Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Mantıkdar İlhan Selçuk, mantıkçılara karşı
Perşembe, 25 Mayıs 2006 - (11:44)
Namık Doruklu
IV. Kuvvet Medya

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Namık Doruklu İlhan Selçuk, görüşlerini paylaşmadığım yazarlar arasında ilk sıralarda yer alır. Bununla birlikte, Türkçe’yi iyi kullanmak gibi, Emin Çölaşan’da bulunmayan bir meziyetinin bulunduğunu da inkâr edemem. Fakat, dili iyi kullanmak, ‘kafa’yı da iyi kullanmak anlamına gelmiyor. 3 Mayıs 2006 tarihli Cumhuriyet’te yayınlanan yazısı, bunun en iyi kanıtı.

Gaflar zinciri, yazının başlığı ile sökün ediyor. Yani anlayacağınız, deyim yerindeyse ‘Dakika bir, gol bir’ olayı. Başlık şöyle: “Dindar: Süleyman Demirel.. Dinci: RTE..” Dindar ile dinci arasındaki bu ayrım, Türk aydınının insanlığın kültürel birikimine yaptığı eşsiz katkılardan birini oluşturuyor. Daha doğrusu, mantığın nasıl katledileceğini gösteren eşsiz örneklerden biri bu ayrım.

İlhan Selçuk gibiler, dinci olmadan dindar olunabileceğine gerçekten inanıyorlarsa, kinci olmadan kindar olunabileceğini de kabul ediyor olmalılar. Emekçi olmadan emektar olmak artık nasıl mümkün oluyorsa?!.. ‘Silahtar’ kelimesi ile ‘silahçı’ arasında da herhalde bir anlam farkı var ama bizim gibi sıradan insanlar anlayamıyor!..

Tabiî ki bu ayrım, gerçekte mantıksız ve içi boş bir kelime oyunundan başka birşey değil. Ve bu keyfî ve saçma sapan oyunu sürdürmemiz durumunda, cumhuriyetçi kelimesine karşı cumhuriyetdar, laikçiye karşı laikdar gibi saçmasapan ama istediğimizi dilediğimiz şekilde yaftalamamıza imkan veren ‘silah’ları elde etmiş oluruz. Siz hiç, ‘dinci’ diye etiketlenen insanların kendilerini bu sıfatla tanıttıklarını duydunuz mu?! Böylesi ‘muz laikliği’ yanlıları, tanımı gereği bir laiğin insanları dinci ve dindar diye kategorize edemeyeceğini, bu tutumun, insanları aforoz edebilme hakkını kendinde gören Katolik Kilisesi’nin laikçi versiyonu olduğunu anlayabilecek kadar olsun bir mantığa sahipler mi?!.. Papaz, ‘Sen hristiyan değil, dinsizsin’ deme hakkını kendi buluyor, ‘laikçi’ler de, insanların dindarlık derecesini ölçme yetkisinin kendilerinde bulunduğunu, dilediklerine, ‘Sen dindar değilsin, dincisin’ diye dindarlıktan ‘aforoz belgesi’ takdim edebileceklerini sanıyorlar.

İlhan Selçuk’un ilk cümlesini geçelim. Bütün mantık kurallarından azade olma gibi bir özelliği taşıma başarısı gösteren ikinci cümle şöyle: “Demirel bugün hiçbir partinin başında değildir, hiçbir devlet görevi yoktur. Süleyman Bey'in bu bakımdan inancını dile getirmesi din sömürüsüne girmez, laikliğe ters düşmez...”

Hiçbir partinin başında olmayan, hiçbir devlet görevi bulunmayan milyonlarca insan yaşıyor bu ülkede. Demek ki, onların da, inancını dile getirmesi din sömürüsüne girmez, laikliğe ters düşmez.. Demek ki, üniversitelere başörtülü girmek isteyen zavallı kızların başlarını örterek inançlarını dile getirmeleri de din sömürüsü değildir, laikliğe ters düşen bir tutum olarak görülemez. Demek ki, hiçbir partinin başında bulunmayan, devlet görevi de olmayan sivil vatandaşlarımızın hiçbir beyanı, din sömürüsü ve laiklik karşıtlığı olarak nitelendirilemez.

Ama hayır, gerçekleri tersyüz etmeye, olayları çarpıtmaya, sinekten yağ çıkarırcasına Demirel gibi isimlerin konuşmalarından kincilik değilse de kindarlık üretmeye kilitlenmiş bir mantık, aslında bunu kabul edemez. O yüzden de, ancak, Demirel’e ayrıcalık tanımak anlamına gelen tutarsız ve mantıksız yorumlar üretebilir. Demirel için, devlet görevinin bulunmaması, din sömürüsü yapmadığını ispatlamaya yeterlidir, ama diğer vatandaşlarımız için aynı şey söylenemez, değil mi?.. İlhan Selçuk gibi isimlerin yasalar karşısında eşitlikten anladığı da herhalde bu olmalı!..

İlhan Selçuk, mantıksız ve tutarsız değerlendirmeler zincirini, Demirel’in “doğru”larından nakiller yaparak sürdürmeyi gerekli görmüş. Onlardan biri şöyle: ''... uygar dünya içinde Batı ülkelerinin hâkim olduğu bir dünya bulunuyor; ben 'bu bir Hıristiyan dünyasıdır' diyemiyorum. Çünkü Aydınlanma döneminden beri dinle devlet ayrıldığına göre bugün uygar dünyadır.''

Dinle devlet ayrıldığına göre, Batı dünyası “uygar dünya” imiş!... Eh, konu laiklik olunca böyle oluyor, yarın özelleştirme, demokrasi vs. gibi konular gündeme geldiğinde, bu uygar dünya emperyalist, sömürücü, ulus-devlet ve Türkiye düşmanı bir canavara dönüşür.. Demirel gibi Selçuk da, dinle devletin ayrılmasının uygarlık değil laiklik anlamına geldiğini anlayamamış galiba, bu yaşa kadar öğrenemedikleri birşeyi bundan sonra kavrayabilmeleri de zor. Uygarlık, insanlık tarihi kadar eski bir kavram. Mesela, ilk uygarlıklar olarak Mezopotamya, Mısır, Eski Yunan vs. kabul ediliyor. Laiklik ise şunun şurasında 200 yıllık bir kavram. Demek ki, Demirel ile Selçuk sadece laikliğin değil, uygarlığın da ne olduğunu bilmiyorlar. Ama, bilmeye ne gerek var değil mi?!.. Türkiye’de Atatürkçü, laik ve çağdaş olduğunuzu ikide bir muhataplarınızın gözüne sokmak, büyük siyasetçi ve büyük yazar kabul edilmek için yeterli olabiliyor nasıl olsa.. Ayrıca Demirel, “Bu bir hristiyan dünyasıdır” diyemiyormuş. Gelin görün ki, İlhan Selçuk’un Demirel’den aktardığı bir başka doğru, bu hükmü yerle yeksan ediyor: “Laik devlet dinsiz devlet değildir.'' Demek ki, Batı dünyası da dinsiz değil. O halde?!...

Yazarımızın bütün bu ifadelerini okurken bir yandan da ‘Neredesin mantık?’ diye düşünmekten kendimizi alamazken, sonunda ‘içinden mantık geçen’ bir cümle ile müşerref oluyoruz: “Demirel dincilerin karşısında dengeli ve sağduyulu ortak mantığı temsil ediyor; düşmanlık duygularından çok uzakta, sıcak ve kucaklayıcı bir söylemi var...”

Görüyorsunuz, son derece ‘mantıkdar’ bir cümle. Üstelik bu, ‘sade mantık’ da değil, bir yığın olumlu sıfatı peşine takıp, Demirel’in ‘kır at’ı gibi şaha kalkmış bir mantık.. Mantık ama, ortak; mantık ama, dengeli; mantık ama, sağduyulu. Dinci ile dindar arasında fark bulmayı başaran bir mantığın kendi kendisini aşması, “ortak-dengeli-sağduyulu” hale gelmesi elbette gerekirdi. Fakat bizim gibi sıradan insanlar, ‘Mantık, sadece mantık, yalnız ve yalnız mantık’ dediği için, mesela ‘kindarlık’ ile ‘kincilik’ arasındaki farkı da bir türlü kavrayamıyor. ‘Sade mantık’, “Bugün Meclis 41 milyon oyun sadece 16 milyonunu, yani yüzde 40'ını temsil ediyor; dışarda yüzde 60 oy var...'' diyen Demirel’in ‘doğru’su karşısında kendinden geçip mest olan İlhan Selçuk’un, bunun ardından şu kelimeleri yazabilmiş olmasını da anlayamıyor: “Erken gelen seçimden söz açılıyor; vaktinde yapılacak bir seçimin bile eli kulağında sayılır. Bir mucize ya da beklenmedik bir şey olmazsa partiler sandığa bugünkü halleriyle darmadağınık gidecekler... / Anketler açık seçik gösteriyor ki hiçbirinde tek başına iktidar umudu yok...”

Dengeli ve sağduyulu ortak mantıkdarlığın bu şaheser cümlelerini okuyan ‘yalnız kalmış mantıkçı’ olarak, mantıkdar İlhan Selçuk’un şu sorulara cevap vermesi gerektiğini düşünüyorum:

“Sayın mantıkdar, dışarıdaki yüzde 60 oy sizin için çantada keklik mi?!.. Bu oyların sizin hanenize yazılmasını sağlayan mantık size kimden miras kaldı?!.. “Demirel’in mantığı ‘ortak mantık’ ise, onun mantığı neden tek başına iktidar olamıyor?!”

“Anketler sizin ‘ortak mantık’ olmadığınızı söylemiş olmuyor mu? Anketler mi, yoksa siz mi yalan söylüyorsunuz? Anketleri geçelim, Meclis’in şu andaki aritmetiği mi, yoksa siz mi yalancısınız?”

“Mantıkdar bir insan olarak, mantığın istismarı anlamına gelen böyle bir yazı yüzünden utanç duyabilecek kadar sağduyulu musunuz?”

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Namık Doruklu'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.