatır. Bunun üzerine Türk hoca dayanamaz; ‘Eğer Osmanlı söylediğin gibi emperyalist olsaydı konuşmanı Fransızca değil Osmanlıca yapman gerekirdi.’ diye cevap verir. Erdoğan, Türk insanının duygu coğrafyasında yer edinen Cezayir’i iyi ki ziyaret etti, sadece ekonomik değil siyasi sonuçları da var gezinin...

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Mustafa Ünal'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.